Tevhid Sarayı_5

Posted on 27 Aralık 2010

0


BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

TEMİZ TOPLULUK

 

   Ne kadar insanlar toplanırsa,o topluluk Allah için değilse şeytana aittir. Toplanan kimseler de şeytanındır. Şeytanın defterine yazılan adam için dünyada ve Ahirette tehlike vardır. İsmini dünyadayken şeytanın defterinden sildirmeyen adam,şeytan nereye giderse onunla beraber gidecektir .İsmini peygamberin defterinde yazdır. Evliyaların defterine ve iyi kimselerin beraberinde yazdır. Kurtuluş istersen onlarla beraber ol,ismini iyilerle yazdır. İsmini iyilerle beraber yazdırmayan kimse dünyada da ahirette de iflah olmaz. Onun için İslam dininde,Müslümanlıkta en mühim olan nokta,insanların iyi toplulukların içerisinde olmalarıdır. İyi bir toplumun içinde olursan Cenab-ı Hak seni gözetir. Kötü toplulukta bulunan insan eşkıyadan olur. Eşkıyalığın falakadan tut,kılıca kadar cezası vardır. Dövülürde, hapsedilirde,asılırda,kesilir. Kötülerin meclisinde bulunan kimse,dövülmeye, hakaret edilmeye, hapsedilmeye ve ye asılmaya kendini takdim eden ahmak adam olur. Kötü toplum içinde bulunan adama ya kötek var ya tekbir var ya hapis var ya da asılıp kesilmesi vardır. Topluluğun temiz kalması için ,topluluğun arasında olan pislik ayırt edilmelidir,alınmalıdır. Topluluğun arasında bir eşkıyanın bulunması o topluluğu berbat eder. Nitekim bir kasa içerisinde gelen meyveler olur da,arasında gizlenmiş,çürümüş,ekşimiş,kokmuş meyve bulunur. Eğer onu alan tez elden bulup atmazsa,temas ettiği öteki meyveleri de çürütür ve atılmasına sebep olur. Toplum fertlerinin arasında onların vücuduna müsamaha edilirse,hepsini bozacaktır.100 hayvanın içine uyuz bir hayvan koysan,kime dokunursa onu uyuz yapar. Bir davarın içine kuduz bir hayvan koysan hepsini uyuz eder. Onun için sen,temiz toplumun içinde bulunmaya bak .Şeytanın topluluğunun içinde uyuzda var,kuduz da var. Er geç şeytan topluluğunda bir belaya düşer ve kurtulması çok zor olur.

   —Düşüp kalktığın,yiyip içtiğin topluluk nasıldır?Bak!şeytani mi,Rahmani mi?

   Şeytaniyse sakın gitme,sana bulaşmadan oralardan ayrıl. O pis işler sana bulaşmadan oralardan ayrıl. Şah-ı Nakşibendi hz.:

    “Hayır cemiyetleri topluluktadır ama Allah için toplananların topluluğudur,”

   Demiştir. Her topluluk sana fayda getirmez,her topluluğa da şerefi olan adam girmez .Çok topluluk vardır ki oranın müdavimleri kalır,gelip gidenler işin farkına varmadan temiz girerler,pis çıkarlar. Sağ girerler,hasta çıkarlar. Diri girerler,ölü çıkarlar. Onun için topluluk mühimdir. Topluluk hakkında Peygamber Efendimiz;

   “Cenab-ı Hak’kın kudret eli topluluktadır”

   Buyurmuşlardır. Temiz topluluk,Cenab-ı Hak’kın kudreti altındadır. Onun için O’nun kudreti altında bulunan meclisleri aramalısınız. Allah-u Teala’nın kudret eli bulunan meclislere bir şey dokunamaz.  Allah’ın kudret eli cemaatin üstündedir. Cemaat;Her şeyi Allah için oturan ,kalkan ,söyleyen, dinleyen,yıkan,her işi Allah için yapan bir topluluktur. Allah için oturup kalkmaktan seni kim men eder?Kötü nefsin yok eder. Nefis der ki;

   —Sen benim içinsin,beni avutmak içinsin. Bunaldım dediğim zaman kalkacaksın,ben istediğim için oturacaksın,istemediğimde ayağı kalkacaksın,gideceksin!

