Sohbetül hakkani_28

Posted on 26 Aralık 2010

0


Sohbet 28

Kalp rahat olmasa uyku gelmez, insan Allah’ın inâyetine dalâlettir. İnsan korku ve açlıkta uykusuz kalır. Uyku, Cenâb-ı Hakk’tan sekînettir, rahatlamadır. Abdulâciz: aciz kul demektir.

― Allah’ın sevmediği sıfat nedir?

Kulun kendisini birşey yerine sayması ve Cenâb-ı Hakk’a kafa tutmasıdır. Allah onu sevmiyor, Allah’a kafa tutma. Allah’ın emirlerini zorlayan, yasaklarına hücum eden kimse, Allah’a meydan okuyan bir şey yapabilirsen gel yap mânâsınadır.

Euzûbillah.. öyle iddiaya düşmekten Allah’a sığınırız. O öyledir de ağzımızla diyemiyoıuz, lâkin hareketlerinizin lîsanı vardır, namazın dili vardır, orucun dili vardır. İşte onlar kıyâmet gününde, bizim namaz kıldığımıza dâir, Cenâb-ı Hakk’a tâzim üzerine olduğumuza dâir âzâlarımız şahitlikte bulunacaklardır. Onun için sen nefsini yevm etme. Allah’a karşı Allah’ın sana vermiş olduğu ilâhi ikrâmına karşı sen nefsine sahiplik yap. Allah’a karşı kafa tutar olma, her kim Allah’a kafa tutmuşsa nâdedîd olmuş, adı sanı kalmamış, adı sanı söylenmez olmuş. Lâkin kendi hânesine tahakkuk eden cezâyı çekmeye mahkûm olmuştur. Dünyada azıcık çeker amma asıl işin kökü âhirettedir. Belki diliyle Cenâb-ı Hakk’a meydan okumaz lâkin ameliyle Cenâb-ı Allah’a karşı olduğunu bildirir. Düşünmeden yaptığımız her hareket Cenâb-ı Hakk’a kafa tutmak gibidir.

 Sen ben kimiz? Ne kafa tutması? Senin büyüklüğün bir iki ayak üzerinde dolaşan mahlûksun, Cenâb-ı Allah başka mahlûkları dört ayağının üzerinde dolaştırıyor. Cenâb-ı Hakk’a karşı samîmi dur, edepli dur, Cenâb-ı Allah’ı unutma ki unutulmayasın. Unutan kimse kendi unutulur. Cenâb-ı Hakk hiç bir şeyi unutmaz. Lâkin  ilâhi olan lütuf ve inâyetine dâir o kimse Allah’ı unutmuşsa,

 “Bunu başkasına aktar, buna verme, çünkü bu bize karşıdır, bu şeytanla beraberdir, bu kimse şeytanla ortaklık yapmıştır, buna verme.”

Denir, melâike-i kirâm ona birşey vermez, o kimse Allah’ın verdiğini almadığı için azaba mahkûm ve müstehak olur ve o kimsenin ahmaklığına delâlettir. Ahmak olmasa kendisine takdîm olunan cevâhiri geri döndürür mü? İlâhi lütuf geri döndürür. Ahmaklık boynuna asılır, ilâhi lütfu geri çevirir ve Allah’a karşı Allah’ın gazabına kendisini hedef tutar. Ve Allah’ın gazabına kendisini açık bırakan kimse ne dünya ne âhirette hayır edemez. Gâfil olma, Allah’ı unutma.

 Elimizdeki tesbih boyuna bizi tembih eder yâni bize seslenir.

“Elindeyim niye beni elinde tutarsın? Beni birşeyle meşgul et, ya Estağfirullah de ben de diyeyim, veyâ Elhamdülillah veyâ Lâilaheillâllah Muhammedurresulûlah de, bir şey söyle ki beni boş bırakma.”

Çünkü beni boş bırakmayan kimse Rabbisini boş bırakmıyor demektir. Rabbisinin zikrini devam ettiriyor, dâima Allah ile beraber olduğunu biliyor, çünkü elindeki tesbih insana uyanıklık verir, Allah ile irtibatı kesilmez. Tesbihi oraya koydu mu, ben dilimden tesbih çekerim der ama bir dakika çeker sonra unutur, isteğini ederler. Allah’ı unutma, Allah’ı unuttuğun vakit Allah’ın ilâhi lütuf ve atâsı senden geri kalır. Cenâb-ı Allah melâikeye,

 “Onu da geç, o Bizi unutmuştur geç, Bizi unutmayana bak, Beni unutan adamın yaşamak hakkı değil veyâ yaşaması erzeli ömür; en kötü, en rezilâne hayattır, Allah’ı unutarak yaşanan hayat en pespâye en rezil hayat. Bırak bizi unutanı bırak, ona birşey verme, bize inanan bizi unutmaz. Bizi unuttuğu vakit bize inanmıyor demektir. Bizi unutan kimse bize inanmıyor. İnanan adam nasıl unutur” Der.

Onun için bu millet ve bu insanlar sıfırı tüketti. Her işin başında Bismillâhirrahmanirrahim… Besmele-i şerif sana Allah’ı hatırlatır.

― Nefsin sana Allah’ı unutturmak ister, ne için?

 Serbest kalsın, istediği haltı yapsın diye insanın nefsi şeytanın ortaklığıyla sana Allah’ı unutturmak için uğraşır. Allah’ı unutan kimse her pisliği yapar, onun için bu zamandaki insan şeytanları ile din şeytanlarının tembihine uyma.

“Tesbih alma!”

