Sohbetül hakkani_27

Posted on 26 Aralık 2010

0


Sohbet 27

Medet yâ Seyyîdi, bizim kulaklarımızı açacak imdat taleb ederiz.

Yâ Rabbi şükür. Şükrü unutan cennet yolunu bırakmıştır, şükretmeyen cehennem yolundadır. Destur yâ Seyyîdi, yâ Sultanûl Evliyâ, işte bu bir söz yerine yetişir. Çünkü onların işitecek kuvvetleri var.

 ― Evliyâullahın kuvveti ne derecede?

 Temsil yoluyla; karıncanın ayak sesini gök gürlemesi gibi işitir. Cihazlar açık olduğunda bir ses öbürünü kapatmaz, yüz kişi konuşsa yüz kişininkini alır, bin kişi konuşsa bin kişininkini alır. İnsan, Hazreti insandır. Biz burada “Destur” dediğimiz anında yetişmiştir, bu makam edep makamıdır.

“El edebi hayrul minel zehebi”: Tepe gibi altının olacağına edebin olması hayırlıdır.

Lâkin millet zehebin, altının arkasından koşturur, edebin arkasından koşturmaz. Bu insanlar edepli olsa başlarına rahmet yağar. Âdem peygamber dünya üzerine ayak bastıktan sonra kaç bin seneler geçti bu 21. asır kadar,

  • Edepsiz, dinsiz, îmansız,
  • Acımasız, merhametsiz,
  • Kalpsiz, ruhsuz, yüzsüz

Bir insan nesli bu yeryüzünde yaşamış değildir. Kalitesi en düşkün olan insanlar bu 21. asrın içinde dünyada onlardan dolmuş. Kalitesi on para etmez. Sen kıymet verirsen seninde kıymetin düşer.

  • Allah bilmeyen adamın kıymeti nedir?
  • Allah demeyen adamın kıymeti nedir?

Kalbimiz sıkışıyor diyor hekime gider, hekim bakar der ki,

 “Kalbin sıkışıyor, bakalım ne sebeptendir?”

Kalp sıkışmaz, ancak damarlar sıkışırsa, tıkanırsa o zaman kalp sıkışır. Damarlar tıkanmasa kalpte birşey yok. Lâkin damarlar tıkanmıştır ki, kan deverân etmeyince ânınca, dakikasınca, saniyesince hareket edecektir. Tehir olursa kalp sıkışmaya başlar, doktora gider. Allah ellerine düşürtmesin, dr. der ki,

“Muayene yapacağız, bakayım senin kalp ve kalbinin damarları ne haldedir göreyim.”

Ellerine düştükten sonra teslim bayrağını açıp duracaksın,

“Sen bilirsin dr. bey, biz bilmiyoruz, üzerimizden bu sıkıntıyı al da yolla ne yapacaksan yap, teslim olduk.” Dr. der ki,

 “Ağa, bey, paşa, öyleyse tıkanmış damarları yapmamız için bize imza izin ver, seni tedâviye alalım, filan gün geleceksin, anciyo yapacağız!”

Anci demek anca ve kancayı takacağız. Kalp sıkıştı mı kancayı tak çek bakalım.. Şimdi bunu söyledik.

Euzûbillâhimineşşeytanirracîm, Allah bizi şeytandan ve şeytanın temsilcilerinin eline düşmekten muhafaza buyursun

Bismillahirrahmanirrahîm , o rahmetleri bizim üzerimize indirsin.

İnsan acayiptir, şimdiye kadar bu bizim tıkanmış kulaklarımızı açsınlar diye uğraşan adam yok, belki nâdirattan olarak kulakları tıkanan çok insan olur, bunlar hemen “bu kulağımı aç bak” diye hekime koşar. Bu kulağı açmak ister de, can kulağını açmak istemez. Milletin can kulakları tıkanmış. 21. asrın insanının can kulaklarının hepsi tıkanmıştır. Lâkin kimse çıkıp “bu can kulağımız bir şey işitmiyor” demiyor.

