Tevhid Sarayı_2

Posted on 27 Aralık 2010

0


HELAL YİYECEKLER

 

   Nakşibendi Tarikatında sohbet,bizim ruhlarımızı besler. Dikkat etmemiz gereken şey ruhlarımızdır. Allah inananlara temiz ve zararsız yiyeceklerle vücutlarını beslemelerini emreder. Cenab-ı Allah’ın müsaade ettiği yiyecekler temiz ve helaldir. Fiziksel varlığını temiz yiyeceklerle beslediğin zaman senin vücudunda zevk olur ve fiziksel varlığın da ruhuna destek olur. Bu inananlar için çok önemlidir. Peygamber Efendimiz s.a.v. ; 

          “İbadetin 10’da 9’u temiz ve helal yiyecekleri yiyip içmektir.” 

   10’da 9’unda ne yediğine  ve içtiğine dikkat etmen lazım. Temiz yiyecekler ara. Hiçbir zaman fiziksel varlığından şikayetçi olma. Helal lokma senin için baş ağrısı yapmaz. Temiz yiyecekler seni her yaşta muhafaza eder,kendi fiziksel varlığında hiç azalma olmaz. Haram yiyeceklerle ellerinde,kanında problemler başlar. Helal yiyecekten her hücre ve organlar zevk alır. Çünkü temiz yiyecekten temiz kan onlara varır. Efendimizin s.a.v.’in önemli sözüdür ,ibadet 10 ise,9’u ne yediğin ve ne içtiğindedir.

   —Helal mi?haram mı? 

Eğer;

   —Haram ve helal ayırımı yapmam

  Dersen,bir müddet sonra cezalandırmanın işaretleri görünmeye başlar. Bir zaman sonra sırtın,karnın,gözlerin,her şey hakkında şikayete başlarsın. Ne yediğine ve ne içtiğine bak! Allah c.c.,hayvanlara bir his vermiştir ve onlar otların içinde hangisi zararlı bilirler ve yemezler. Ey insanoğlu sen nasıl ;

   —Ben her şeyi yiyebilirim,içebilirim

dersin?Hayır,bazıları sizin için değildir. Her şeyi yiyip içemezsin. Bir müddet sonra senin ciğerlerinde problemler başlar. Sora doktor;

  —Şunu yeme bunu içme,yumurta yeme dalağında problem olur,şeker hastasısın şeker yeme,protein olan şeyi ekmeği bile yeme!

Çünkü önceden

   —Her şeyi yiyip içebilirim

   Diyordun Şimdi ye ve iç  derseler;

    —Bunu yersem karnım ağrır uyuyamam,

   Diyorsun.

   Temiz ve helal neyse onu ye,haram yeme pis içme,pis yememeye dikkat et. Çünkü bu senin içindir. Yiyebilirsin ve içebilirsin,bu Cenab-ı Allah’a hiçbir zarar vermez. Ancak kullarına zarar verdiğinden zarar en sonunda kendilerine gelir. En sonunda masaya oturduğunda;

   —Bundan şundan yiyemem,perhiz yapıyorum,yağsız tuzsuz yiyorum

  Dersin. Bu Allah’ın insanoğlu üzerine bir cezasıdır. Allah der ki;

   —Ben onu terbiye ederim

  Bir zamanlar yakışıklı bir insandı,kırmızı yanakları vardı,güneş gibi parlıyordu ama bir de bakarsın üzerinde hiçbir şey kalmamış,iskeletora,oduna dönmüş. O zaman ona denir ki;

   —Sen hayatında çok çeşitli yemekleri tadamazsın. Sana temiz yiyecekler verildiği halde,kirli olanı tercih etmiştin ve kimseyi dinlememiştin. Şimdi sana ilahi ceza geldi ama itaat edersen mutlu olursun.

   Bunda dolayı ihtiyacımız olan,vücudumuza destek ve kuvvet veren şeyin ilki temiz yiyeceklerdir. Vücudumuzun bir desteğe daha ihtiyacı vardır ki bu da helal ve harama dikkat etmek. Sağlık içinde yaşamak istersen ilahi kaidelere dikkat etmen gerekir. Ye ve iç,bu senin içindir. Eğer

   —Buna dikkat etmem

   Diyorsan bir müddet sonra ilahi ceza sana da ulaşır. Sonsuza kadar bu halde kalıp hiçbir zaman mutlu olamazsın. Kim ruhani destek isterse vücutları için  başka bir destek vardır. İlahi destekle güçlü olabiliriz. O zaman ne kalp ağrısı ne diş ağrısı hiçbir şey olmaz. Olamaz. Her şey kulların elindedir. Şeytan ve yardımcılarının peşinden koşarsan pişman olursun. Hak ve batıl sınırını muhafaza et,koru. Müsaade edilen fiilleri,yenilebilecek ve içilebilecekleri,herkese ulaşan kurtaran emirleri uygulayın ve Allah sizi affetsin. (İngilizceden Türkçeye çeviridir)

   

                   NAKŞİBENDİ DİSİPLİNİ

   Şah-ı Nakşibendi Hz, öyle buyurdular;

   “Nakşibendi tarikatı müritlere bir tolerans vermez”

   Çünkü bir uçak kalkacağında son kontroller yapılır. Bunun manası disiplinden dolayıdır. Eğer uçaktan tolerans verilmesini isterse,pilot tehlikeyi alır. O zaman uçak yukarı çıkar ama aşağıya düşer. Tolerans kaptanındır. Kalkış yolunda uçacağı zaman artık tolerans olmaz. Güç gelir gelir daha hızlanır ve yükselir. Biz havaalanındaki uçak gibi başlangıçtayız. Daha uçmadık ne yaparsak kabul edilir. Ama kontrol kulesinden kalkış için emir gelirse bundan sonra tolerans olmaz.