“Ne için?”

“Sen duymadın mı, irtica kanunu çıktı, her kim eline tesbih alırsa gerici ve mürtecî sayılacaktır! Elinde tesbih görünen adam tarikatçı sayılır, biz tarikatçı adam istemeyiz. Biz Allah’ı hatırlayan insanı istemeyiz, bize Allah’ı unutan insan lâzım!”

 Allah’ı unutan insan hayvandan daha geriye düşer. Çünkü hayvanların tesbihi var, hayvan kendi lîsanından Cenâb-ı Allah’ı tesbih eder. Her hayvan kendi ötüşüyle, kendi çağırmasıyla Cenâb-ı Allah’ı tesbih ediyor. O kimse ki Allah’ı unutturmak ister, onun sınıfı hayvanatın seviyesinden aşağıya düşer. Unutma, unutulursun, unutma ki unutulmayasın. Cenâb-ı Allah,

 “Ey benim meleklerim, kulum bizi hatırladı ikram ediniz” der.

 Cenâb-ı Allah sonsuz kudretiyle lahzada hesaba gelmez melâike-i kiram yaratır, yerler gökler melâikeyi kiramla doludur ve Cenâb-ı Allah kendisini unutmayanın üzerine o melâikeyi kiramdan tâyin eder ve o kimse Allah’ı unutmaz devam eder. Erzeli ömür yâni en rezilâne hayat, en çekilemeyecek hâle gelen hayat o azabın başlangıcı olur. O kimse ona mahkûm oldumu dünyadan çıksın ister. O sıfattaki adamın gideceği yer dünyasından daha hayırlı değil ki, dünyada geğis haline geldi mi ölmek ister, zanneder ki öldüğünde bulacağı ve varacağı âlem ve o âlemdeki şartlar dünyadaki çektiğinden onu kurtarmıştır, artık dünyadaki eziyetten kurtulmuştur. Allah’ı unuttuğundan dolayı o havaya girmek ona ilâhi bir azap verir.

“Ey kulum Ben’i zikrettiğin için Ben’i unutmadığın için sana sekiz cennet kapılarını açıyorum, ötekisine de Ben’i unuttuğu için cehennem kapılarını açıyorum.”

Unutmayanlara cennet, unutanlara cehennem vardır. Kısa kelâm, uzun boylu birşey istemez.

  •   Allah’ı unutanlara cennet yok.
  •   Allah’ı unutmayanlara cennet var.
  •   Allah’ı unutanlara cehennem var.

Allah’ı yâdından silme, yâdında, aklında, fikrinde ve kalbinde tut ki, gözünü yumduğun vakitte cennet kapıları sana açılsın, giresin, unutma.

Onun için tarikatler insaları Allah’a yöneltmek içindir, Allah’ı unutanlara Allah’ı hatırlatmak içindir, al o tesbihi eline, Allah de, yüz defâ de yüzbin defâ de… Her deyişinde sana bir hazîne açılır. De, durma, Allah de. Sana hazîneler açılsın, istersen bırak.

  • Allah demeyenlere yedi cehennem kapıları açılır,
  • Allah diyenlere sekiz cennet kapıları açılır.
  • Allah diyenlerin kalp gözleri açılır.
  • Allah demeyenler kör kalır.
  • Allah diyenlerin dünya ve âhiretin güzel rızıklarını verilir.
  • Allah demeyenlerden de rızıkları giderayak alınır.

 Allah, akîbet güzelliği versin, bu mübârek gün ve gecelerdeki tecelliyle yâ Rabbi sen bizleri affeyle, kuluğuna da kabul eyle. Âmin.

  •  Allah Allah Azîz Allah, Allah Allah Kerîm Allah
  • Allah Allah Subhan Allah, Allah Allah Sultan Allah

Sultan sensin, yâ Rabbi islamın sultanını, şeriatın pâdişahını, ümmeti Muhamedînin başını gönder, islamın sancaklarını aç ya Rabbi. Bi hürmetil habib bi hürmetil el-Fatiha..[1]

Hikâyeler

Evliyâullahtan birisi fakir kıyafetiyle gezerken bir câmiye gitmiş. Bir hoca azametle vaaz edermiş. Kendisinde bir varlık hisseder, ilmine gururlanırmış. Vaazı hitâmında o zât, hocanın yanına vararak bir sual soracağını söylemiş.

“Cenâb-ı Allah’ın ilmine nisbetle, bütün enbiyâ ve evliyânın ilmi ne nisbettedir?” Demiş.

 Hoca: “Bu nasıl sual? Hiç nisbet kabul etmez.”

Sonra orada rahle üzerinde bulunan bir büyük kağıdı alıp üzerine bir nokta kondurmuş,

“Bu kağıda nisbetle bu nokta nasıl? Yâni Cenâb-ı Allah’ın ilmini bu kağıdın büyüklüğü nisbetinde farzetsek, bütün enbiyâ ve evliyânın ilmi bu nokta kadar nisbet olunabilir mi?” demiş.

Bunun üzerine fakir:

“Bilcümle enbiyâ ve evliyânın ilmi Cenâb-ı Hakk’ın ilmine nisbetle nokta kadar olmadığına göre, senin ilmin bu noktanın içinde ne kadardır?”

Diye sual edince vâiz kızarak:

“Hadi oradan!”

Diye onu kovmuş. Sonra sorulan sualin bir hikmet tahtında olduğunu anlamış.


[1] 3  Nisan 1998 / 6 Zilhicce 1418 tarihli sohbettir.

Reklamlar
Etiketlendi:
Posted in: sohbet