   İnsan nefsi,böyle şartlaşıyor seninle;

   —Benim dediğim olacaktır!

   Diyince,sen de tir tir titrersin,

   —Hayır

   Diyemezsin. Nefsin sana;

   —Benim istediğim olacak!

   Dediğinde;

   —Hayır,Allah’ın istediği olacak!

   Diyemeyen adam Cenab-ı Hak’kın muhlis kulu olamaz. Şeytan da kuldur,kulluktan çıkacak adam yok,hepsi mühürlüdür .Lakin şeytan iyi kul değil asi kuldur;Kafir,serkeş,söz dinlemez, utanmaz, arlanmaz, kötü,yaramaz bir kuldur. Hepimiz Allah’ın kuluyuz. Allah’a kul olmayan ins ve cin yoktur.

  

TÖVBE GÜNAHI TEMİZLER

       Aklı başında olan adam,Allah’ın gazabına kendisini hedef yapmaz. Aklı başında olan adam dokunduğu anda gidecek olan silahın karşısında gelip durursa deli olmalı. Allah’ın gazabına hedef olma,ilahi gazap elbette ki şaşmaz,ilahi intikam da şaşmaz,onun için edep üzerine ol. Günahımız ,hatamız çoktur,lakin kast ile Allah’a karşı gelinmez .Nefsine mağlup olup bir hata işlediğinde hemen;

    —Tövbe Ya Rabbi,nefsime uydum bu kötü hataya düştüm

   Desin,geri çekilsin. Ayağı pise basan adam,ikinci defa oraya basmaz,hemen ayağını siler. Günahların hepsi manevi pisliktir .Onun için farkına vardığında geri çık. Tövbe her günahı temizler .Küfür hepsinden ağırdır .Bir kafirin küfrü,bütün insanların,bütün müminlerin günahlarından daha ağırdır. Küfür en kötüsüdür .Küfür etme,küfre düşme,küfre girme .Hasılı kelam basacağın yeri bil.  Mayın döşeli bir tarlayı gösterip,

   —Burada iki tane mayın var

   Deseler,o iki tane sebebiyle çok dikkatli olur.

   —İki tanenin yerine yüz tane mayın var

   Deseler dikkati ne ölçüde olur?Günahlar insanların manevi hayatlarını berhava eder. Mayın,insanın fiziki vücudunu parçalar,atar .Allahualem ,Lakin küfür,senin manevi hayatını yıkar,atar. Biri kısa hayatımızdır,öteki ebedi hayatımızdır. Ayağını denk al,selamet yerde dolaş. Bilhassa bu zaman serbestlik,hürriyet zamanıdır ve insanlara,insanlara değil insan şeytanlarına izin var,her yere mayın dök deniyor .Tutulan tutulsun .Şimdi memleketi dolaşın,gece açılan eğlence yerleri,hepsi mayın tarlasıdır. Kahveden başla ,sonra ileriye doğru git .Hepsi senin maneviyatını,söndüren şeytan merkezleridir. Hiç birisinde hayır yoktur;

   —Biz güzel eğleniriz

   Derler,nefsin eğlenmesinde hayır yoktur. Nefsi de eğlendiren şeytandır. Gece hayatı yaşayan insanları, temiz yere gidip güzel eğleniyorlar diye zannetme. Müslümana gece hayatı yoktur .Müslüman için hayat,gündüz,gece ise rahatımızı almak içindir. Onun için millet dert sahibidir,çeşit türlü hastalıklar üremektedir. Bu pis eğlence yerleri,temiz değil hepsi pistir. Senin eğlencen,senin kendi helalinledir. Helalin dışına çıkıp aradığında,pis necasettir. Oraları,şeytanın pislettiği yerdir . Oraya gidenlerin başından tutar pisliğe batırır. Batırmasa inat ederse,oturakla başından aşağıya döker. Uslu durup da başını eğerse;

   —Seni şerbetleyeyim

   Der .İnat ederse;

   —Sen nasıl inat edersin?

