Tevhid Sarayı_1

Posted on 27 Aralık 2010

0


TEVHİD  SARAYINA  GİRİŞ

 

  Euzübillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim.

 Allah gözetmedikten sonra hiç kimse kimseyi gözetemez. Cenab-ı Hak secdesiz kimseyi kendi haline bırakır. Seferde olsan da,gece dışarıda kalsan da,gece kalktı ğında ,abdest alıp,elini ayağını yıkayıp iki rekat namaz kıl. Elini açıp dua et ve 100 besmele çek. Bir sadaka kutun olsun. İster beş bin,ister beş milyon koy. Mal sigorta olur da can sigorta olmaz. Belki bir kimsenin arabası baş aşağı gider,belki kimisi canını kurtarır,kurtarmayan da çok olur. Ne yapacaklar?malın sigortasını ödeyecekler ama adam gitmiş. Lakin sadaka hem mal sahibini hem malı kurtarır hem şüpheni de korur. Onun için ister teneke ister plastik kutun olsun,üstünü del. Sabah o namazı kıldığında arabaya bin;

   “Bismillahirrahmanirrahim “ de. 

   Sabah namazı önemlidir,güneş doğduktan sonra bile olsa kıl. Her gün bir parça biriktirdiğin sadakayı unutmayacaksın. Karın gebe olduğunda kurban kes.       

HİKAYE

Bir zatın kapısına bir kimse gelmiş,kapıyı vurmuş

   —Kim o?

   —Benim

  —Burada iki kişilik yer yoktur,gidin

  Demiş,aradan zaman geçmiş, gene o kimse o zatın ziyaretine gelmiş,gene kapıyı çalmış;

  —Kim o?

 —Sen

  —Öyleyse gel,burada bir kişilik yer var.

……………………………………..

  Yani aynı nüshayı birbirinin üstüne koyarsan birde olur,binde olur. Hepsi aynı resim üzerinde olmayıp,kendi varlığını feda etmedikten sonra içeriye giremezsin. Onun için Beyazidi Bestami H.z.,Allah’a;

   ”Sana nasıl geleyim Ya Rabbi?”

  Diye sorduğunda,

                  ”Nefsini bırak da gel,nefsin senin emanetindir.”

   Varlık:Nefsin varlığını ispat etmek ister def etmek istemez. Onun için sen kendi nefsinde illallah ispat etmezsen daha şirktesin. Sen tevhit sarayının içine giremezsin. Tevhit denizine dalamazsın. Onun için bütün tarikatlar müritlere ilk zikir olarak;

 “Lailaheillallah”

Defi ispat ile ispat. Ne zaman nefsin;

“Lailaheene”

Demeyi bırakıp,

“Lailaheillallah”

 Demeye alışırsa o kimse mümin sayılır. Değilse mümin değildir. Hacısı,hocası,şeyhi,müridi,dervişi,cumhur reisi,vekilleri hepsi ünvan ile kendi nefislerini besliyorlar. Defedemiyor,tüketemiyor,alim diyende,beyim,paşayım di yende  nefsini büyütüyor. Herkes kendisini bir suretle ispat etmek ister. Varlığını ispat ettirmek ister. Onun için birliğimiz olamaz. Ormandaki hayvanlar birleşir. Bu insanlar bir olamaz. Hz. Mehdi a.s. çıktığında ihtilaf kalmayacaktır. Kötülüğün azalması;yukarıdan musluğu kesince su azalır. Cevahire devridir,o vakte kadar kimse durduramaz. Feyiz,Cenab-ı Allah’ın ulu ismini anmakla meydana gelir.

 “Bismilahirrahmanirrahim”

   Ey Besmelenin sahibi olan Allah,gücüm seninledir. Gücüm sendendir. Her bir ağızdan camilerden çıkıp Allah ile beraber olmak kolay bir mesele değildir. Allah ile beraber olup da mağlup kimse görülmemiştir.

   —Bu ana kadar Allah’ın tuttuğu kimse mağlup olur mu?