   Ne zaman Efendimizin kulesinden,Büyük Şeyhe emir gelirse artık tolerans olmaz ve insanlar sıkı bir disipline girer.

   —Kemerlerinizi bağlayın ve harekete geçin!

  Hepimiz başlangıçtayız. Önemli değil. Ne zaman hareket edersek o zaman her uçağın hedefi ayrıdır. Herkes aynı hedeften kalkar ama ayrı ayrı hedeflere ulaşır. Efendimiz s.a.v.’den bir emri gelirse bu disiplini taşımak için hazırlanmalıdır ta ki ilahi aleme ulaşana kadar. Şimdi bizler öğrenenleriz. Önemli değil. Hatta gökyüzünde bulutlar bile farklıdır. Bazen gökyüzünde siyah beyaz bulutlar vardır,her biri birbirinden ayrıdır. Ayrı hareket ederler,hiçbir zaman yağmur yağmaz. Ne zaman ilahi bir emir gelirse bu parça parça olan bulutlar bir araya gelir ve yağmur yağmaya başlar. Disiplin sana her zaman sana tam bir disiplin sağlar. Eğer disiplin yoksa yağmurda yağamaz,o kimse de hiçbir şey öğrenemez. Çok daha fazla disiplin ister. Hareket için bir makamdan bir başka makama gider.  Her makam birbiri arkasına gelir.

   Esas sebep; günümüzde her şey krize girmiştir. Kriz tehlikeye işarettir. Eğer bir kimsenin krizi varsa o kimsenin tehlike içinde olduğuna işarettir. Hepimiz bazen kriz içindeyiz. Bu krizler insanların ilahi huzura girmelerini engeller. Eğer bir yerde disiplin varsa orada barış,affedilme,huzur,zenginlik,rahmet vardır. Disiplin yoksa hiçbir zaman affolunmaz. Zevk de huzurda hiçbir şey kalmaz. Kim huzurlu olmak istiyorsa rahmet edilen bir kişi olmaya çalışması lazım. Disiplin yoksa muvaffakiyette yoktur. Disiplin için ilk adım,bir kimseyi bulmaktır. O kimse sana disiplini öğretir ve seni disiplinini muhafaza etmen için zorlar. Eğer bir kimse ruhani kuvvet sahibi olduğunu iddia ediyorsa,bu iddianın delili,o disiplini kendini takip eden kişilere koymaya muktedirdir. Onların üzerine bu disiplin yerleşinceye kadar alınmaz. Ayağını kıran biri vardı ve ona 7 ay ayağını o zamandan önce açmaması,disiplini muhafaza etmesi emredildi. Ayağını zamanından önce açarsa,o ayağın üstünde caddede yürüyemez Ama disiplini muhafaza edip beklerse,zamanı geldiğinde doktor ona;

   —Yürüyebilirsin

   Diyecektir. Eğer disipline uyarsak Cenab-ı Allah her şeyi düzeltecektir. İlahi huzura varmak isteyen müritler için disiplin gerekmektedir. İlahi huzurdaki yüksek makamlara ulaşmakta mutluysan dengeyi muhafaza etmelisin. Disiplini de muhafaza etmelisin. Eğer mutluluğu istemezsen senin tercihin. Eğer evliyaların makamını tercih ediyorsan disiplini muhafaza etmelisin. Disiplin zenginlikle alakalı olan bir şey değil. Fakat öyle bir şey ki,ruhani olarak muhafaza etmen lazım. Yüksek makama ulaşmak için tam disipline sahip bir kimseyi takip etmelidir. Bütün insanlar kadın veya erkek,sağlıklı ve zenginse mutlu olurlar. Zenginlik ve sağlıklarıyla mutlu olanlardan olmak istiyorsan bu sana ait. Ruhani huzuru takip etmek,şeytanın emirlerini takip etmemekle olur. Disiplin insanları hedeflerine ulaştırır. Allah bize iyi anlayış versin. Bu da yeterli değil,öğrendiğini tatbik etmelisin. Araştırma,kalbin içinde ruh tatmini sağlar. Gelen olaylar sana üzüntü verecektir. Eğer bunu geçerde ilahi huzura varırsan ki,senin hedefin budur. Efendimizin toplantılarına yetişecek kimseleri bulursan,bu sana doğru gelir.(İngilizceden Türkçeye çeviridir)

 

 

                         ALLAH’IN KULU OLABİLMEK

  Şeytanın elçileri nefistir. Ona karşı dikkat edilmesi gerekir. İnsanlar bahçelerinin kapılarına

“Köpek var dikkat !”

Diye tabela koydukları gibi,siz de,

“Nefis var dikkat! ”

Diye masalarınıza bir işaret koymalısınız. İnsanlar nefsi için;

  —Sultanıma her şeyi hazırlamam gerekir

 Diyor. Allah için olmaya uğraş.

   —Allah’ım Sen nasıl istersen öyle olsun diye niçin demiyorsunuz?

   —Nefsiniz niçin sultan benim diyor?

   İnsanlar ölecekler ve kokacaklar. İnsanlar kaçacaklar. İslam insanları temizliğe getirsin diye vardır. İslam diyor ki;

  “Her kim temizse muhakkak ki İslam’a döner”

   İnsanlar öldükleri zaman çok kötü kokmaya başlar. Sen temiz olanlardan olmaya uğraş. Sen Allah’a;

   —Kölenim

   Dediğinde,Allah;

   —-Ben seni köle olarak değil kul olarak istiyorum

   Allah’ın huzurunda kulluk yaptığında,Allah seni çağırıyor. Dikkat et,pisliğin peşindeki hayatta koşuyorsan,o zaman Allah sana;

  —Ben’im huzuruma nasıl çıkacaksınız?niçin bana dönmezsiniz?dönerseniz size sonsuz rahmet vereyim.

