Şeyh Nazım_Din dersleri 2

Posted on 27 Aralık 2010

0


— İKİNCİ KİTAB —

Müslümanlığın Esasları

l — TEMİZLİK

Müslümanlık daima temizliği ve temiz olmayı emredicidir. Müslüman’ın kalbi, vücudu, işi, evi, dili, yiyip içmesi, giydiği temiz olur. Temizlik sıhhat verir. Onun için Müslümanlar sağlam ve sıhhatli olurlar. Müslümanlıkta temizlik her şeyden evvel gelir ve Müslümanlığın gayesi de insanlığı içten ve dıştan tam bir temizliğe ulaştırmaktır.

MÜSLÜMANLIKTA VÜCUD TEMİZLİĞİ

Allah’a karşı ibadet, kalb ve vücud temizliği ile yapılır. Kalbin temizliği iman ile olur. Vücudun temizliği de l- Gusül 2- Abdest ile olur.

— GUSÜL NASIL VE NE ZAMAN OLUR —

Cünüp olan kimse -mümkün ise- hiç durmadan yıkanmalıdır. Çünkü Cünüp kimsenin yanına kâfir cenazesine Melâike-i Kiramın yaklaşmadığı gibi Rahmet melekleri yaklaşamazlar. Bir kimse kasden cünüp gezerse her adımda taş olsun, toprak olsun, ağaçlar olsun, her şey ona lanet verir. Cenabet olarak gezen kimsenin işi ileri gitmez, başından da belâ hiç eksik olmaz. Sıhhati, vü­cudunun neş’esi de kaybolur. Nihayet Allah’ın gadabına uğraya­rak mahvolup gider. «Cünüplükten gusül etmek kullarım üzerin­de benim hakkımdır» diyor Allah. O hakkı ödemesi kulların boy­nunda borçtur.

Her işi yaparken niyet etmek lâzımdır. Bir kimse de gusletmezden önce Yarabbi- diyecek ben senin emrin üzere senin rızan için cünüplükten paklanmaya niyet ettim. Bu niyeti dil ile söylerken kalb ile de ona uyar. Eûzübesmele ile başlar, Kıbleye karşı dönmez, suya batırmazdan önce ellerini güzelce bileklerine kadar yıkar. Gusledeceği suyu – üzerinden ve yerden sıçrayan sular – içerisine düşmemek için yüksekçe bir yere koymalıdır. Vücudunda bir necaset varsa önceden onu temizler sonra Abdest alır. Abdesti tamamlayınca evvelâ başından başlayıp sonra sağ omzuna ve ondan sol omzuna üçer tas su döker ve oğuşturarak yıkar, vücudunda su değmedik yer bırakmamağa dikkat eder. Ağzını, burnunu güzelce çalkayıp yıkar – çünkü ağzına ve burnuna su verip çalkaması guslün farzlarındandır. Gusül esnasında konuşmak ve okumak olamaz, çünkü avret mahalli açık olduğu gibi o yıkanılan yerde de pis sular toplandığı için temiz değildir. Dua ise temiz yerde okunur- hem de guslederken Melekler uzak­laşır. Onlardan haya ederek hiç bir kelâm söylememek lâzımdır. Etek tıraşını guslettikten sonra yapar. Çünkü Cünüp olarak vü­cudundan bir kıl ayırsa o kıl, ‘beni niçin temiz olarak ayırmadın’ diyerek Kıyamet gününde kendisinden davacı olacaktır. Etek tıraşını bir aydan fazla geciktirmek caiz değildir.

Gusledip çıkan kimse durup iki rekat Allah rızasına niyet edip namaz kılar. Allah’tan hacetini diler. Gusledip Allah’ın emri üzere vücudunu temizleyen kimse günahlardan da temiz olur, vücudu sıhhat bulup hayalı da neşelenir. Susayan ağaçlar sulandık­ları zaman nasıl hayat buluyorlarsa yıkanan vücutlar da o yı­kanmadan o derecede hayat ve neş’e bulurlar. Bu hikmeti anladık­ları için Avrupalılar her sabah yıkanmayı âdet edinmişlerdir. Halbuki onlarda âdet olan gusül Müslümanlıkta ibadettir. Yani yı­kanan kimseler dünyada o yıkanmanın faidelerinden istifade ettikleri gibi Ahirette de Allah’ın rızasını kazanırlar.