 Bu yerzüzü, bu dünya bizi rezîl etti, bu dünyanın belâsından millet ne yediğini, ne içtiğini biliyor, ne gecesi gece, ne gündüzü gündüz. Herşeyi tersine çevirmişler bu can kulağımızı açacak adam yok mu? Diye soracak adam yok. Tıkanan damarları açmak için günde kaç yüzbin insan bu tıkanmış damarımızı aç, kalp damarımızı aç, yaşayalım! Diye hekimlerin kapılarını aşındırıyor.  21. asrın insanı böyle bir cehâlet içerisindedir, yani şimdi kendi yaratılış hikmetini arayan bir insan yoktur. Yaratılış hikmetini öğrenmek isteyen hemen hemen ya binde bir, ya yüz binde bir kişi bulursun.

― İnsan yaratılış hikmetini öğrenmediği vakitte nedir?

Hayvandır, onları hayvan sınıfı da kabul etmez. Hayvan sınıfının yaratılışını ve hikmetini kabul etmeyen iki ayaklıları aşağı sayar.

 “Bunlar bizim gibi değildir, bunlara belki hayvan derler ama bunlar bizim gibi değil bunlar insan sûretinde hayvanlardır. Cenâb-ı Hakk bizi böyle yarattı biz kendi sınıfımızdayız, bizi yaratanın ne hikmetle yarattığını da biliriz, o yolda da hizmet veririz.” (Hâşâ minel huzur)

Eşşek, şeddeli bir kimsenin hâşâ minel huzur dediğini kabul etmemiş, kendi lîsanıyla,

“Ne için bizi andığınızda haşa minel huzur dersiniz? Bizden ne kabahat gördünüz? Yâni “hâzır olanları eşeğe benzetmeyelim, hitap size değil eşekleredir” sözünü kabul etmiyoruz. Sizin huzurunuz bizim huzurumuzdan daha mı şerefli? Bizde ne kabahat var?”

Demiş, çünkü kuşun kurdun lîsanı vardır. Kuşun kurdun lîsanı Cenâb-ı Hakk’ı tesbih eder. İki ayaklılar Hakkı tesbih etmek için kendi lîsanlarını kullanmıyor. Bizim ne kabahatımız var. Allah bizi eşek yarattıysa biz rıza üzerineyiz, bizim kavgamız yok, sizin gibi bizim bir şikâyetimiz yok, sizin gibi kötü bir tabiatımız yok. Biz ne hikmetle yaratıldıysak  o yolda hizmet veriyoruz. Cenâb-ı Hakk bizi sizin için yaratmadı mı? Yarattı, âdemoğullarının yüklerini taşıyın, sırtına binerse kendini taşıyın, itaat edin dedi.”

 Eşeği sapana koşmak zulümdür, çünkü eşeklerin ve develerin ve atların boyunları öküzün ensesi gibi değildir.  Cenâb-ı Hakk çift için öküz cinsini halk eyledi ki, onları gücü boyunlarındadır. Onlar sabanı çekmek için tarlayı sürmek için îcad oldu. Eşek eziyetlendiği vakitinde zulümdür, zulümle sürdüğü için zulüm tarladaki ekini yetişmesine mâni olur, yüz verecekse on olur.

Zulüm yıkar, zulümle devletler pâyidar olmaz, yıkılır. Küfürle yıkılmaz da zulümle yıkılır, zulüm adaletin ortadan kalktığına işârettir.

Kâfir olur, kendi yolunca hakkı, hiç olmazsa kul haklarını gözetir. Kendi bildiğine göre de Cenâb-ı Hakk’ın hakkını gözetmek ister, islama göre kâfirdir lâkin kendileri biz kâfiriz demezler, bilakis biz mü’miniz der. Binâenaleyh onlar kendi îmanlarıyla adaleti gözettiklerinden payidar olur, biz müslümanız demediğimiz için zûlme kapıları açtığımız için, bizi batırır onları ayakta tutar.

“Cenâb-ı Hakk bizi sizin hizmetinize verdi, biz üzerimize ne yük koyarsanız çekeriz, sizin bazı insafsızlarınız bizim belimizi kıracak kadar yük kor, kendisi de bizi ezerekten biner, eline sopa alır, gene biz bir şey demeyiz, gene onun emrindeyiz. Çünkü Allah, âdemoğlunun emrinde duracaksın diye emretti. Yanlışımız var mı bizim? Bağladığınız semerlerden, palanlardan, derimiz yağır olur gene sizin hizmetinizdeyiz. Siz bizi niye aşağılatırsınız? Ey âdemoğlu senin yaratılış hikmetinden haberin var mı? Yeyip içip abdesthâne doldurmak için mi yarattı? Sen bizi aşağılamaya utanmaz mısın? Senin yerin bizim yerimiz değildir, bizden aşağıdır, tepin onları aşağıya!”