   Diye şerbeti başından aşağı döker.

   Gece hayatı pistir. Kim ne derse desin biz Müslümanlarız,temiz ile pisi ayırt ederiz. Elhamdülillah Müslümanlık temizliktir .Temizi bilmezsen Müslüman olamazsın ki.

   —Temiz ile pisi ayırt edemeyen adam nasıl Müslüman olur?

   Ayırt edemeyen adam,altından çıkanı ağzına sürer,ettiğini yer. Temiz ve pisi ayırt edemeyen adama kabirde de yaptırırlar,

   —Dünyada sen  pisle temizi ayırt edemedin ye bakalım

   Derler. Cehennemde de 7 cehennem ehlinin pisliği üzerlerine akar,ondan yedirirler, içirirler. Pislerle gezme,pislerin yoluna gitme,temiz ol .Pislik,gece hayatıdır. Hanımını da koluna alıp kanalizasyonlara;

   —Filan yerdeki kanalizasyon çok iyi sıçanlar gibi cap cup  batalım.

  Bu Avrupa’nın,batının hayatıdır. Cenab-ı Hak kısmet ediyor,25 senedir gidip geliyorum,eskiden işitirdim ama şimdi işitmeden de geçti görüyorum. Batı medeniyeti dedikleri pis hayatı,batı hayatını maalesef gözümle gördüm.

   —Çağdaş dedikleri hayat kiminle çağdaş?

   İslam değil,İslam’ı beğenmezler. Hangi kanalizasyonlarda yaşadıklarına göre çağdaştırlar İftihar ediyorlar;

   —Çağdaş olacağız 

   Diyorlar. O büyük kanalizasyonların içinden dünyada çıkmadıkları gibi, Ahirette de çıkamazlar 

   —İslam’a ne için düşmandır.

   Temiz olduğu için.

   —İslam’a kim düşmandır?

   Pis olanlar Çünkü pis yerde yaşayan temiz yerde yaşayamaz Pisliği ister .Pislikten temizlenecektir ama bu çağdaş kanalizasyon ahalisi nerede yaşayacaklar?

   —Biz kanalizasyonları kapatmayacağız ,taşsın, dökülsün,içine girip çıkalım,bütün vücudumuz temas etsin , açılıp saçılalım,bütün vücudumuz batsın ,

   Diyorlar. İnsancıklar,insan nüsvetteleri. İnsanları aldattılar,çağdaş hayat,pis hayat,ırz ,namus, din, haya  yok,edep yok. Çağdaş hayat diyorlar. İşte bizim davamız budur. Bizim nasihatimiz da temiz olmaktır. Temiz olalım,temizliği kabul edelim,pisliği kabul etmeyelim .Cenab-ı hak bizim günahlarımızı affeylesin ve temiz olarak bizim hayat sürmemizi nasip etsin. Kötü arkadaşlardan bizi saklasın

   İnsan kendi refikinden azar demişler .Bir kimse geldi,karısı kaçmış,ağlıyordu.

   —Ne oldu da kaçtı?

   Diye sorunca;

   –Gece eve gelmezdim dövmeden,sövmeden kaçıp gitti,

   Dedi.

   —Ne yapalım?

   Tövbe edecek,bir daha pis yere gitmeyecek,kötü arkadaşlarla olmayıp evine dönecek,sonra değilse bir şans daha var,eğer 40 gün zarfında kendini düzeltebilirse devam eder,değilse dünyada çok başı ağrır,Ahirette de kurtuluşu yoktur. İnsanı azdıran kötü arkadaştır. Bir pisliğe düşürür,onu dünyanın suları temizleyemez,bir hastalığa tutturur,dünyada tedavi olmaz. Gençler dikkat etmelidir,onların peşinde şeytan çoktur. Kız ve oğlanları avlamak için şeytan,çok dolaplar döndürüp tuzaklar kurmaktadır. Onun için dikkat et teslim olma. Şer kuvvetiyle teslim olma . Kendine sahiplik yapamayan adam acizdir;

   —Boynuma ip bağla da çek beni

   Dersen sana yakışmaz. İradesiz bir kimse olup,boynunda yular taşıyan bir eşeğe benzemek sana yakışır mı?Sen insansın iradeni kullanacaksın .İraden boşaldıysa frenler tutmuyor,frenler tutmuyorsa arabanın işi bitti demektir. İradesiz adam, frenleri boşalmış adam,adam mı? Buna dikkat et aklında tut. Tutmazsan freni patlamış araba gibi bittin.

