Nakşibendiliğe giriş mertebeleri

Posted on 26 Aralık 2010

0


Nakşibendiliğe Giriş Mertebeleri

Her insana lâyık olan, kendini yaratan ve yaşatan Allah’ı bilmek ve O’na her vesîle ile saygı ve sevgisini izhâr etmektir.

  1. Birinci mertebe Allah’a ilk saygı ve sevgi ifâdesidir; Ya Rabbi, Sen varsın ve birsin ve her şeye kadirsin demektir.  Bunu küçüğe büyüğe telkin etmek ve herkese öğretmek lâzımdır. Bütün iyilik kapılarını açan miftah, Allah’ı bilmek olduğu gibi bütün fenâlıkların kapısını açan anahtar da Allah’ı tanımamaktır.  Allah’ı bilen, onu sayan ve seven bir kimse yapacağını da bilir yapmayacağını da bilir.

 

  1. İkinci mertebe olarak cemaata, kimseye zarar yapmamayı telkin etmelidir. Çünkü zarar yapmak insanlığa yakışmayan bir sıfattır. Zarar da iki kısımdır. Ya elle ya dille olur. Binâenaleyh her hareketimize, bir kimseye mânen olsun maddeten olsun zarar yapıyor muyuz diye tefekkür etmemiz lâzımdır.  O anda mü’minin kalbindeki îman nuru ona zarar mı yoksa fayda mı olduğunu beyân eder. Fahr-û kâinat aleyhi efdâlussalât vesselâm Efendimiz, müslümanı tarif ederken;

“Kimseye elinden ve dilinden zarar gelmeyendir”

Diye buyurmuştur. Her söz ve hareketin nereye varacağını hesâb    etmeden söyleyen ve yapan kimse muhakkak onun cezâsını çekecektir.

 

  1. Üçüncü mertebe olarak her ihvan, herkese karşı elinden veyâ dilinden gelebilen faydadan geri kalmamalarını telkin etmek de zarûridir ki; bu da mü’mindeki îman kuvvetine delâlettir.  Çünkü kalbde parlayan îman, insanı faydaya çeker, zarardan uzak eder.

 

  1. Dördüncü mertebe de bütün ihvanlarımıza kimseye karşı kalplerinde sû-i niyet, sû-i zan kat’iyen taşımamalarını telkîn etmek lâzımdır ki; bu sûretle herkesten de kendilerine karşı kötü niyet ve zararları kaldırmış olsunlar. Kalp kalbin aynası olduğu cihetle, senin kalbinde muhabbet veya buğz muhakkak karşındakinin kalbine aksedip onun da size karşı ya muhabbet veya buğz ile imlâ eder, doldurur.

 

  1. Beşinci mertebe olarak daima müsâmaha tarafını, birbirlerinize karşı rıfk ile muamele cihetini ihtiyar etmekliği, ihvanlarımıza telkîn etmek lâzımdır.  Bu da çok ehemmiyete alınacak bir hususdur.  Zîra rıfk ile hareket eden maksuduna erer. Huşûmet sahibi ise mahrum kalır. Bunu da bize Fahr-i kâinat Efendimiz tâlim buyurmuştur.

 

     Bunlar, mekârim-i ahlâkın[1] kilitleri olup bunlarla amel etmek ve ahlâklanmak her insana farzdır.

 Kalbinize gelen ilhamlarla nasihat ediniz.

 Meşayıh-ı kirâmın ve Hazreti üstâzımızın  imdatlarını talep ediniz.

 Bildiğiniz hayrı tebliğ işlerden de tahsîr ediniz.

 Namaz emrine ziyade dikkat ediniz.

 Ezânı Muhammediyi  beş vakitte okutunuz.

 Ne bizden ne başka milletten, ne kadın ne de erkeğin aleyhinde konuşmayınız

 Ve kimsenin zararına uğraşmayınız.[2]


[1] Mekârim-i ahlâk:  اخلاق مکارم    cömert huylar

[2] 5 Haziran 1967 – 27 Safer 1327

Reklamlar
Etiketlendi:
Posted in: sohbet