— ABDESTİN TARİFİ —

Müslüman olan bir kimseye namaz kılmak için Abdest farzdır, güzel bir abdest’in alınışını tarif edelim: Abdest almak isteyen kimse önce taharet yapar -küçük abdest bozmuş olsa bile yine su ile taharetlenmesi vaciptir. Abdest bozarken üzerine sıçratmamaya çok dikkat etmelidir. Çünkü peygamberimiz kabir azabının bu sıçrantılara dikkat etmemeden ileri geldiğini haber vermiştir. Taharet alıp kurulandıktan sonra mümkün ise- kıbleye karşı ve yüksekçe bir yerde abdest almaya başlar. Evvelâ «Yârabbi senin emrin ile senin rızan için abdest almaya niyet ettim» deyip EuzüBesmele çeker ve elle parmaklarının ucundan başlayarak bileklerine kadar üçer defa yıkar, parmaklarının aralarını hilâller, yüzük takıyorsa onu oynatır ki altında ıslanmayan yer kalmasın. Sonra sağ eliyle ağzına üç defa su verip çalkar -Misvak varsa onunla yoksa parmağı ile dişlerini iyice oğar. Sonra sağ eli ile burnuna üç defa su verip sol eli ile burnunu temizler. Yine Besmele çekip sağ avucuna suyu alıp sol eli ile beraber kaşının üzerinden suyu yüzüne dökerek yüzünü güzelce yıkar. Suyu yüzüne sert çarpmak mekruhtur. Sakalı olanlar sakallarının arasını hilâllerler. Sonra Besmele ile üç defa sağ, üç defa da sol elini dirsekleriyle beraber iyice yıkar. Bu da tamam olunca sağ elinin avucunu ıslatıp başının dörtte birine mesh eder ve iki elini tekrar ıslatıp küçük parmağı ile kulağının içini baş parmağı ile de kulağının dışını, geri kalan üç parmakla da boynuna mesh verir. Sonra, evvelâ sağ ayağını sonra da sol ayağını Besmele çekip aşıklariyle beraber yıkar.

Abdest alan kimse abdest suyundan sağ avucuna biraz alıp -oruçlu değilse- ayakta kıbleye karşı durup içer ve Kelime-i Şahadet getirir, isterse «Yarabbi beni temizlenmiş ve kendilerine bir korku olmayan kullarından eyle»  diye de dua eder. Abdestten sonra -eğer biliyorsa- înna Enzelnahü suresini okumanın büyük sevabı vardır.

Abdest alan kimse de vakit geçirtmeden iki rekât Allah rızası için namaz kılar. Bu namaz Abdestin şükrüdür. Çünkü abdest alırken yıkanan azalardan günahlar da yıkanıp giderler.

  • Ellerini yıkarken ellerinin,
  • Ağzını yıkarken dilinin,
  • Yüzünü yıkarken gözünün,
  • Ayaklarını yıkarken de ayaklarının günahları yıkanıp giderler.

Allah’ın bize kıyamet günü yük olacak o kadar günahların azabından bizi bir abdest sayesinde kurtardığına şükrane olarak her abdest alışta biz Müminlere iki rekât şükür namazı kılmak sünnettir.

 Abdest’in bilinmesi lâzım gelen Farzları dörttür:

  1. Yüzünü yıkamak
  2. Ellerini dirsekleriyle beraber yıkamak
  3. Başının dörtte birine mesh vermek
  4. Ayaklarını aşıklarını aşıklariyle yıkamak.

 

—TEYEMMÜM —

Su bulunmadığı veya suyu kullanmaya iktidar olmadığı zaman Teyemmüm edip Namaz kılınabilir. Kur’an okunabilir. Teyemmümün farzları iki vuruş bir de niyet olmak üzere ikidir. Temiz olan bir toprağa veya toprak cinsinden olan herhangi bir şeye Teyemmüm niyetiyle ellerini vurur, ilk vuruşta yüzünü, ikinci vuruşta ellerini dirseklerine kadar Mesh eder. Bu suretle cünüp ise temiz, abdestsiz ise abdestli olur ve o zaman istediği ibadeti yapabilir.

— ABDESTİ BOZAN ŞEYLER —

  • Önden veya arkadan gelen şey,
  • Bir tarafından kan ve irin akmak,
  • Ağız dolusu kusmak,
  • Yatıp uyumak,
  • Bayılmak,
  • Delirmek.

Abdesti bozan şeyler teyemmümü de bozar, bir de su bulunduğu anda teyemmüm bozulur.

— ABDEST’İN FAYDALARI —

Abdest, Allah’ın rızasını kazanmaya ve vücudun da daima zinde ve sıhhatli olmasına sebeptir. Abdest, müminlerin manevî silahlarıdır. Bir kimse Abdest’li olduğu halde katiyen ona bir yerden zarar gelmez. Daima Abdestli olan bir kimse daima Namazda imiş gibi de sevab kazanır ve eğer o kimse Abdestli olarak ölürse şehid olarak dünyadan gider.

— NAMAZ —

Namaz, Dinin direğidir. Öyle olunca herkese, nasıl namaz kılacağını bilmesi de farz olur. Namazda 12 farz vardır,

  1. Hadesten taharet (yani abdestli olmak)
  2. Necasetten taharet (yani vücudu, elbisesi, namaz kılacağı yer temiz olmak)
  3. Setri avret (erkeklerin göbekten diz kapağının altına kadar olan yerleri ile kadınların yüz, kol ve ayaklarından maada olan bütün vücutları ör­tülü olmak)
  4. Kıbleye karşı durmak
  5. Namaz vakti girmiş olmak
  6. Namaz için kılmaya niyet etmek.