  Bu huzur sohbetidir ki Allah ile beraber olan,peygamberiyle ama önce evliyasıyla beraber olan kimseler manevi düşmanı karşılayabilir. Manevi düşmanın yapacağı kötülüğü tart eder. Manevi güç sahibinin yanına şeytan kolay yaklaşamaz. Hayvan kuvvetiyle gelme,manevi kuvvetle gelsen duvara çarpsan duvar yıkılır. Tek sultan Allah,ikincisi olmayan Allah.

   — İki sultan olur mu?

   Olamaz. Sultan tek lakin kulları sayısız. Bir padişahın kuvveti askerinin sayısıyla belli olur. Asker kudret ve kuvveti temsil eden topluluklardır. Onun için müminlerin topluluklarında asker bulunacaktır ki bu toplumun güç ve kuvvetini temsil edecek bir varlıktır. O cemaatin içerisinde ayrılmış bir sınıf olarak bulunacaktır. Cemaatin bütün fertleri kuvveti temsil edemez. Cemaatin bütün gücünü temsil eden ordudur. Çünkü seçilmiştir. İslam kuvvet ile beraber olmayı emreder. İslam topluluğunun gücünü temsil edecek bir ordusu olacaktır. Ordu bizim gücümüzdür,bizdendir. O bizimdir,bize karşı olamaz. Biz de onlara karşı olamayız,yan yana oluruz. Bütün ahir zaman fitnesi toplumu temsil eden güç ile toplumun kuvvet temsilcisinin milletle karşılaşması en büyük tehlikedir. Çünkü milletin özünden gelmiş olan o asker millete dönüp muharebe ederse,demek ki insanlık bitmiştir. O zaman İslam’da,faziletlerde,doğrulukta bitmiştir. Haddini bilen kimseler kalmamıştır. Müslüman uyanık kişidir. Aptal Müslüman olmaz. Aptal olursa o sınıftan yazılır. Müslüman aldanmayacaktır. 20.asrın Müslümanı o derece aldatılmıştır ki bugün onları idare edenlerin içinde hiçbiri İslam’a yakın değildir. Aldatılmıştır. Aldatılmak Müslümana yakışmayan bir şeydir. Aldatma ve aldanma. 

 

ALLAH’IN  GÜCÜ

 

     Kalplerimizi bir kalpte birleştirip toplamak gerekir. O kalp, en çok sevilen kul olan,Efendimizin s.a.v.’in kalbidir. İlahi huzurda en çok saygı duyulan kimse odur. Onu bulmalısın ve kalbini onun kalbinin üzerine bağlamalısın.

   “Hayır topluluktadır”

   Bütün yararı kalplerimizin beraber olup, onun kalbinde olmasıdır. Çok kalabalık topluluklar vardır ama birinin kalbi Allah’ın dostlarından bir tanesinde toplanmıyorsa anlamı yoktur. Onların toplanmaları bereketli olmadığı gibi, şeytan için toplanırlar. O kimseler şeytanı  ve onların işlerini desteklerler. Şeytan, başından sonuna kadar insanları çağırıp onlara sayısız işler icat eder.İnsanları seçtiği o nokta üzerinde toplamaya çalışır. Mesela yüz binlerce insan, kahvehanelere, buplara,kafeteryalara,gazinolara,sinemalara,tiyatrolara,diskoteklere giderler. Şehirlere her gece bakarsanız evlerinde hiç kimseyi bulamazsınız. Yüz binlerce insan ayrılır ve zevk almak için giderler. Yaşlı insanlar toplanmak için genellikle bara, pavyona, puba, sinemaya gidemediklerinden,bingoya giderler. Onların nefisleri ister bunu fakat vücutları kaldıramaz.

   —Niye evde oturuyoruz? 