                 

KALPTEKİ ZİKİR

       Nasihat et,çünkü dinin hayatı nasihattedir. Şah-ı Nakşibendi H.z. olmasaydı,Nakşibendi tarikatı olmazdı. Nakşibendi Tarikatı olmasaydı,ne Garbi Türkistan,ne Doğu Türkistan ne de Rus ellerinde Müslüman kalırdı. Müslümanlık 80 sene kafir Rus ve kafir Çin topraklarında yaşadı. Bugün Orta Asya’da ,Asya’da Türkistan’da, Kırım’da,Sibirya’da yaşayan Müslümanlar, Nakşi tarikatının bereketiyle yaşadılar. Nakşi tarikatı olmasaydı,dini süpüreceklerdi. Nitekim zahirde din bırakmadılar. Lakin insanların kalbine girip de kalpteki imanı söküp alamadılar. 41 tarikatın zikri lisandadır. Kalpteki imanı da yaşatan besleyen Zikrullahtır. Nakşibendi  Tarikatının zikri kalptedir. 41 tarikat lisanıyla zikreder,Hak!Nakşi tarikatı da diliyle zikreder,yasak değil,lakin asli olan zikir kalptedir. Kalbi Allah dediği vakit iman sönmez. Bir kimse otursa,uyur mu,kalbinden zikir mi çekiyor belli değil,dışarıdan uyuyor zannederler geçip giderler,halbuki o kalbiyle Allah diyor. Bir kimse kalbiyle zikrederse onun imanı sönmez. Onun kalbindeki imana kimse el uzatamaz. Ne dışarıdaki kimse ne içindeki şeytan. Batıni düşman kalbe girer,zahiri düşman kalbe giremez. Onun için asrın başında itibaren bu komünistlik belası,dinsizlik,Deccalin belası çıkmadan önce Nakşi zikirle meşguldü. Kalbinden Allah,Allah derdi. Kalbinden Allah diyen kimsenin kalbindeki iman alınamaz. Çünkü,Allah dediği vakitte imanı artar. Nakşibendi Tarikatı,Cenab-ı Hak öyle tayin buyurmuş. Nakşi Tarikatının zikri gizli zikirdir. Zamanı geldi mi gizli zikrin faydası meydana gelir. Kafir, “Allah”demeyi yasak etti.

   —Dili söyleyemiyor ama kalpteki zikir demi yasaktır?

   Kalbinden zikir çeken adamı,uyur zannederler,halbuki içeride Mevla’sıyla beraber olduğunu bilmez. Çin’deki,Rus’taki Müslümanlar 80 sene en şiddetli küfür,en şiddetli kafirlik içerisinde imanlarını kaybetmediler. Kardelen diye bir çiçek var. O yüksek dağlar üzerinde olurmuş. Çok kar yığıldığı vakit,her şey dağların altında kalır. Bahar mevsimi yaklaştığı vakitte ilk başını kaldıran,karı delip de dışarı ilk çıkan çiçek bu çiçektir. Orta Asya’da Kazan’daki Müslümanlar, komünistlik geldiği vakitte,kalın karla kaplanmış gibi oldu. Kar,dağı taşı kapatıp üzerinde yeşil bir nebat,bir sap bile göstermediği vakitte onun gibi oldu. Sonra karın yıkılmalarına vakit,saat geldiğinde karı ilk delip geçen kardelen çiçeği;

    —Kar bizi öldürmedi,biz buradayız

     Bu komünist kafiri arasından sayısız İslam çiçekleri,

    —Biz buradayız,zannedilmesin ki kar bizi bitirdi,yok,karın altında biz bekledik,sabrettik. Bildik ki Cenab-ı Allah karı eritecektir. Bildik ki kar erimeye başladı biz de başımızı çıkardık.