   Bu insanlara gurur ve saygı verir. Aklını kullanabilenler belki % 10,geri kalanlar akılarını yitirdiler. Bizim yaratıcımız aklı kullanalım diye yarattı. İstese  insanlar akıllarının % 100’ü de kullanabilir. Bu büyük dağ kullanılsa,kendimizi ilerideki büyük şeylere hazırlayabiliriz. Bizim aklımızın ne kadar olduğunu bilmeyiz. Aklımızı ne kadar kullanabiliriz diye de hiç sormuyoruz. İnsanlar sarhoştur. Ölen insanların 3’te 2’si akıllarını kullanmadan Hak’kın rahmetine kavuşurlar. İnsan:korkunç bir yaratık,korkunç ve tehlikelidir. İnsanın yapacağını yapacak hiçbir hayvan yoktur. Biz her gece sohbetle insanları doğru yola ulaştırmayı deniyoruz. Şeytanda her gece insanlarla uğraşıyor ve;

   —Kulluğuma gelin

   Diyor. Şeytan ve nefisten uzak durmalısın.(İngilizceden Türkçeye çeviridir)

RABBİN HUZURUNDA

      Yarın sana kabirde sual ettiklerinde;

   —Sen kimin için yaşadın,kimin yolunda yaşadın,kimin için öldün?

Cevabını istediklerinde sen ne söyleyeceksin? Bu mühim olan bir sualdir. Cevabını da tedarik etmek gerekir. Bu dünyada keyfimiz için yaşarsak,öbür tarafta keyfimiz iyice kaçar. Bu dünyadayken sen Cenab-ı Allah’ın keyfine uyarsan,bu dünyadan ahirete aktarıldığın vakitte keyifli yaşarsın. Bu dünyada Cenab-ı Hak’kın hoşnut luğunu arayan kimseye Allah,bu dünyadayken hoşnutluk verir. Ahirette de o kul hoşnut olur.

   —Bu dünya hayatında kul ne zaman hoşnut olur?

   Bu mühim bir noktadır. çünkü herkes bu hayattayken hoşnut yaşamak ister. Hiç kimse tedirgin bir hayat arzu etmez .Her kim  bu dünyayı iyi geçirmek ister,hoşnut olabileceği bir hayat isterse buna vesile olan ne varsa onu bilmesi gerekir. Eğer sen bu dünyada hoşnut olarak bir hayat yaşamak istersen Cenab-ı Hak’kı hoşnut etmeye çalış. Sen Cenab-ı Hak’kı ne kadar hoşnut etmeye gayret edersen,Cenab-ı Hak’da seni hoşnut edecek esbabı halk eder. Her ne tarafa dönersen hoşnut olacağın bir şey bulursun. Kalbini ferah edecek bir şeyle karşılaşırsın. Ama sen Cenab-ı Allah’ın hoşnutluğunu düşünmezsen her ne tarafa dönersen sana bir süngü takılır. Oku çekip bir mızraktan seni dürterler.  Bu çok kolaydır. Söylemesi de kolay, bilmesi de kolaydır. Lakin tatbikatında biz çok ihmalkarız. Cenab-ı Allah’ı hoşnut etmeye koştur. O zaman bütün Alem seni hoşnut etmek için seferber kılınır. Sen gözünü açtığın andan itibaren niyet et;

   —Ya Rabbi,bu gün benim niyetim seni darıltmamaktır.

 Aklı başında bir talebe,kendi hocasını ve ya müdürünü darıltmayı istemez. Bir memur hiçbir gün; ”Ben amirimi, müdürümü darıltayım” diye aklından geçirmez. Hiçbir asker üstünü darıltıp,öfkelendirmek istemez. Hiçbir kadın kocasını darıltıp,öfkelendirmek istemez. Yine helal süt emmiş,helal lokma ile yetişmiş bir evlat anasını,babasını darıltıp gücendirmek,öfkelendirmek istemez. Gerek çocuğun,gerek memurun,gerek işçinin,gerek öğrencinin menfaati,çıkarı, üstlerinin kendisini saymasında,onlara kendini sevdirmekle onların hoşnutluğunu kazanma sıyla olur. Bunda şüphe yoktur. Peki sen insan olarak niçin Cenab-ı Allah’ı hoşnut etmeyi düşünmezsin ve ya niyet etmezsin?

   —Nasıl hoşnut ederiz?

   —İşte ediyoruz ya!

   Hoşnut etmenin yolları da var. Hoşnut ettiğin vakitte onun alametleri de vardır. Cenab-ı Hak’kı hoşnut etmenin yolları; Allah’ın insanın vücuduna emanet etmiş olduğu ve  teslim etmiş olduğu 360 azası vardır. Sen Cenab-ı Allah’ı hoşnut etmek istersen,sana vermiş olduğu azalarına,nasıl ki bir çoban sürüsüne mukayyet olur,göz kulak olur,kurttan canavardan saklar gözetirse o şekilde dikkat etmesi gerekir. Onun gibi Cenab-ı Hak’kın sana vermiş olduğu azaları şeytana kaptırmadan ve şeytanın eline teslim etmeden gözetmektir. Hiç gözlerimizi şeytanın elinden aldığımız var mı?Dilimizi şeytanın elinden elimize aldığımız var mı? Kulaklarımızı şeytanın elinden aldığımız var mı? Ellerimizi, ayaklarımızı, karnımızı,bütün azalarımızı şeytanın elinden aldığımız var mı? Sanki ortaklık yapmışız,ortaklığımız varmış gibi. Zürriyet için karı koca şeytanı yanlarından uzaklaştırmayı düşünmeden ,uzaklaştıracağı duayı okumadan,hayvana atlaması gibi atladığı vakitte,onların zürriyetine ortak olması için şeytana izin var. Şeytan tohumunu o erkekten evvel atar. Çıkan çocuklar onun için şeytan olur. Anneye babaya,devlete,millete asi olur. İnsanlığa bela olur. Onun için bütün azalarına sahip olman gerekir. Allah c.c.;

   —Bu azaları Ben sana teslim ettim,sağ selamet verdim,emanetimdir. Başkasının eline,özellikle düşmanımın,cümle enbiyaların,cümle evliyaların düşmanı, sizin, insanların,müminlerin düşmanı şeytana bırakmayacaksın.