Bu altı farz namazın dışındadır, bunlara namazın şartları da denir. Diğer altısı namazın için de olup bunlara da namazın rükünleri denir,

  1. Allahüekber diyerek tekbir almak
  2. Kıyam (ayakta el bağlayıp durmak)
  3. Kıraat (Fatiha ile zammı sure okumak)
  4. Rükuya eğilmek
  5. Secde­ye varmak
  6. Namazın sonunda tehiyyat okuyacak kadar oturmak.

 

— NAMAZ NASIL KILINIR —

Abdest aldıktan sonra üstü başı temiz olarak, temiz bir yerde kıbleye karşı durulur. «Yarabbi senin rızan için senin divanına durdum» deyip kılacağı hangi namaz ise –meselâ, sabah namazının sünnetine veya farzına– niyet ettim diye niyetlenip ellerinin -avuçları kıbleye karşı açık olarak- kulaklarının hizasına getirip Allahüekber diye tekbir alır ve sağ eli ile sol elini bileğinden kavrayıp göbek altında bağlar. Sonra şunları sıra ile okur:

Subhanekâllahümme ve Bihamdike ve Tebarekesmüke ve Teâlâ Ceddüke (Ve Celle Senaüke-yalnız cenaze namazında okunur) ve la ilahe gayrüke.

 EûzübillahîmineşşeytanîrracimBismillâhirrahrnanirrahim Elhamdülillahirabbil âlemin – errahmanirrahim – maliki yevmiddin – iyyake na’büdü ve iyyakenestein – ihdinassıratal müs­tekim sıratellezine en’amte aleyhim ğayril mağdubi aleyhim veleddâllin amîn.

Kulhüvallahü ehad – Allahüssamed – Lemyelid ve lem yûled ve lem yekûn lehu küfüven ehad

Bunları okuyunca Allahüekber diyerek rükûya eğilir. Bu esnada sırtını düzeltip iki elleri ile de dizlerini gergin olarak tutar. Rükûda üç defa Sübhanerabbiyelazim der Semiallahülimenhamiden diye doğrulup Rabbena lekel hamd dedikten sonra Allahüek­ber diyerek secdeye varır.  

Allah’a karşı yapılan ibadetlerin için­de secde etmekten daha büyük olan bir tazim yoktur. Secde eden kul Rabbine en yakın olur, o secdede bir kul Allah’tan neyi dilerse Allah ona verir. Bunun aksine olarak da şeytanı en ziyade kızdıran, çileden çıkartan da kulların Allah’a secde etmeleridir. Secde ede­nin yanından şeytan darılıp kaçar. Onun için çok secde etmek imanın kuvvetine delâlet eder. Secdesiz iman olamaz. Kıyamet gü­nünde Allah bütün mahşer halkına secde ile emredecektir. Dünyada secde edenler o gün de secde edecekler etmeyenler ise orada dikilip kalacaklardır, O zaman secde edenlerin yüzleri nurlanıp cennete, diğerlerinin de kararıp cehenneme gönderileceklerdir.

Secdede üç defa Sübhanerabbiyela’lâ der tekrar Allahüekber diye­rek başını kaldırır sonra ikinci secdeyi yapar. Bu suretle bir re­kât tamamlanmış olur. Secdeden Allahüekber diyerek ikinci reka’ta kalkar. Evvelki gibi bu rek’atı da kılar yalnız Subhaneke ile Euzüyü okumaz doğrudan Besmele  çekip  Fatiha’yı, sonra ya ihlâs veya ezberinde olan bir sure okur, evvelki tertip üzere rükûya ve secdeye varır. Bu sefer secdelerden sonra ayağa kalkmadan otu­rup Tahiyyatı okur:

Ettahiyatülillâhi vessalâvatü vetteyyibat-Esselamu aleyke eyyühennebiyyi ve rahmetullahi ve berekâtuh esselâmü aleyna ve âlâ ibadillahissalihm – Eşhedü enlâ ilahe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resülüh –

Kıldığı namaz iki rekât ise Tahiyyattan sonra salâvatları ile dua da okur:

 Allahümme salli ala Muhammedin ve âlâ âli Muhammedin Kema salleyte âlâ İbrahime ve âlâ âli ibrahim inneke Hamidün Mecid.

Allahümme Barik âlâ muhammedin ve âlâ âli Muhammedin Kema Barekte âlâ İbrahime ve âlâ âli ibrahim inneke Hamidün Mecid.

Rabbena Atina fiddünya Haseneten ve filahireti haseneten ve kina azaben nar.

Bunları bilmezse yalnız Tahiyyatı okur başını sağ tarafa çevirip Esselâmü aleyküm ve rahmetullah sonra da sol tarafa çevirip aynı şekilde selâm vererek namazdan çıkar. Eğer dört rekatlı bir namaz kılınıyorsa tahiyyattan sonra Allahüekber diyerek selam vermeden ayağa kalkılır ve evvelce tarif olunduğu üzere iki rekat daha kılınır.