 20. asrın insanının umûmi görünüşü böyle. Yaratılış hikmetini bilen adam hemen hemen yok olmuş. Dünyanın üzerinde altı milyar insan var, sokaklarda hayvanlar gibi koşturuyorlar. Ne için istemezsin? Yaptığın rezillikleri devam ettirmek için istemezsin. Zaten yaratılış hikmetinden kaçtığın için o belâ üzerine geldi, yaratılış hikmetini bilen adam cennet yolundadır, korkma yürü, sırattan öyle geçersin, değilse düşersin.

 “Ooo Şeyh Efendi, ne kadar mekteplerimiz var, üniversitelerimiz var….yüzmilyonla çocuk okutuyoruz.”

 Ne okutursun? Allah dedirttin mi? Hangi üniversitede Allah der? Ya Türkünkü, ya Arabın ki, ya Avrupanınki, ya Amerikanınki, hangi üniversitelerinde? Siz utanmazsınız, utanma nerede, arlanma nerede? Allah denmeyen yere girdiğin vakitinde sen adam olur musun?

Cerîdeler yazıyor; “Eylül girdi 25 milyon çocuklarımız mekteplerine başladı.”

 Yakıştı! Ne okudun? Ne söylersin? İşte ateşin arasında bıraktın. Hiç olmazsa avrupanın eski üniversitelerinde istavroz var, yahut bir azizlerinin saintlerinin sûretleri var, bunların o da yok. Bunların uydurmaları büsbütün uydurma.

 Hâsılı kelâm bu insanlar çoktan cezâyı hak etti de sürdürüyor, mühlet veriyor. Bu harp yaklaşıyor. Bu insanlar çırılçıplak sokaklarda dolaşıp karnaval yapıyor, rezillik, pislik hesaba gelmez. Müslümanlardan gidelim câmimize girelim diyen yok. Hristiyanlardan girelim kilisemize uğrayalım, tapınalım inandığımıza yalvaralım, bu belâyı bizden def etsin diyen yok. Avrupa ayağa kalkmış “muharebe istemeyiz” sokakta kime söylersin be? Bre senin Allah’ın yok mu? İbâdethane olarak kabul ettiğin yere girsene. Yahudiler öyle, hristiyanlar öyle, müslümanlara daha büyük ayıp bin defâ ayıp. Onun için avrupaya bir vurursa bu müslüman yolunu tutupta yavur geçinenlere on şamar gelecek. Allah bırakmaz,

 “Onlara azgınlıkları artsın diyerekten fırsat vereceğim ve iplerini uzatacağım lâkin iplerini bırakacak değilim, çekince düşüreceğim. Ben’im ilâhi saltanatımı kabul etmiyorlar. Bu 21. asrın insanları ve devletleri şeytanın saltanatını kurdular ve bu saltanatın devamını ister. Lâkin haklarından gelmek üzere Ben’im iradem gelmiştir, tertibat hazırdır. Bizim ilâhi saltanatımzı yıkmak için şeytânî ne hile tuzakları varsa kurdular, lâkin kapanım hazırdır, Ben’im kapanıma düşüreceğim onları ki, yaptıkları on para etmeyecektir.”

  •  Alaman istemezmiş, yakıştı!
  •  Fransız keferesi hiç istemezmiş,
  •  Rusun canı sıkılmış,
  •  Çin; ne yapayım benim başımda milyarla adam var, ne taraf hafiflerse ben de o tarafa yükleneyim diye başka hesabı var,
  •  Amerikan çeşit türlü silahlarıyla hepinizi ezerim geçerim kimseyi tanımam der,
  • Fakir Araplar taş atar taşlarla muharebe eder,

 Arapların 20 tane devletleri var, orduları var, bir tanesi silah atmaz. Kudüsü şerifte de, Filistin’de  çoluk çocuk tankın üstüne boyuna taş atar cıırr  eder ateş açar, kaç kişi yere düşer gider. Sonra heşaheyle “şehîd olduk gidiyoruz!”.