   Emir bu. Emri bıraktığın zaman hain olursun. Hıyanetin büyüğü budur. Allah’a karşı hıyanet en büyük hainliktir. Bir kimse Allah’a karşı hain oldu mu kullara karşı hain olmaz mı? O kimse herkese hain olur. Demek ki ilk emaneti gözeteceğimiz Cenab-ı Hak’tır sonra Cenab-ı Hak’kı nasıl bizden hoşnut olacağıdır. Sen Cenab-ı Hak’kı hoşnut etmediğin vakitte,Cenab-ı Allah seni nasıl hoşnut olacağın bir vasatta buldurur? Yani sen hayattan nasıl hoşnut olursun? Olamazsın. Sen emaneti gözettiğin derecede,dikkat ettiğin derecede hoşnut olacaksın.

   —Alameti nedir?

   Eğer Cenab-ı Allah senden razı olmuşsa ”O” gün belli olur. Allah’ın senden razı olduğuna karşı alametini tecrübe edebilmen için söylersek;

   —Acaba bugünkü günde Cenab-ı Hak’kı hoşnut ettim mi,etmedim mi?

   Dersen, dinde her şeyi belli eden,ölçen,döken bir usul vardır. Eğer sen

bugün Cenab-ı Allah’ı memnun ettim mi diye merak ediyorsan:Yatsı namazından sonra yeniden abdest al,taharet üzere ol,iki rekat namaz kıl. Eğer namaz borcun varsa,niyet edip;

   –İki rekat geçmiş sabah namazına

   Diyerekten onu kıl. Sonra elini aç,Cenab-ı Allah’a münacat et. Ayağa kalk,kıyam et,kıbleye karşı teveccüh et. Kıbleye yüzünü çevir;

   —Ya Rabbi,bizim yüzümüzü ne dünyada ne kabirde kıbleden çevirme

   Diye niyaz et. Çok kimseleri biz kıbleye doğru çeviririz de çoğu kıblede kalmaz.

HİKAYE

Beyazıtı Bestami Hz.’lerinin huzuruna bir nebbaş (kefen soyucu) gelmiş;

   —Tövbe edeceğim,bana yol var mı?

Demiş,Beyazıtı Bestami Hz.’leri;

   —Hay hay,tövbe kapısı açıktır

   —Öyleyse bana tövbeyi telkin edin

Sultan tövbeyi telkin edip talim ettikten sonra;

   —Sen bunca zamandır kabir açarsın,kefen soyarsın,ibadullahı kefensiz yatırırsın , ne gördün?

   —Şimdiye kadar ben bin kabir açtım,bin kefen soydum

   —O kabiri açtığın vakitte ne gördün,neye şahit oldun?

   —Ey sultan,iki kişinin dışında hepsinin yüzünü kıbleden döndürülmüş buldum

   İki kişiyi kıbleye karşı yatırıldıkları gibi bulmuş,ötekilerin hepsini melaike  başka tarafa çevirmiş. Kıbleden döndürülen adamın işi zordur.

                                                       *

    Sen gece vakti,dünyanın işini bitirdikten sonra iki rekat namazı kılıp kıyam edersin,kıbleye karşı durup;

   —Ya Rabbi,bizim yüzümüzü ne dünyada ne kabirde kıbleden döndürme,ben yüzümü yerlerin ve göklerin yaratıcısına döndürdüm

   Diyerek,İbrahim peygamberin münacatını okuyup,onu bilmezse üç kelime-i Şahadet getirecektir. Sonra ayakta yetmiş kere ”Estağfirullah” diyecektir.

  •   ne kadar noksan amelimiz varsa tamamlamak için,
  •   ne kadar eğri işimiz varsa doğrultmak için,
  •   ne kadar kötü niyetimiz varsa güzel niyetlere döndürmek için ve bizi günahlardan paklamak niyetiyle yetmiş kere istiğfar edilecektir. Kıbleye bakarak huzur içinde istiğfar edersin. Ondan sonra yüz defa Peygamber Efendimize salavat;

”Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammedin vessellim”

Bunu Efendimize,cümle evliyalara ve enbiyalara hediye edip Fatihayı şerifeyi okuduktan sonra olduğun yerde;

   —Şu anda huzur-u Rabbil Aleminde duruyorum,Cenab-ı Hak beni görüyor, Cenab-ı Hak beni işitiyor,Cenab-ı Hak bana bakıyor

   Diyerek üç-beş dakika otur. O şeref makamıdır. Allah ile olduğun lahzalardır. Şeref alırsın,nur alırsın. İşte o zaman senin kalbine bir serinlik,bir hoşnutluk,bir ferah,bir genişlik geldiyse bil ki Cenab-ı Allah hizmetini kabul edip hoşnut olmuş tur. Rahat yat. Ruhun kabz olursa makamın Cenneti Ala’dır. Buna dikkat edelim . Günler boyuna dürülüp,derlenip toplanmakta, haftalar,aylar, dürülmekte, devrilmek te,yıllar yine toplanmakta,Kıyamet yaklaşmaktadır. Allah’ın divanına ya bir sabah, ya da  bir akşam çağrılacağız. Madem ki inanmışız,Allah’ın hoşnutluğu ile Onun huzuruna gitmeye gayret edelim. Cenab-ı Hak’kı darıltmış olarak huzuruna gitmek ten Allah bizi saklasın.