   Dediler. Orta Asya’da,Türkistan’da,Şarki ve Garbi Türkistan’da İslam günden güne kuvvet bulacak,umumi kıyasla her tarafta rengarenk çiçekler açacak. Türkiye’de de öyle,kardelen çiçeğinden başka çiçeklerde açıldı.

   —Bu derelerde,bu yamaçlarda ne bir nebat ne de başka çiçek olmayacaktır!

   Diye hükmedenler şimdi kardelen çiçekleriyle beraber sair çiçekleri,renkli morlu çiçekleri görünce deli oluyorlar. Hasılı kelam şimdiki İslam düşmanlarını deli eden,çıldırtan mesele bu noktadır. Ortalık bembeyazdı,hiçbir şey yoktu,kar onları kapatmıştı,çiçeğin mevsimi olmadığından zannettiler ki çiçekler kardan ürktükleri için açmıyorlar.

   —Kar onları bitirdi,bundan sonra renkli çiçek olmayacak

   Diye hükmettiler. Bilmediler ki karın altındaki çiçeklere desturu mükerrem inip de;

   —Açılın,çıkınız,görününüz

Emri geldiği  vakitte çıktılar.

   —Nasıl oldu,dün kar bunları men ediyordu,bugün kara karşı gelip açıyorlar

   Bu kış mevsiminde uyuyordu,açılmak için desturu mükerrem verildiğinde hepsi uyanıp,başlarını kaldırdılar. Müslümanlar kardelen gibi çıktı,dünyayı tuttu. 1000 defa kar yağsa onlar o karı delecek,kardelenler gibi çıkacaktır. Müslümanlık bu. Hala Müslümanlığı anlayamadılar mongol tipliler,uyuyacak zannediyorlar. İstediğin kadar top tüfek at gene kardelenler karın üstüne çıkacak,onları şaşırtacaktır. Onları şaşırtacak,tüketecektir. O İslam’ın ve Cenab-ı Hak’kın verdiği manevi güçtür. 

  ”Çıkınız,uyanınız”

   Dedi mi tamam. Müslümanlar zapt olmaz. Kardelenler gibi devam edecek. Sonuna kadar. İsa Peygamberin son devrine kadar Müslümanlık devam eder ve İsa Peygamber vefat olduğu vakitte,Ravsa-i Müteahhirine defin olacaktır. Ondan sonra Cenab-ı Hak cennetlerden bir rüzgar gönderir. O rüzgarı kim teneffüs ederse ruhunu teslim edecektir. O rüzgar,cennet reyhanlarının güzel kokusuyla gelecektir. Mümin bir çekmede düşüp kalacaktır,ruh verecektir. Ta o vakte kadar İslam yükselmektedir. O zamana kadar gerileme yoktur. Bize geri sayma yok. Geri sayma küfre başlatır. Şimdi küfür ve şer kuvveti,İslam’a karşı olan cepheye geri saymaya başladı. Son rakama geldiğinde patlayacak düşecek. Onun için sen kardelen gibi dur. Cenab-ı Hak sana ilahi kuvvetini gösterir,top,tüfek hiçbir şey yapamaz. Müslümanlığa el değdirtmeyecek sultanı gönder Ya Rabbi ki,Müslüman olmayanlar Müslümanlara böyle değemesin.

        