Yalnız üçüncü rekatın başında ikindi ile yatsının ilk sünnetlerinde  Subhaneke okunur, başka namazlarda okunmaz. Ve yine bu iki vaktin ilk sünnetlerinde Tahiyyattan sonra salâvatlar da okunur.

Eğer kılınan namaz üç veya dört rekatlı farz ise, o zaman ikinci rekattan sonra ayakta yalnız Fatiha’yı Besmele ile okur. Farz na­mazlarda yalnız evvelki iki rekâtte Fatiha’dan sonra sure okunur.

Bir kimse farz namazları için imama uyduğu zaman «Niyet ettim Allah rızası için sabah veya diğer vakitlerin farzını kılmaya, uydum imama» diye niyet eder ve imam tekbir aldığı zaman o da Allahüekber diye tekbir alıp ellerini bağlar -İmam tekbir almadan tekbir alan kimsenin namazı olmaz. Onun için imam tekbir alınca cemaat tekbir almaya dikkat etmelidir, imama uyan kimse yalnız Subhanekeyi okur ve susar. Rükûda ve secdedeki tesbihleri ve tahiyyatı okur.

Bir kimse imamı rükûda yetişse ayakta tekbir alıp hemen rüku eder, eğer henüz imam rükûdan başını kaldırmamışsa o rekatı yetişmiş sayılır. Bir kimse imamla yetişemediği rekâtları imam selam verdikten sonra kalkıp tamamlar ve kendisi ayrı selâm verip namazdan çıkar. Selâmdan sonra Allahümme entesselâm ve minkesselâm tebarekte ya zel celâli vel ikram, diye okur.

Cemaatle namaz kılana yalnız kılandan 27 derece daha ziya­de sevap verilir. Cemaatle yapılan bir ibadet yalnız yapılandan Allah yanında daha çok sevgilidir. Onun için cemaate devam et­mek çok sevaptır. Bir kimse namazı yalnız kılacaksa kamet edip öyle kılar. Kadınlara kamet getirmek lâzım değildir.

Bir kimse dağda, ovada namaz kılacaksa evvelâ Ezan okusun sonra kamet edip cemaat tertibi namaz kılsın. O zaman o kimseye gözünün yetiştiği yere kadar melekler cemaat olurlar.

— EZAN VE KAMET —

Ezan ve Kamet erkekler için sünnettir. Ezan;

  • 4 defa Allahüekber
  • 2 defa Eşhedüenlâ ilahe illallah,
  • 2 defa Eşhedü enne Muhammeden resulûllah
  • 2 defa Hayya’lessala 2 defa Hayya’lelfelâh
  • 2 defa Allahüekber  bir defa da lâilâhe ilâllah diyerek okunur.

Yal­nız sabah ezanında hayyalelfelâh’dan sonra iki defa da essalâtü hayrun minnenevm ve kamette yine hayalelfelâhdan sonra iki de­fa Kadkametis salâ da okunur.

EZANI OKUMANIN SEVABI

Ezan, müminlere namaz vaktini bildirdiği için çok büyük se­vabı vardır. Efendimiz a.s.,‘eğer benim ümmetlerim ezan okuma­nın büyüklüğünü -ondaki sevabı- bilmiş olsalardı ezanı okumak için birbirlerine kılıç çekerlerdi’ ve yine bir sene Allah için müezzinlik yapanın cennet’lik olacağını da haber vermiştir. Ezanı abdestli olarak yüksek bir yerde Kıbleye karşı okumalıdır. Ne kadar yüksek sesle okunursa o kadar sevaptır. Çünkü müezzinin ezanını işiten her şey kıyamet günü onun için şahadet edeceklerdir. Hayyalessalâ‘ derken sağa, Hayyalelfelâh derken de sola dönülür ve so­nu kıbleye karşı bitirir. Ezanı işiten kimse hürmeten iş yapıyorsa durur, konuşuyor ise susar ezanı dinler, müezzin ne söylerse o da söyler. Hayyalessalâ ile Hayyalelfalâh’ı işittiği zaman Lâhavle ve la kuvvete illâ billâhil Aliyyil azim der. Ezana hürmet iman ile gitmeye sebeptir. Ezan bittiği zaman Efendimize salâvat getirilip «okunan ezanlar hürmetine ya Rabbi bizi habibine bağışla» diyerek dua edilir. Ezandan sonra olunan duaları Allah kabul eder. Bir yerde her gün beş vakitte Ezan -ı Muhammedi okunursa o mahalle veya köyü o gün gelecek afatlardan Allah muhafaza eder. Ezan-ı Muhammedi okunmayan yerlerden bereket gider belâlar çoğalır.