TARİKATIN  HAKİKATİ

    Dinde tarikat diye bir şey vardır. Varsa onun varlığı lüzum ettiği için vardır. Ancak tarikat dinde olduğu halde çok kimselerin onu kabul etmeyişinin sebebi nedir,aslı nedir?Kur’an-ı Kerim’de;

  ”Veleistekamualet tarika ve eskaynahum maan gadeka”

  Dinde tarikatın olmadığını iddia eden,bilgileri kısa olan ve bilgileri olmadığından dolayı inkar eden kimselere bu ayeti kerime cevap veriyor. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de cevabı olmayan hiçbir sual yok ve ademoğlunun karşılaşabilecekleri her türlü müşkülatın anahtarı ve çözülmesi de Kuran-ı Kerim’de mevcuttur. Olması gerekir,olmasa işe yaramaz. Aklı kısa,dörtköşe kafalı,mongol tipli,nemrut timsali, firavun tabiatlı,ebu cehil inatlı,şeytan tipli kimseler,Kur’an-ı Kerim’i sıradan bir kitap zannediyorlar. Bozuk bir şüphe ile;

   —İslam’da Tarikat var mıdır?

  —İslam’da Tarikatı bırak,önce Kuran’a bak,Tarikat Kur’an-ı Kerim’de zikredil miş mi?

   Edildi. Tam da yerinde edildi,

   ”Vele ki vele bistekamu alet tarika”

   Buyuruyor Cenab-ı Allah;

   ”Onlar tarikat üzerine istikamet tutsalar,biz onları öyle bir membadan içirecek tik  ki”

 ”ma en gadeka”: onlara bir sudan içireceğiz

   —Tarikat üzerine istikamet tutanlar için karşılık bir su içirtmek mi olacak?

   Oradaki su öyle bir sudur ki;şimdiye kadar kimse içmemiştir,ancak tarikat üzerine istikamet tutanlar içindir. İçirildikleri takdirde onlar öyle bir ruhaniyete ve nuraniyete mazhar olurlar ki,Huzur-u Bari‘de Cenab-ı Hak’kın huzuruna yetiştikler inde,onlara öyle bir içecek takdim olunur ki emsali bulunmaz. O huzurda içilecektir. Padişahın huzurunda şerbet dağıtılıp içirildiği gibi Allah’ın huzuruna varıldığı vakitte,Cenab-ı Hak’kın o huzura varanlara takdim edeceği bir şerbet vardır. Ondan dolayı Kur’an-ı Kerim’de anlatılmak istenen budur. Yoksa yeryüzün de herhangi bir pınarın adı değildir.

   ”Şanım hakkı için onları suvaracağız”

   Diyor. Allah;

   ”Tarikat üzere istikamet”

   Deniliyor,lafı eğirmeye gerek yoktur. Tamamdır. Tarikat elbette ki bir yoldur. Şerat’ta yoldur. Her dinde bir disiplin vardır. Sulh zamanındaki askerlerin disiplini başkadır,harp zamanındaki askerlerin disiplini başkadır. Askerde bir disiplin var,lakin sulh günlerinde olan disiplin çok fazla sıkı değildir. Lakin harp günlerinde olan disiplin çok fazla şiddetlidir. Sulh esnasında disipline riayetsizlik müsamaha ile karşılanabilir. Harp esnasında müsamaha ile karşılanamaz. Elbette ki din bir disiplindir. Çünkü her nizamda bir disiplin vardır. Din Allah’ın gönderdiği bir nizamdır. O nizamın gözetilmesi için disiplin farzdır. Öyle olduğu vakit;Tarikat şeriatın sıkı disiplinidir. Tarikat aynı şeriattır. Tarikatın içinde Şeriatın dışında bir şey göremezsin. Yalnız Tarikatın içinde sıkı disiplin vardır. İnsanın nefsi disiplinden kaçar,insan nefsi disiplin istemez,özgürlük ister. Yani hürriyet ister. Hürriyet olan yerde disiplin yoktur. Orduya hürriyet verirsen orduda disiplin kalmaz. Disiplinsiz ordu yarın işe yaramaz. Ordudaki erkanın en dikkat ettikleri mesele disiplinin devamıdır. Her ne pahasına olursa olsun,askerlerde disiplinin devamını ister. Kumandanlar,paşalar,askeri erkan,en ufak disiplinsizliği,en ağır ceza ile cezalandırırlar,çünkü ufak bir şey gibi görünür başkalarına da sirayet kabiliyeti vardır. Askerde disiplinsizlik bir müsamaha ile karşıladığı zaman, bir gün bakarsın ki bütün ordu başkaldırmış. Disiplinsiz asker,asker nizamında başkaldıran kimse demektir. Bir asker müsamaha gördüğünde ötekiler de cesaret alıp;