   Diye kendi kendilerine sorarlar ve dışarı çıkmak isterler. Tombala oynamak için,arkadaşlarına telefon açarlar. Bingo merkezine giderler, oraları da insanları bitirir Bu tombala toplantısına gelenlerin hepsi aşağı yukarı 70 yaşın üzerindedir ve şeytan onlara bakar. Şeytanın çalışması budur. Bizim memlekette  henüz böyle bir şey yok. Kıbrıs’ta yeni başlıyor ama Avrupa doludur. Yaşlılar ölünceye kadar şeytanın emri için çalışmaktadırlar. Şeytanın işçileri,temsilcileridir ve hiçbir bereketi olmadıkları gibi laneti de beraberinde getirmektedirler. Bu yerler,insanın hayat enerjisini insanların vücudundan alır. Vücutlarından hayat alınır. Bu merkezlere girdikleri zaman biraz enerjileri varsa bile buradan çıkarken enerjileri emilmiş bir vaziyette dışarı çıkarlar. İslam’da gece hayatı yoktur. Çünkü gece,şeytan etrafa yayılır. Onların enerjileri gündüzden 70 defa daha fazla geceye yayılmıştır. Çoğu insanlar bunu bilmezler ama önemli bir noktadır. Onlar dışarı nefislerini tatmin etmek için çıktıklarından,şeytan onların vücudundaki tüm enerjiyi çeker alır. onların zevk zannettikleri şey,aslında korkunç bir şeydir. Vücutlarını ve ruhani hayatlarını mahvetmelerinden başka bir şey değildir. Bu depresyona girmenin en önemli sebeplerinden biridir. Gece hayatına alıştıklarından düşünürüler;

   —Hiç zevk yoktu ama gitmek zorundayız,hadi bir turlanıp gelelim

derler ve gittikleri zaman tuzağa yakalanırlar.

   20.asrın medeniyeti bunun üzerine bina edilmiştir. İnsanlar gece hayatından deli olmuşlar ve hepsi delirecektir. Hiç kimse mutlu olarak dönmez. Enerjilerine kaybederler, kalplerine karanlık gelir,vücutlarına da karanlık gelir, ardından depresyon gelir. Biz,kalbi en çok sevilen Hz. Muhammed s.a.v.’in kalbiyle olmaya çalışmalıyız. İlahi rahmet hiç durmadan,her zaman onun kalbine yağar. Bu kalplerimize tazelik,huzur ve güç verir. Daha fazla isteriz. Kim isterse de onların üstüne giydirilir. Şah-ı Nakşibendi Hz.,

       “Bütün rahmet ve iyilik beraber toplanmalı ve insanların kalbini onun kalbiyle birleştirmededir”

   Bu ada üzerinde 250 binden fazla insan yaşadığını kimse söyleyemez. Belki 200 kişinin kalbi Hz. Muhammed’le birleşiyor,daha fazla değil. İnananlar,Cenab-ı Allah tarafından hedef seçilmiş kişiler olduklarına dikkat etmelidir. Şanslı insanlarız. Bu şeytan işi değildir.  Şeytani insanlar,inananların zararlı şeyler yaptığı görüşündedir. Halbuki onları şeytani işlerden kurtarmaya çalışıyoruz. Allah bize güç versin ki Peygamberler ve enbiyaların yolunu takip edelim. (İngilizceden Türkçeye çeviridir)

                                                   

 

NEFSİN HASTALIĞI

Hiçbir zaman;

     —Ben yapabilirim!

Deme. Yapamazsın. Söylemen gereken;

   —Allah’ın gücüdür!Allah’ın gücü beni ne zaman desteklerse o zaman yapabilirim.

  Allah seni desteklerse sınırsız olarak güç alırsın. Güç deryası, yalnız bir derya değil sınırsız. O yalnız birdir. Sonsuz deryalar Ona aittir. Bilmelisin ki sen:hiçbir şeysin. Bir kimse;

   —Ben yapabilirim!

   Demekten utanması gerekir.

   —Sen kimsin?sen hiçbir şeysin,nasıl; yapabilirim,ben muktedirim diye söylersin?

   Eğer sizden birine bütün insanlığın gücüde verilse gene de sen hiçbir şeysin. Bütün yaratıkların gücü verilse yine de

   —Ben yapabilirim!