—NAMAZDAN SONRA TESBİH VE DUA ETMEK —

Namazdan sonra, müezzin -âlâ resülina salâvat– der. O zaman Efendimize salâvat getirilir. Sonra «sübhanallahi velhamdü lillâhi velâ illâllahü vallahü ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil âliyyil azim» diye okur ve Eûzübesmele çekip ve

«İlâhüküm ilâhün vahid la ilahe illâ huverrahmanürrahim – Allahü la ilahe illâ Hüvel hayyül kayyum. La te’huzühü sinetün velâ nevm lehü mafis semavati vema fil ard. men zellezi yeşfev indehu illâ biiznih. Ya’lemü ma beyne eydihim vema halfehüm velâ yuhitune bişeyin in ilmihi illâ bima şae. Vesia kürsiyyühüs semavati val arda velâ yeuduhu hıfzihüma ve Hüvel Aliyyül azim» Bunu da okuyup 33 kere Subhanallah, 33 kere Elhamdülillah, 33 kere de Allahuekber, çekilir. Sonra La ilahe illâllahü vahdehu la şerike lehlehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve âlâ külli şey’in Kadir. Sübhane Rabbiyel aliyyil a’lel vehhab diyerek ellerini duaya kaldırır ve kalbine doğan güzel dualarla Allaha yalvarır. Allah kullarının dualarını kabul edicidir.

—CUMA NAMAZI—

Günlerin en şereflisi Cuma gününde 2 rekât kılınması farz olan bir namazdır. Cemaatle en az imamdan gayri iki kimse olursa kılınabilir. Erkek olup mukim ve hür olan sıhhatli kimselere farzdır. Kadınlara, seferde olanlara, esirlere, hastalara, kör ve kötürüm olanla­ra Cuma namazı farz değildir. Lâkin kılarlarsa sevabına nail olurlar, kılmazlarsa günahkâr da olmazlar.

CUMA GÜNÜNÜN BÜYÜKLÜĞÜ

Günlerin en şereflisi Cuma günüdür. Allah Tealâ her Peygamberin ümmetlerine ibadet için birer gün vermiştir. Ümmeti Muhammed’e ise Efendimiz diğer peygamberlerin en ulusu en şereflisi olduğundan ümmetlerine de Allah Tealâ en şerefli gün olan Cuma gününü ayırmıştır. Cuma günü müminlerin bayramıdır. Cuma namazını kılanların Cenabı Hak iki cuma arasında yapmış ol­dukları günahları bağışlar. Onlara rahmetlerini açar dualarını ka­bul buyurur. Onun içindir ki Cuma ya hürmet edip ettirmek Al­lah yanında çok makbul bir ibadettir. Bilhassa çocuklara bu gü­nü öğretip zihinlerine yerleştirmek ana ve babaların hususiyle evlâdı vatanı yetiştirmek gibi çok kıymetli ve şerefli bir vazifenin mesuliyetini taşıyan muallimlerin saadet vesilesidir. Cuma günü yıkanıp boy abdesti ile temiz elbiseler giymek ve güzel kokular sürerek erkence camiye gelmek Efendimizin sünnetidir. Allah Tealâ müminlere cuma namazının vakti oldu mu dünya alışverişlerini bırakıp Ahiret alışverişine, Allah’ın zikrine koşmalarını emrediyor. Cuma namazı kılınırken çarşıda alışveriş yapmak iş güç ile uğraşmak katiyen haramdır. O kimseler o alışverişin hayrını görmezler sonunda da büyük felâketlere uğrayıp perişan olurlar.

Cuma namazı Efendimizin Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye hicreti sırasında farz kılınmıştır. Fahr-u kâinat efendimiz ilk Cuma hutbesinde -Ey ümmetim buyurdular. Allah Teala Hz. Bu gün bu saatte ve bu yerde sizin üzerinize ta kıyamete kadar kılınmak üzere Cuma namazını farz kıldı. Bu cuma namazını -ehemmiyet vermeyip de- bırakanların cemiyetlerini Allah perişan etsin. Peygamberlerin ümmetleri hakkındaki dualarını Allah kabul eder, onun için Cuma namazını terk edip kılmayanların da perişan olup gidecekleri, bu duanın neticesi olarak muhakkaktır.

— CUMA GÜNÜNDE KILINACAK NAMAZLAR —

Cuma günü ezandan evvel camiye giren kimse tahiyyetül Mescid -yani camiyi selâmlamak için- iki rekat namaz kılıp oturur. Ezan okunduğu zaman kalkıp dört rekât Cumanın ilk sünnetini kılar, hutbeyi dinler ve imamla  beraber  iki rekât cuma namazını  kılar, dört  rekât cumanın son sünnetini onun arkasından da yine dört rekat vaktine erişip henüz üzerinden sakit olmayan son öğlen namazına niyet edip onu kılar. Sonrada iki rekât vakit sünnetine niyet ederek kılıp tamamlar. Bunları kılanlar Cuma namazının hiçbir sünnetini terk etmeden tamam etmiş olurlar. Bir kimse yalnız Cuma namazının farzını kılıp çıksa da olur lakin ziyade sevaptan  ve efendimizin hoşnutluğundan mahrum kalır. Onun için hiç olmazsa Cuma namazının farzından sonra iki rekat olsun sünnet kılıp peygamberimizin hoşnutluğunu kazanmaya çalışmalıdır.