   —Bizde disiplini atalım,istediğimizi yapalım 

   O zaman ordunun kıymeti kalmaz. İslam bir disiplindir,disiplin dinidir. Tarikat,ilahi nizamdır. Kışladaki askerlerin disiplini başkadır,düşmanla temasta duran ve mevzilere giren askerin disiplini başkadır. Mevzideki disiplini bozan askeri vurmaya,zabıtanın hakkı vardır. kışlada öyle sıkı değildir. Şimdi şeriat nizamı müsamahalıdır. Tarikat nizamı,müminin manevi düşmanlar ile temasa girip, cihadül ekberden manevi düşmanı,nefsi,hevayı,şeytanı,dünyayı mağlup edeceği harekattır. Tarikata giren kimse temas hattına giriyor. Tarikata giren kimse cihadül ekbere başlayan adamdır. Disiplini ağırdır. Şeriatla silahlanan kimse Tarikat disipliniyle muharebeye hazırdır. Tarikata girmeyen adam yani Tarikat disiplinini kabul etmeyen adam,nefsinin uşağıdır,şeytanın kölesidir,dünyanın uşağıdır, hevasına tapan kimsedir. İnsanı şeytanın esirliğinden,nefsinin  köleliğinden, dünya nın uşaklığından ve hevasına tapmaktan kurtarmak üzere Tarikat disiplinini kabul etmesi gerekir ki,harekata hazır olsun,muharebeye gire bilsin. Kırk sene tarikatta duran adam Tarikat disiplinini almasa nefsinin şerrinden,şeytanın hücumundan,  dünyaya mağlup olmaktan,hevasına tapmaktan da kendini  kurtulamaz. O kolay iş değil. Onun için her kim tarikat üzerine istikamet tutar,Cihadül Ekbere girerse kurtulur. Cihat etmeyecek olursa kışlasında oturur. Kışlasın da  oturan adam hava alır,merasim yürüyüşünü öğrenir,selam vermeye alışır, kara vana yemeyi bilir,nöbet tutmayı bilir. Yat borusuyla yatar,kalk borusuyla kalkar, merasim ve resmi geçitlere gider ve gelir. başka işe yaramaz,salon askeridir. Salonda gösteriş için durur,düşmana karşı yürüyemez. Onun işi düşmanla zordur. Düşman hattıyla temasa giremez. İşte tarikatın hakikati budur. İsteyen buyursun,isteyen kışlada yatsın. Kışladaki esirdir,etrafı çevrilmiştir,bir hareketi yoktur,zaferle müjdelenmiş değildir. Zaferle müjdelenen adam tarikat disipliniyle cihada,sefere hazır olan adamdır. Bu sohbette;

   —Dinde tarikat var mıdır?

   Sualinin cevabı ve Tarikatın lüzumunun beyanı da var. Yeri ve lüzumu zaten dinin özüdür,dinin ruhudur. Din bu maksadın usule gelmesi içindir. Din insanları nefsinin esaretinden,şeytanın uşaklığından,dünyanın köleliğinden, hevaya tapmasın dan kurtarmak içindir. Öyle olduğu takdirde o insan Abdullah olur,Allah’a kul olur. Değilse nefsinin kölesi,şeytanın esiri,dünyanın ve kendi hevasını tanrı yerine tutan adam Allah’ın kulu olmaz ki. Müslümanlığı yalandır. Allah’a teslim olmuş değildir çünkü ona hükmeden nefsidir. Emreden şeytandır,onu kullanan dünyadır. İster kabul et ister kışlaya git otur. Cihadül ekberle Allah’ın kulluğunu giymek isteyen ve düşmanın elinden kurtulup onları mağlup etmek isteyenlerin yoludur. Öteki tarikatların yolları,Nakşibendi Tarikatına hizmet eder. Lakin insanların nefisleri öyle mağrurdur ki onlar aynı şeytan gibi;

   —Benden iyi yoktur. Ben niçin kendimi yoracağım?hepsinden iyiyim.

   Eğer sen iyiysen doğrudan devam et bakalım neyi bulacaksın?Deveye sormuşlar;

   —Nereden geliyorsun?

   —Hamamdan

   —Ayaklarındaki çamurdan belli!

  Demişler. İspatın buysa ben hepsinden iyiyim Bu membadan iyi olanı söyleyecek,iyi olanı ispat edecek adam ,salahiyetli insan  kalmadı.  Bir memlekette doktor yetiştiren tıbbiye yasaklansa ‘‘okutulmayacak’‘dense,yetmiş,seksen sene doktor çıkmasa,hastanelere kim hükmedecek? Hastane kapıcısının beyaz önlük giyip hastalara  kendini hekim diye tanıtmasına benzer. Şimdiki cami hocalarının durumu budur. Aşçısı,bulaşıkçısı,temizlikçisi,süpürgecisi hepsi beyaz önlüğü giyince;

   –Biz neymişiz?hekim olmuşuz

   İster beğen,ister beğenme,yetmiş senedir,şeriatında tarikatında önü kesilmiştir.  Din üzerine şeriat üzerine”Sahibi salahiyet,otorite sayılacak adam” yok. Tarikat üzerine adam hiç kalmadı. İşte halimiz bu. Binaenaleyh,Kur’an-ı Kerim’in getirdiği ni biz anlamadığımız müddetçe gözümüz açılmaz ,dinin hakikatini bilemeyiz. İslam’ın maksat ve gayesini anlayamayız,gideceğimiz istikameti de tayin edemeyiz. Düşmanın hareketini tayin edemeyen adam,her an düşmanın kurduğu tuzağa düşebilir. Şeytan bugün her yere tuzak kurmuş,her yere mayın döşemiştir. Senin kalbinde;

   —Şeytanın tuzağı nerededir?

Diye arayacak kuvvet olmasa seni bin defa tuzağa düşürür,tuzağa atar. Gucduvani Hz.;

   ”37 senedir ne pisin üzerine bastım ne de üzerinden atladım”

   Yani şeytanın tuzağı olan yerde pislik var. 37 senedir kalbindeki melaike öyle uyanık ki,yaptığı hareketin şeytani mi rahmani mi olduğunu hemen anlıyor. Mayını ve ya tuzağı ayırt edemeyen adam mayına çarpar ve ya tuzağa düşer.

   —Nasıl tayin edeceksin?

   Tayin etmesi kolay,yapacağın her işe Besmele çekebilirsen selamettir. Atacağın adımda Besmele çekemiyorsan kork. Sigara içerken Bismillahirrahmanirrahim  diyen hiçbir kimse görmedim.

   —Şeytanı buhurlayalım

   Der,Besmele çekmez. İçki içerken,zina ederken,hırsızlık yaparken,yalan söylerken besmele çeken adam var mı? Onların hepsi işarettir,kalbin sana hemen anlatır. Besmele çekmediğin zaman   berhava olacağından korkarsın.