   Diye söyleme! Çünkü;

   Sen hiçbir şeysin!

   Bütün güçler,ilahi alemdeki meleklerin gücüde verilse ve Cebrail A.s.’ın gücü de sana verilse ki o;600 kanada sahiptir. İki kanadını açtığı zaman doğudan batı ona dar gelir. Bir yer kalmaz. Eğer 600’ünü açarsa hiç yer kalmaz. Kanadındaki bir tüyün uzunluğu eğer Himalaya dağına değse onu çatalın ucundaki bir zeytin gibi havaya kaldırır. Eğer sana katrilyonlarca Cebrail a.s.’ın gücü verilse ki;sonsuz güç deryalarının yanında hiçbir şeydir.

    —Niye sen kibirlisin?Ne için?Ne iddia ediyorsun?Sen güce sahip olduğunu mu iddia ediyorsun? Paranla,elbiselerinle,tapularınla,ordularınla beraber niye kibirlenmektesin?

   Kibir,nefsin en kötü karakteridir. Bir zamanlar,hem peygamber ve hem kral olan Süleyman a.s.bir vadiden geçiyordu ve bir karıncanın bağırmasını işitti;

     —Ne aptal bir insansın!üzerime basmana az kaldı,Seni şimdi tutup,sallayıp atacağım!

 Peygamber ve kral Süleyman a.s.,bunu işitti ve güldü,karıncaya;

     —- Yapabilir misin?

     —-Ey Allah’ın peygamberi özür dilerim,karım buradaydı da!

   İnsanoğlu bu karıncadan fazla olamaz ki!İnsanların hepsi böyle. Hatta karınca daha fazla şerefli ve özüne layık sayılır. şimdilerde insanoğlu şerefsizlikten başka bir şey yapmıyor. Biz çok zayıf insanlarız. Zayıf olduğunu bilmek bile insana şeref verir.

   —Rabbim,ben kafi güce sahip değilim,Sana itaat etmeyi takdim etmekten dolayı çok acizim,beni affeyle!

   Bir şey yapmadığımızdan dolayı sadece özür ve af dileyebiliriz,bu daha fazla şereftir. İbadetleriyle kibirlenenlerin yaptıkları her şey saçmalıktan başka bir şey değildir,çürümüştür. Bu çok önemli bir noktadır. Dünya üzerindeki kadın,erkek,genç,yaşlı,şehirli veya köylü,hükümet ve ya parlamento üyeleri hepsi kibirli insanlardır. Hepsi kendi merkezlerinde;

   —Ben bir şeyim!

   Diye iddia ediyorlar. Mütevazı olmayı kabul etmiyorlar. Mütevazı ol,mütevazı isen af,mağfiret ve rahmette ulaşır.  Hiçbir zaman dağın tepesinde bir su kaynağı bulamazsın. Bundan dolayı o dağların tepesinde su kaynağı aramazsın. Bütün problemlerin merkezi sebepleri, krizlerin sebepleri budur. Sefalet ve kavganın sebebi de budur. Bütün zararlı şeyler ve şiddet kibirden gelir. Her iyilik mütevazılıktan gelir. Kızgınlık nefsimizin hastalığıdır. Herkes çok hızlı bir şekilde kızar ve birini öldürmek ister. Zarar vermek ister. Çünkü nefis kibirlidir. Allah’tan kibirli olmayı isteme. Kibriya Allah c.c.’na aittir.(İngilizceden Türkçeye çeviridir)                                                       

                                             

 

İTİCİ GÜÇ

 