Bre hangi kitapta gördünüz bunu? Kimin şeriatıdır? Şeriattan haberleri mi var? Çocuklara şeriatı öğretmediler ki. Çıkın dışarı taş atın! Diyor,

“Biz Davud peygamberin zamanında mıyız?”

“Calûtu taşla vurdu öldürdü, sapan taşıyla!”

“Bre senin karşında demir çelik yürüyor, senin taşın ne? Sen elindeki makinalı tüfekle vursan benim demez, seker sana döner.”

― İnsan niçin kendi yaratılış hikmetini bilmiyor?

Çocuklarımıza öğretmedik, bu kadar milyon çocuk var. İlk mektep değil okul dedi, mekteplikten çıkarttı çünkü mekteplerde Allah dediydiler, okul olduğu vakitte

  •  Allah demesi yok, Allah adı yok,
  •  Peygamberler, Enbiyâlar yok
  •  Evliyâlar yok, din isimleri yok,
  •  Cennet- cehennem meseleleri yok,
  •  Kıyâmet yok, Mahşer günü yok,
  •  Mahkeme-i kübrâ diye bir şey yok.

 Ot gibisiniz diyor bitersiniz, biçilirsiniz, geçer gidersiniz. Dehrî derler buna tabiatçı, naturalist. O papazın yetiştirdiği maymunlar, o sülâleden gelenler, taptığınız ne taraftan? Atası şempanze mi, goril mi, orangutan mı? Yedi çeşit şebek varmış. Hangisinden gelmesiniz?

  •   Sarışın ve kırmızıya bakanları avrupa  tarağının insanlarıdır,
  •   Siyah goriller afrikanındır,
  •   Şempanzeler bize ait olanlardır, esmerdirler, beyaz yok
  •   Kumral ve kırmızı şiman küresi dediği insanlar hep o tarafta.

 İşte böyle tarif taksim de yapıyorlar. Milleti berbat ettiler, insanlığın şerefini bıraktılar da bizi maymunlara benzettiler (Hâşâ sümme kelle). Bütün maymunlar da kıyâmet günü Cenâb-ı Hakk’ın huzurunda secdeye durup:

 “Yâ Rabbi, bu senin kulların bize iftirâ ettiler, hâşâ, biz bunların ataları nerden olduk? Bu edepsizler bize kendileri ataları dedi, bunların iddiasından dolayı  bize azap gelecek diye korkuyoruz, aman ya Rabbî biz bunlarda değiliz aman!” Diyecekler.

 Şükür yâ Allah, tövbe yâ Allah. Allah aklımızı îmanımızı bağışlasın, öyle bir yola soktu kendilerini ki bu yolda geri dönülmez. Eskiden hâkim ağır cezâda îdam için mahkûmiyet verdiğinde kalemi kırdıktan sonra artık onun tedbiri biter, tertibi kalmazdı. Yazan kalemin mürekkebi de durdu, artık başka yazacağı yok. Şimdi tövbe yâ Rabbi demekten başka kurtuluş yok, aman yâ Rabbi tövbe yâ Rabbi.

 Bize avam lîsanından söyletiyorlar ki herkes anlasın, halimizi, şânımızı, nerede olduğumuzu bilelim. Allah yâ Rabbi, bizi hakîki tövbeye eriştir, Sen bizi cennet yolundan ayırma. Cennet yolu peygamberlerinin salih kullarının yoludur, onların arkasından bizi ayırma, topal karınca hicaza gidiyor gibi bizi de onlarla beraber kıl yâ Rabbi. Tövbe yâ Rabbi. Şükür yâ Rabbi.

Allah’ın huzurunda en şerefli kul olan Habîbullahın hürmeti için bizi bağışla bizi helâk olanlardan etme yâ Rabbi.

Bi hürmetil Habîbi el-Fatiha[1] 

Nâzm

Evliyâya eğri bakma
Kevn ü mekân elindedir
Mülke hükmün süren o dur
İki cihân elindedir.

Sen ânı şöyle sanursun
Sencileyin bir âdemdir
Evliyânın sırrı vardır
Gizli âyân elindedir

 


[1] 9 Mart 2003/ 6 Muharrem 1424 tarihinde verilen sohbettir.

Reklamlar
Etiketlendi:
Posted in: sohbet