   Şeyhin uzaktan kumandası vardır. Bir işaret eder,bir daha işaret eder,üçüncüde bir tokat vurur bir de yeri öptürür. o baktığın teri de seyreder,söylediğin sözü de işitir . Elini nereye uzatıyorsun,onu da bilir. Ayağın nereye gidiyor ondan da habe ri var. Şeyhin devamlı baş ucundadır,ruhani kuvveti var. Besmele çektiğin zaman kör değneği gibi sana hizmet eder. Besmelele ile bastığın yerde mayın var mı diye yoklayabilirsin. Allah gafil olmaz,Resulu Ekrem de gafil olmaz,sizden çoban olanlarda sizden gafil değildir. Lakin gözünü yumduğunda bazı defa sopa vurursa,bir dokunursa bir de yerden yersin. Dikkatli ol;

   —Şeyh görmüyor

  Deme. Radarları açarsa gösterir.   

AZİM SIFATI

   Peygamberlere Hülul azim derler;İbrahim,Musa,Nuh,İsa  Peygamberler ve Hz.Muhammed s.a.v. azim sahibidir ve azim sahibi olan dağları yıkar,onun için makbul olan hasrettir. Muteber olan insanlara,Allah katında yücelik veren sıfattır.

   —İnsan ne ile büyük olur?

   Azim ve sebatıyla,gayret ve himmetiyle. Nefsi dünyadan top gibi,bir o kadar ileri atar. Hüdela da 300 kuvvet var deniyor. Bir tanesini kullansa örneğin Himalaya dağını yerinden fırlatıp,Büyük Okyanusa atabilir. Kendi parmak kadar,zararı yok. Tek adam,300 kuvvet var,40’lardan biri.

   —İnsan nereden büyüklük alır?

   Mısır Çarşısında değil,sebze halinde değil,Kapalı Çarşıda da bulamazsın. Dünya çöplüğünde büyüklük satanlar çok var. Dünya büyüklüğünün kıymeti yok,çöplüğün kıymeti yok. Çöplük büyüklüğünün hiç kıymeti yok. Eskiyi yıkmaya,izini kaybetmeye,eskiyi bırakmamaya inatları var. Çok yerlerde eski camiyi yıkıyorlar,yerine yenisini yapıyorlar. Akılsız insanlar,müslümanlarda akılsız .Başka cami yapacaksanız eskisine dokunmayın. Orada eski caminin ruhaniyeti vardı,kaybolup gitti. Bu memlekette 5-10 senedir,restorasyon diye gelip ,bütün izleri silip sıva yapıyorlar .Bu kaba saba,çölde yaşayan,sanattan bihaber,şuursuz,kafası düz kafalarıyla hareket eden vahabilerin işi. Takıntıları,camilerin içinde hiçbir şey olmayacakmış. Camiler hangar mı?Levhasız cami olur mu? Cenab-ı Allah;

   ”Camileri süslü yapınız ,camilerin ziynetini veriniz, camilere tezimet getiriniz”

  Diyor. Vahabi camilerine bak,davar ağılı!Sultan Mecid,Ravza-i Şerifeyi genişletip,kırmızı granitten sütunlar dikmişti,Mecidiye kapısıydı.

                            

HİKAYE

   Beyazidi Bestami Hz. o zamanlarda o kapıdan dışarı çıkarken bir de bakmış şeytan ellerinde,omuzlarında bir sürü yular var.

BestamiHz.;                                                                                                                                                                                                      —Ne bekliyorsun burada?

—Adamları bekliyorum,yularları üzerine vuracağım d!

—Bana göre var mı?

Şeytan;

—İhtiyaç yok,sana yularsız binerim,demiş.

  Medine-i münevvere’nin bir deresi vardı. Akit deresi nadiren yağmur yağdığında,kuvvetli gelirdi. O dere geldiğinde onu temaşa için,Aleyhi Vessellem Efendimiz onu seyrederdi. Akan bir dereyi seyretmek efendimizin sünnetidir .Sünnet diye yaparsan,Efendimizin şefaatına mazhar olursun. O derenin akışı,vücuda ve gözlere kuvvet ve zindelik verir. Binaenaleyh bu akit deresi bir defa daha geldiğinde,dereden herkes geçebildiği halde,yalnız bir ihtiyar geçemiyor,titriyordu. Beyazidi Bestami Hz.;

    —Dereyi niye  geçemiyorsun?

    —Sırtına alıp beni geçirsin diye güçlü bir kimse arıyorum,

    —Gel bin sırtıma,

   Derenin ortasına geldiklerinde yaşlı ihtiyar;

    —Ben sana demedim mi sana yularsızda binerim diye!

   Şeytan ihtiyar suretinde gelmişti.

    —Ne yaptın ya seyyidi,kendisini denize attın mı?

   Diye sorduğumda;

    —Atar mıyım?Bildim kabahatimi de onun için atmadım.

  ”Bana da var mı?”Diye soruşunda bir noksan kelam olduğunu bildi ve o hal geldi üzerine.

   —Bana da ,bana göre var mı?

   O söz onu inceltti.  Şeytanın zürriyeti çok. Kim tütün takarsa ,yularını atıp üstüne biniyor. Binek;Cenab-ı Allah sana binip,rahat gidesin diye sana binek verdi. Bir zat şeytana gelirse,eşek  olur. İnsanı berbat eden kendi nefsidir. Nefsini kumanda edebilmenin yolu oruçtan geçer. Oruca sabredemeyen adamın boynu şüphesiz yularlıdır.