                             EDEP YA HU

   Her kim Şeriata kendini uydurmak isterse,Tarikat yolunu gözetecektir ki Şeriatı tutabilsin. Şeriat: ilimdir.  Tarikat: ameldir.  Birbirinden ayrılması yok,tatbikatı vardır. Tarikat mana olarak ”yol”dur. İstilahta manası; Allah’a giden yol demektir. Öyleyse Allah’a gidecek,Allah’a kavuşmak isteyen,Allah’ı bulmak isteyen insan , Allah’ı Onu razı ettiği halde bulmak isteyen kimse Tarikat edebine dikkat edecektir. Tarikat üzere talim gösteren makam,Lefke’deki Feth-i Mübin dergahı mızdır. Buraya bazı zatlar; ”Sümbüllü Dergah” derler. Burada Tarikat edep,usul ve istilah gösterilir. Tabi bu acemi efradın ilk talim gördüğü yere benzer. Kapılar açıktır,nasibi olan kimseler gelir. Buraya kim gönderilirse,ihtiyacı olan,iyi olmak ve daha iyi olmak isteyen gelir. Hasta iyi olmak için,deli akıllanmak için,cahil öğrenmek için,şaşkın doğrulmak için,eğri düzelmek için,kafir gelir imana gelmek için,asi gelir tövbe etmek için,şaşkın gelir doğrulmak için,günahkar gelir Allah’ın mağfiretine ermek için,mümin gelir Allah’ın mağfiretine ermek için,taat ehli gelir Allah’ın cenneti bulmak için,Cemalullahı isteyen gelir ilahi visale ermek için herkes gelebilir. Burası merkezdir. Bütün milletler içindir. Bu kapıdan kimse geri çevrilmez. Ancak nasipsiz olan kimse gelmez. Mevlana Celaleddini Rumi;

   ”Kafirde olsan gel,mecusi de olsan gel,günahkarda olsan gel”

   Uzak durma bu kapı geniş bir kapıdır. Kişileri temize çıkartmak için ve Allah’ın huzurunda lüzum eden edepleri öğrenmek için bir makamdır. Kim isterse gelebilir. Buraya geldikten sonra buradan çıkan adam doluysa boş gider. Boş gelirse dolu gider. Buraya kendi bildiğinden başka bir şey kabul etmeden gelen adam dolu gider,çünkü buradan bir şey alamaz. Dolu ibriğe su konmaz. Dolu gelen yine geldiği gibi gidecek. Burası talim merkezidir. Buraya gelenleri azar azar tarikat usulüne göre terbiye etmek vardır.  Buraya seyirci gelen kimse seyreder, alabildiği ni alır çıkar gider. Yok eğer bu yolda daimi olmak isteyen kimseye,şeyhliği kabul eden adama talimat başkadır. Şeyhliği kabul ettin mi riayet edeceksin: 
   ”Bu makamda Şeyh Efendi var,söz onundur,emir onundur ve onun iradesi burada yürür”

   Bu ilk öğrenilecek meseledir. O zaman şeyh Efendi yirmidört saat hangi makama giderse o kimseyi de beraber alır,değilse olduğu yerde kalır. Tarikat edebini ve terbiyesini öğrenecek kimsenin ilk bileceği mesele;Şeyhinin emrinin dışına çıkmamaya gayret etsin. çıkarsa sopa yer. Sopa hayvan içindir. Kendini hayvan yerine koydurma insan dur,ne azar işit ne sopa ye. Şeyh Şerafettin Hz.,Sultanımız Abdullah Dagistani Hz.’lerine;

   ”Abdullah Efendi bu kadar senedir sana dikkat ediyorum bir defa kendine yaramaz dedirtmedin”

   Bu kadar edebi güzel,hizmete hazır bir kimseydi. Yaramaz dedirtti mi kendini aşağı düşürür. Buraya gelen giden kimselerin kendilerini idare etmeleri lazımdır. Bir gün Büyük Şeyh Efendi Hz.’lerinin sohbetinde bana;

   ”24 saat zarfında,ihvanlardan bir kimse yirmidört türlü zıt üzerine geldiği halde halen fiilen bir gazap,bir öfke izhar ederse o kimse Tarikatın dışında kalır.”