—BEŞ VAKİT NAMAZLAR—

Beş vakit kılmak müminlere farzdır. Bu beş vakti kılmamak veya kılmasını geciktirmek asla caiz değildir. Kıyamet gününde kulun ilk hesaba çekildiği, namazdır. Eğer namazları tamam ise öteki sorulardan kolay kurtulacak, tamam değilse işi çıkmaza girecektir. Namaz dinin direğidir diye Efendimiz buyurmuştur. Onun için Namaza çok ehemmiyet verilmelidir.

  •   Sabah namazı; 2 rekât sünnet 2 rekât farz olup hepsi 4 rekât
  •   Öğle namazı: 4 rekat ilk sünnet, 4 rekat farz, 2 rekat son sünnet olup hepsi 10 rekattır.
  •   İkindi namazı: 4 rekat ilk sünnet, 4 rekat farz olup hepsi 8 rekattır.
  •   Akşam namazı: 3 rekat farz, 2 rekat sünnet olup hepsi 5 rekattır.
  •   Yatsı namazı: 4 rekat ilk sünnet, 4 rekat farz, 2 rekat son sünnet, 3 rekat vitir namazı olmak üzere 13 rekattır.

Kılınmayan namazlar kaza edilir. Üzerinde namaz borcu olan kimse yalnız o vaktin farzını kaza eder. Sünnetleri kaza etmez. Vitir namazı da kaza edilecektir. Bir kimse bütün gün vakit bulup beş vaktini kılmazsa geceleyin bir abdest alıp hepsinin farzlarını kaza edip öyle yatmalıdır.

Üzerinde namaz borcu olduğu halde yatmamaya gayret edilmesi vaciptir. Hiçbir kimse Allah’ına secde etmeden sabahleyin evinden çıkmamalıdır. Güneş doğduktan sonra bile uyanan bir kimse elini yüzünü yıkamışken bir de ayaklarını yıkayıp abdest alsın ve hemen «ya Rabbi senin rızan için ben bu abdesti aldım ve yine senin rızan için üzerime farz olan bu sabah namazının iki rekât farzını da kılmaya niyet ettim» diyerek iki rekât namaz kılmalı sonra dua etmelidir, her gün buna devam eden kimse üzerine gelecek kazadan belâdan hem kendisi hem de ço­luk çocuğu mahfuz olur. İşine bereket vücuduna afiyet gelir. Her gün kendisini bir sabah namazına alıştıran kimseye Allah ibadeti sevdirir, kalbi nurlanır ve diğer vakitleri de kılması kendisine kolay gelir. Çünkü bir insan kolay gördüğünü başarabilir, zor gördüğünü ise yapamaz, iman sahibine ise bu dünyada zor gelen zahmet olan bir şey yoktur. Çünkü o Allah’ın kendisine her hususta yardımını umar. Bundan mahrum olanlar ise daima kendilerinin acizliğine kuvvet azlığına bakarak zor işlere girişmekten kaçarlar onun için büyük işleri büyük iman sahipleri başarabilirler, ZAFER zora en çok dayananın başına taçtır. Kendisini yaratan Allah’ına günde bir secdeyi bile zor gören kimse, Din için, Millet için nasıl olur da tatlı canına kıyabilir. Muazzam tarihimizin her yaprağı muhteşem zaferlerle süslenmiş olan kahraman ırkımızın damarlarındaki asil kanını en yüksek himmet ile coşturan hiç şüphesiz Allah’ına karşı kalbinde taşıdığı sonsuz imam olmuştur.

—BAYRAM NAMAZLARI—

Senede iki bayram namazı vardır. Bunları kılması vaciptir, yani kılmayanlara azab olacaktır. Bayram namazları biri Ramazan diğeri de Kurban bayramında kılınan iki rekâtlı bir namaz olup güneşten kırk dakika sonra camide cemaat ile kılınır. Sonra hutbe okunur. Bayram sabahı boy abdesti ile temiz veya yeni elbiseler giymek ve güzel   koku sürünüp erken cemaate hazır olmak sünnettir. Her zaman Allah Tealâ kuluna vermiş olduğu nimetin eserini onun üzerinde görmesini sever. Daima en iyisini yiyip en iyisini giyip en iyi bir şekilde hayatını tanzim ederek Allah Tealâ’ya karşı da en mükemmel olan kulluk da bulunmak müminlere vaciptir. Esasen dünya ve ahiretin nimetleri hep mümin kullar içindir. Binaenaleyh o nimetlerden mümkün olduğu derecede istifade almak da müminlerin vazifeleridir. Bu istifadeye çalışmak da o nimetin şükründen sayılır.

Bayramda elinden gelen hayrı esirgemeyip, fakirleri kimsesizleri sevindirmek, birbirlerini ziyaret edip karşılıklı hürmet ve mu­habbetin artmasına çalışmak da müminlerin şanıdır. Kurban bay­ramında Arife gününden başlayıp 23 vakit Tekbir alınması da vaciptir. Tekbir; Allahüekber Allahüekber Lâilâhe İllallah Vallahü ekber Allahü ekber ve lillâhilhamd’dır.