     Edep;tarikat edebi,o kadarcık sözden bu dersi aldı. O sırtından atmadı ama şeytan oradan kaçtı. Şeytan,Hz. Ali Efendimize de bir oyun etti. Sabah namazına,Mescid-i Saadete giderken önünde bir ihtiyar,Hacı Mestan gibi yaylanaraktan,ağır ağır yürüyordu . Hz. Ali  Efendimizde,edep olarak yaşlı bir insanın önüne geçip yürümezdi. Yaşlı daha da ağırlaştırdı,sonunda camiye geldiler . Sahabeler de yaşlı bir insan geliyor diye baktılar. Tam içeri girerken,yaşlı birdenbire sola döndü. Ali Efendimiz; Semiallahulimenhamide sesini duydu,Peygamber Efendimiz s.a.v. namaz kıldırıyordu. Şeytan onu oyalamış ve Peygamber Efendimizle namaz kılmasını engellemek için yaşlı adam suretine girmişti. O anda Hz. Ali Efendimiz onu bir hamleyle yakalayıp,ensesinden tutup,üstüne bir taş bastırmıştı. Namazı kılıp dışarı çıktıktan sonra Efendimiz bu değirmen taşını gördü ve şeytan döne döne ortalığı mahvetmiş bir halde;

   —Bunu kim buraya hapsetti?

Diye sorunca,

   —Ya Resullallah,bu bana bir rekatı kaybettirdi,onun için kıyamete kadar hapsedeceğim,tükürsünler ve taşlasınlar.

   —Ya Ali,doğrudur ,ama ümmetlerimin yolunu kesme!Onu hapsedecek olsam ben hapsederim,bin taneyi hapsetmeye gücüm yeter,lakin bu hapsettiğin mahlukatın sayesinde müminler iman rütbelerine yetişiyorlar. Bırak bu işine devam etsin,azat et.

  Deyince bıraktı ve 6 aylık mesafede fırladı gitti. Buraya bir daha yaklaşma dedi,şeytan bir daha yaklaşır mı? Hasılı kelam şeytan, milletin başına en büyük beladır. Bize bu kadar büyük gösteriyor ki,dünyaya sığamıyoruz,bizden uzak olsun. Bize üfürdü benlik verdi,benlik bu,bir iğne batırdı,benlik,menlik kalmadı,sıfırlandı. Bu dünyadaki insanların çektiği kavgaların,dövüşmelerinin iddiaları,hepsi yok sen büyüksün,yok ben,ben,ben… Kendi benliğini besleyerek ve büyüterek bu dünyaya sığmaz oluyoruz  her birimiz. Halbuki herkes kendi hacmine inse,dünya şimdiki nüfusunun 10 defasını barındırır. Şeytan onun dev aynasına baktırıyor ve senin aslın böyledir,minyatür değilsin bu aynadaki gibisin diyor. Biz çok dar bir yerde kaldık,onlardan bizlere yer kalmaz. Devler!Hakikatte karınca gibi bile değil.

   —Bakteriler alemi var mı?Bakterilerin şuuru var mı?

   Yaşayan mahluklar olduklarına göre idrak bulunması lazım. Yaratılanların hepsinde Allah’ı tesbih edecek şuur vardır. Kendini yaratandan gafil değillerdir. İnat üzerine duran insandan madah et. Her şey Cenab-ı Allah’ın içerisinde,tanziminde ve tesbihindedir. En küçük varlıklar,bizim cansız saydıklarımız başka ki onlarda Allah’ı tesbih ederler ve şuurları vardır. Cansız dediğimiz  bize göre zerrelerdir. Nebatat,hayvanat onların hayatının bizim  hayatımıza benzer tarafları  olması,şuurlarının oluşu bize yakın geliyor. Ancak bizim hayat taşımadığını düşündüğümüz;sular,taşlar,cemadat dediğimiz,cansız düşündüğümüz varlıklarda Allah’ tesbih ederler. Rus alimleri,”molekül seviyesinde olan maddelerin,ses ve ışık seviyesinde hareket ettiklerini” görmüşler ve hayret etmişler. Ses dediği, tesbih edişi sesidir ,ışık da,Allah’ın nurudur. Bu materyalizmi yıkan bir buluştur ki;komünizmin merkezinde ortaya çıkmıştır,Subhanallah! Onların kendi prensipleri Allah’ sız bir alemde yaşamaktır. Allah ’sız bir alem ne olur?şeytanla doludur. Cenab-ı Allah bu insanlara gösterdi. Cenab-ı Allah diyor ki;

   “Hiçbir yaratık yoktur ki Allah’ı tesbih etmiş olmasın!Lakin siz onların tesbihini,ne dediğini  anlayamazsınız”

   Deniz hikayelerindendir,bir damlada bize çok. Cenab-ı Allah,nefsi 40 sene huzurunda durdurdu ki bu benliği törpülemek için. Nefsin emaliyetini bitirmek için. Bize de verdiği ruhsat budur. Nefsinin emanesini,törpülüye törpülüye bitirmek için kendi suni varlığını vereceksin. O zaman Allah sana kendi katından bir varlık verecek ki ona Hakkani varlık derler.  Buradaki sunidir,görünüşü var hakikati burada değildir. Allah Hakkani varlık verecek.

   —Bu eski arabanı  ver,sana 0 kilometre bir araba verelim deseler ne yaparsın?

  Allah diyor ki;

   ”Fani olan bu vücudu bana ver,elini çek onun üzerinden,vücudunu bana teslim et,hakkani olan bir vücut vereyim sana!”

   Bu senin vücuduna,kilosuna 5 para verseler ve;

   —Biz davul zurnayla gömeceğiz

  Diyecekler ama gömmeyecekler. Böyle bir şey olsa mezarlara ölü gömmeyecekler.  Bu değersiz vücudu değerli buluyoruz,iyi bakıyoruz ,verme de çürüsün! Bu zamanda hakkı koruyan,hakka itibar eden çok az. Allah bize bu şuuru versin.

Reklamlar
Posted in: sohbet