   Senin darılman başka,izin verilen insanın darılması başka,izin verilmeyen adamın öfkesi başkadır. Tahammül edememesi,beğenmemesi,hoşlanmaması,zıt bir iş gördüğünde24 saat tahammül dayanamayan adam Tarikatın dışında kalır. İhvan bir kimse ihvanlardan gelecek yirmidört çeşit zıtta karşı tahammül edecek,halinin değiştiğini,öfkelendiğini,bozulduğunu,darıldığını,gücendiğini,küstüğünü göstertme yecek. Bir ihvan bir ihvana üç gün küsse,küsmesi üç gün devam etse 40 gün şeytanın temellütü altına yani eline girer. O zaman o kırk gün içerisinde dünya dan gitse,şeytanın hükmü altında kalıp,imansız gider. O onun imanını çalar. Bir kimse kemal makamında olursa,yani yetişir,olgun bir hale gelirse o zaman ona izin verilir. İzin verilmediği takdirde ta çilesi doluncaya kadar onun etrafındaki kimseler den gelen hareketlere karşı tahammül göstermesi mecburidir. Kendinin noksaniyetlerini tamamlar. hangi tarafı zayıftır diye yoklar ve Şeyh onu takviye eder. Onun için Tarikat usulü kolay yol değildir. Eğer adam olmak istersen kendi adetlerimizi, alışageldiğimiz halleri bırakacağız. Eğer adam  olmak istemezsen,gene nefsinin eşeği olacaksan o zaman ne istersen yap. Burada otur,gelen gidenle kavga et dövüş,sövüş hiç korkma nefsinin eşeğisin. Yok eğer nefsine bineceksen,süvari olacaksan,O zaman çilen dolacak ki adam olacaksın;

   —Şöyle derim,böyle yaparım

   Demek çok kolaydır. Dışarıdakilerin hepsi öyle yapar. Dışarıdaki adamla bizim yanımızdakilerin ne farkı var? Dışarıdaki senden daha sabırlı olursa buradaki adamın ne kıymeti var? Dışarıdaki adam kadar sabredemezsen Tarikatta o adamın işi nedir?Burası nefsani ahlakları bitirecek tedavi merkezidir. Nefsani ahlakların içerisinde en kötü olanı nedir? Nesini bir türlü bırakmak istemediği

   —Ben en iyisi olayım,ben en yükseğiyim,bir numara yım,ben yakar yıkarım, hepsinden ileriyim.

              

                                        HİKAYE

 Beyazıtı Bestami Hz’lerinebir alim gelmiş;

   —Ya Şeyh,intisap etmek isterim,Tarikat alayım bana usul bildir

Bunun üzerine Beyazıtı Bestami Hz.’leri;

   —Git saçını sakalını sıfır traş et,ondan sonra bir torba ceviz al ,hisarın dışında çocukların cirit oynadığı bir meydan var,oraya gideceksin,o bir torba cevizi de yanına koyacaksın çocukları yanına çağıracaksın başını açıp”Bir şaplak vurana bir ceviz,iki şaplak vurana iki ceviz, üç şaplak vurana üç ceviz”

   —Ya Şeyh bu nasıl iş,bu nasıl Tarikattır?böyle Tarikat mı olur?böyle Tarikat olduktan sonra ben girmem

   —Girmezsen buyur başka tarafa git daha başkasını sana söylerler.

                                                              *

   Halidi Bağdadi Hz’lerine şeyhülislam gelmiş ve demiş ki;

   —Tarikata gireceğim,intisap edeceğim

   —Kabul ettim,seni cemiül kebirin abdesthanelerindeki istinca taşlarını Dicle nehrinde yıkayacaksın,temizleyeceksin,getireceksin. Abdesthaneye gelen insanlar taharet ederken temiz taşlar bulacaklar. Pis taşları götürüp temizlersin,temizleri getirirsin.

   —Peki baş üstüne,başka?

   —Başka yok,senin için bu

    İnsanın nefsi çok yüksekte durur. Allah’ın yanında oturur. (Haşa)Allah’ı da geçmek ister. Sen bildiğinle mağrur olursun. Senin bildiğinin bir fazlasını şeytan bilir. Bildikleriyle mağrur olanların hepsini Allah aşağı indiriverdi.

   —Amel nedir?