  İki çeşit kuvvet vardır;çekici ve itici. Bir makine önde veya en sondadır. Eğer makine öndeyse çekici,arkadaysa iticidir. Maddi görüşe göre,çekmek ve itmek için başka bir maddeye daha ihtiyaç vardır. Yeryüzü de hareket etmektedir. ama iten veya çeken bir şey göremezsiniz. Bunu göremediğimiz halde hareket ettiğini bilmekteyiz. Güneş de öyledir. Galaksimizde koşmaktadır,hareket etmektedir ama çeken veya iten güç kaynağı olarak hiçbir şey göremezsiniz. İnsanın tabiatı da budur. Biz insanız ve dünya üzerinde yaşıyoruz. Dünya üzerinde hareket ediyoruz. Bazen kuvvetle hareket ederiz,bazen nasıl olduğunu bilemeyiz. Maddi dünyanın insanını herhangi bir istikamete hareket ettirebilmek için,maddi vasıtalara ihtiyaç vardır. Ama insanları bir şeye doğru hareket ettiren başka bir şekil daha vardır. Cenab-ı Allah bir çok peygamberler ve son olarak Peygamber Efendimiz s.a.v.’i göndermiştir. O ilahi alemden, insanları toplamak ve doğru yola onları taşımak için ruhani varlıklardan bir kişi olarak gönderildi. Görünüşte normal bir insana benziyordu,diğerleri gibiydi. Fakat konuştuğu zaman insanlar iki gruba ayrıldı. Bir grup ona koşuyordu,bir grupta ondan kaçıyordu. Bazıları çekiyordu,bazıları da itiyordu.

    —Bu nasıl olmaktaydı?Başka hiçbir açıklama getiremeyen doğru ve modern ilimle beraber bu nasıl oluyordu?

   Kendisine bir şeyi çekmekteyken bazıları da itmekteydi. Pozitif bilimlerde buna dair bir açıklama yoktur. Şaşkınlık içinde

   —Bu nasıl olmakta?

   Diye merak etmekteler. Efendimiz s.a.v. zamanında onlarda şaşırmışlardı. 15 yüzyıl sonra da dünyanın maddi görüşlü insanları,inanmayanları aynı noktaya takıldılar.

   —Güneş ve ay sistemi nasıl hareket etmektedir? Hareket ettiğini görüyor musunuz?

   —Evet!

   —Hareket için itici ve çekici güce ihtiyaç vardır,bunları kim hareket ettiriyor?

   Güneşin doğmasında ve batmasında hiçbir gecikme olmaz. Ayın doğmasında ve yavaş yavaş dolunay oluncaya kadar geçirdiği evrelerde hiçbir sekme olmaz.

   —Nasıl açıklayabilirsiniz?

   Bizim gördüğümüzün arkasında bir şey olması lazım. Emreden,kaide veren,istediği gibi yaptıran bir kaide olması lazım. Bir soru daha var,

   —Satalitleri yapmaktalar ve onlarda hareket etmektedir,çalıştıran bir güç var mı yoksa bir ata mı bağladılar?

     Görünmeyen bu varlığa inanmaları lazım.

   —İlahi varlık vardır

   Demeleri lazım. Ben de insanların ruhları üzerinde otorite sahibi bir insan olarak söylüyorum ki;

   —Var!

   Ben sade bir insanım,Amerika’dan, Almanya’dan,Afrika’dan,doğudan,batıdan her yerden insanları getirebilirim. Ben onların arkasından itmiyorum. Görünmeyen kuvvetler vardır. Ben onları tutabilirim. Bu kuvvet benimle devam ederse bu dünyada ve öbür dünyada da toplayabilirim. Şeyhle sohbet onların kalplerini toplar ve temizler,senin de ruhunu alır,Efendimiz s.a.v.’e getirir. Öyle bir güce sahiptir ve bu kutsal güce bir sınır koyamazsınız. O 1500 sene evvel peygamberdir,onun gücü ve ruhaniyeti bugün de vardır. O kötüleri ve kirlileri uzaklaştırmaktadır. Evet,bizi toplayan ve alan Efendimiz s.a.v.,O’da bizi Cenab-ı Allah’ın huzuruna ulaştıracaktır. Büyük şeyh efendimiz bir sultanın adını yazıp kafasının üstüne koyuyordu,o sultan dünyanın öbür ucunda bile olsa hemen geliyordu.(İngilizceden Türkçeye çeviridir)

Reklamlar
Posted in: sohbet