—TERAVİH NAMAZI—

Ramazan-ı Şerif de yatsı namazından sonra cemaatle kılınan 20 rekât bir namazdır. Erkek ve kadınlar için bu namazın kılınması sünnettir. Yalnız da teravih kılınabilirse de cemaatle kılınması çok sevaptır. İmama uyan kimse-kendisi kıraat etmeden -20 rekât kılar. Bu namazı kılanlara Allah Tealâ türlü türlü rahmetler açıp onları cennetlerine varis kılar, günahlarını da bağışlar.

—VİTİR NAMAZI—

Yatsı namazından sonra kılınan üç rekâtlı vacip bir namazdır. Ramazanda imamla beraber teravihten sonra cemaatle kılınır. Üçüncü rekâtta Fatiha ile sure okunduktan sonra Allahüekber diyerek ellerini kaldırıp tekbir alır ve kunut duasını okur.

Allahümme inna nesteînuke ve nestağfirüke ve nestehdike ve nüminu bike ve netübü ileyke ve netevekkelü aleyke ve nüsni aleykel hayrel küllehü ve neşkürüke velâ nekfürük nahleu ve netrükü men yefcürük.

Allahümme iyyake na’büdü veleke nüsalli ve nescüdü ve ileyke nes’a ve nahfidü nercü rahmeteke ve nahşa azabeke inne azabeke bil küffari mülhik. Bu duayı bilmeyen Rabbena âtina fiddünya hasene fil ahireti haseneten ve kina azabennar diye okusa da yetişir. Onu da bilmese üç defa «ya Rabbi» demek de kâfidir.

—CENAZE NAMAZI—

Cenaze namazını kılmak farzı kifayedir – yani bir cenaze’nin namazını bir kaç kimse kılan bulunsa diğer müminlerden cenaze namazı sakit olur. Kimse kılan olmasa o memleket ahalisi hepside günahkâr olurlar. Bu namazı kılanlar farzı kifayeyi eda ettiklerinden sevabına nail olurlar. Kılamayanlar ise o sevaptan mahrum kalırlar.

Cenaze namazı dört tekbir ile kılınır. Evvelâ cenaze erkek veya kadınsa, kız veya oğlan çocuğu ise ona göre niyet edip «ya Rabbi senin rızan için şu er kişinin veya hatun kişinin namazını kılmaya niyet ettim uydum hazır olan imama» der imam tekbir alınca kendiside Allahüekber diye tekbir alıp ellerini bağlar. Subhanekâlla-hümmeyi vecelle senaüke ile beraber okur, imam ikinci tekbiri alınca o da tekbir alıp Allahümme salli ile Allahümme Barik okur. İmam üçüncü tekbiri alınca şu duayı okur,

«Allahüm Mağfirlihayyina ve meyyitina ve şahidina ve ğaibina ve sağirina ve kebirina ve zekerina ve ünsana Allahümme men ahyeytehu (Ahyeyteha kadın için) minna feahyihi (Ha kadın için) Alel islâm ve men teveffeytehu (Ha kadın için) Minna feteveffehu (ha kadın için) Alel iman Allahümme in kâne (kânet kadın için) Muhsinen (Muhsineten kadın için) fezid fi ihsanih (ihsaniha kadın için) ve in kâne (kânet kadın için) müsîen (müsieten kadın için)  Fetecavez Anhu (Anha kadın için) ve Lâkkihil (Lâkkihal kadın için)  Emne velbüsra vel keramete vezzülfa birahmetike ya erhamer rahimin.»

 Bu duayı bilmiyen Rabbenağfirli velivalideyye velil mü’mini ne yevme yekümul hisab diye okur. Bunu da bilmese bir şey oku­madan, durur. Cenaze çocuk ise şu dua okunur «Allahummec’alhü lena ferata Allahummec’alhü lena ecren ve  zühra vecalhü    lena    şefian vemüşeffea.»

İmam dördüncü tekbiri alınca cemaatte tekbir alıp imamla beraber selâm vererek namazı tekmil eder. Cenaze namazını cami dışında kılanlar ayakkabılarını çıkarıp üzerlerine basarak namazı kılarlar. Efendimiz Aleyhisselâm cenaze namazına hazır olana bir Uhud Dağı kadar, cenazenin defnine hazır olanlara ise iki Uhud Dağı ka­dar sevab verileceğini haber vermiştir. Hiç şüphesiz aramızdan ayrılan mümin kardeşlerimizi ta son konakları olan Kabre kadar getirip onları yoldaşlamak onların bizde olan son haklarıdır. Cenazeyi taşımakta ve onların arkasında yürümekte her adım başında bir büyük günah bağışlanmaktadır.

Ölüleri hatırlamak, onlara okuyup sadaka vermek geçmişlerimizi sevindirdiği gibi bizim de iman ile geçmemize vesile olur. Bilhassa Cuma ve kandil gecelerinde geçmişlere okuyup onlar için hayır yapmak çok lâzım olan bir hizmettir. Ana kuş yuvaya ağzında yem ile gelirken onun yavruları nasıl ağızlarını açarak analarını karşılıyorlarsa, ölülerimiz de bizim göndereceğimiz hediyeleri öyle bekleşirler. O halde onları mahrum, bırakmamaya gayret edelim. Hiç bir şey bilmeyen üç defa Kulhüvallahü okuyup «ya Rabbi bunu Efendimize ve bütün geçmişlerimize bağışladım sen yetiştir» diyerek bir Fatiha da okusa sanki bir hatm-i şerif bağışlamış kadar sevap alır.

Cenazelerde yalnız erkekler bulunur. Kadınların cenaze arkasından yürümeleri, kabristanda ağlaşıp feryad etmeleri büyük günahtır. Ölülerin arkasında kadınlar yürüdükçe veya kabristanda kadınlar bulundukça o ölülere azab olunur. Kadınların    ölülerin arkasından gitmelerinde hem ölülere azab hem de kendilerine gü­nah olduğundan, kadınlar Cenaze’nin arkasında yürümemelidirler. Kadınların ölüleri kırklayacağız diyerek sabahın erken saatlerin­de Kabristana gitmeleri de caiz değildir. Kadınlar kabristana gitmeden eğer evlerinde kur’an okuyup bağışlasalar hem ölüler sevinir hem de kendilerine  bir    hac sevabı verilir. Zamanımızda olduğu gibi süslenip de kabristana kadınlar geldiği zaman o kab­ristanda olan bütün mevtalar tırnak üstünde durup – aman, ne zaman bu kadınlar üzerimizden uzaklaşıp gidecekler- diyerek azab çekerler.

Ölülerin üzerine çelenk konulması Hıristiyanların yolunda olup bizim dini ve millî geleneklerimizde yoktur. Çünkü bu fayda­sız yere parayı atmaktır, İslâmiyet ise daima faydası olan şeyi arar, onun için gösterişe para verilmesi İslâmiyet’te yoktur. Her cenazede çelenklere avuç dolusu paralar verileceğine o paralarla cemaate yarayacak bir hayır müessesesi kurulsa ne kadar güzel o olacaktı. Lüzumsuz pek çok para harcadığımız bir yer de kabirlerin üzerine binalar yapmaktır. Bu da İslâmiyet’in emretmediği şeydir. Binlerle lirayı ölülerle gömmek hiç de akıl kârı değildir. Bu paralarla mükemmel bir mekteb veya hastahane veya yetimhane veya herhangi bir hayırlı müessese kurulup devam ettirilebilir. Halbuki kabirlerin üzerinde ot bitmesi yeşillik olması ölüler için faydalıdır. Hatta kabirlerin üzerine mersin dalı, hurma dalı gibi uzun müddet yeşilliğini muhafaza eden bir şeyler konulursa onların Cenab-ı Hakkı Tesbih etmelerinden o ölülerin üzerine rahmet iner.

— İSLAMİYETTE ORUÇ TUTMAK—

Ramazan ayında her sene oruç tutmak Allah’ın mümin kullarına farz etmiş olduğu bir ibadettir. Hasta olan, yolcu olan, gebe veya emzikli olanlar ile oruç tutamayacak derecede ihtiyar olanlardan başka akıl baliğ olan her Müslüman’a ramazan ayına girdiği zaman oruç tutması kat’i olan bir farzdır. Oruç bir kimsenin Allah için şafaktan gün batana kadar yemesini içmesini ve ailesiyle görüşmesini terk etmesidir.

— ORUCUN FAZİLETİ —

Oruçlu bir mümin Allah yanında çok makbul olup ne dilerse Allah ona verir, günahlardan onu temiz eder. Oruçluya verilecek mükafatın büyüklüğünü yalnız Allah bilir. Oruç tutup bu dünyada Allah için aç ve susuz duranlar kıyamet gününün açlığından susuzluğundan korunacaklardır. Oruç tutmayanlar ise aç ve susuz olarak ölecekleri gibi hem kabirlerinde hem de Kıyamette açlık ve susuzlukla azab edileceklerdir. Oruçlarını tamam tutmuş olanlara kabirlerinden kalkar kalkmaz melekler ellerinde envai Cennet taamlarıyla donanmış tepsilerle gelecekler onları ağırlayacaklardır.

— ORUÇ TUTMAK ZOR DEĞİLDİR —

Oruç tutmaya niyet eden küçük çocukları bile Allah oruçlarını tamamlamaya muvaffak kılar. Artık büyük kimselerin oruca biz dayanamayız demeleri doğru olamaz. Orucu tutmak yalnız irade meselesidir. Kendi nefsine hâkim olan bir kimse, ya Rabbi ben bugün senin rızan için oruç tutmaya niyet ettim, sen bana yardım et diyebildi mi o kimse oruca muvaffak olur. Esasen her işte muvaffak olmanın sırrı budur, niyet edip Allah’tan yardım isteyen bir kimseyi Allah mahrum etmez.

Reklamlar
Posted in: sohbet