   Ameline mağrur olacak olursan şeytanın yerde ve gökte secde etmediği bir karış yer yok. Öyleyken mağrur oldu,gitti. Mağrur olmaktan,gururdan kurtarmak için  birdenbire onun seviyesini indirip;

   —Git,böyle temizlik yap

   —Peki

   Dedi,nefsini o derecede bitirdiği vakitte bir gün sabah namazından sonra Şeyh Efendinin dizinin dibinde oturmuş;

   —Gözünü yum

   Gözünü yumdu;

   —Aç

   Dedi ve kendisini Kabe-i Muazzamada oturuyor buldu. Bağdattan Beytullah 40 günlük yol. Öbürü;

   —Saçı sakalı niçin traş edeyim ki? Çocuklar ceviz vermeden de vuracak,ceviz bulduktan sonra epey şaplak yiyeceğim!

   Onun için insanların çoğu bu gurur içerisinde olur. Tarikat bu gururu düşürtmek ve nefsini indirip bitirmek ister. Nefisle beraber Tarikat yürümez.

   —Şeyh ne lazım bana

   Dersen sana şeyhlik yapacak şeytandır,nefistir. Buna dikkat edilmesi gerekir. Kendi iradeni bitirmeye bak,şeyhin iradesi vardır. Bu dergah’ta Allah’a giden yolun başı olarak;nefsini sıfırlayacaksın. Çünkü Allah seni nefsinle kabul etmez. Allah’ın huzuruna nefsinle gidemezsin;

   —Bırak o küstah ve karşı asi gelen nefsini

   —Nasıl geleyim?

   —Ya Eba Yezid,”utrub nefse ve taal”Nefsini bırak Bana gel,nefsinle gelme bunu istemiyorum

   Tarikat meselesi nefsi sıfırlamak içindir. Nefsi pisliği ile huzura giremezsin,bitireceksin. Ona göre dikkat edin. Çünkü vakitler yakındır. Bu hafiften talimatımız birazdan ciddi talimata döner ve size halvet ve riyazat emir olunur. Lakin halvet ve riyazatı daha önceki emirleri tutamayan adama veremeyiz. Halvete girmeyen adamda yol kesemez. Halvete girdimi roketin içine bindi demektir, çıkacaktır,melekuta yol verilecektir. Bakılır;Talimat dinlediği yok,bu iş için yaramaz diye rapor verdimi rokete bindirmezler. ,rokete binecek adam kaç türlü imtihandan geçer. Melekuta gidecek adamında kendi Şeyhinden itibaren bütün şeyhlerin imzası lazım. Büyük Şeyh Efendi Hz.’lerinden sonra Efendimiz a.s’ın  imzası lazımdır.

   —Tamamdır,bu yola yarar

   Diyerekten imza ettikten sonra seni alırlar bindirirler,yukarıya doğru gidersin. Değilse burada debelenip kalırsın. Ona dikkat etsinler yoksa çöplükte dolaşıp dururlar,yukarıya çalışmaya imza etmem ki;ilk benim imzam lazımdır. Benim imzam kolay değil çünkü ben imza ettiğimde Büyük Şeyh Efendi bir noksanlık görürse azarı ben işitirim. Azarı ben işitmem,kırbacı iyice size vururum. Sonra ananızda ağlar,babanızda ağlar,sizi halvete sokarım. Onun için dikkat et. Hakikate doğru hareket edecek kafileler şimdi hazırlanmaktadır. Çünkü vaktin sahibi yaklaşıyor. Siz nasipli insanlarsınız ki magripten maşrıka buraya geliyorsunuz ve talipsiniz. Madem talipsin,nefsine uyma,şeytana talip olma. Büyük Şeyh Efendi Hz.;

   ”Her gün şikayet istemem,şikayet mevzunu bırakın,birbirinizle gül ile bülbülün muhabbeti gibi muhabbetle geçireceksiniz değilse Kaf dağının arkasına atarım, bu yeri bir daha göremezsiniz. Başka zatın emrine attığım vaktinde onların terbiyesinde benim gibi müsamaha yoktur,”Bu yaramazı sen yarar hale getir” deyip gönderdiğimiz vakitte o insanın orada çekeceği vardır.”

    Onun için mümkün mertebe dikkatli olalım da meşayıhın huzurunda yüz aklığıyla bulunalım ve oraya varalım.

 

ZAMAN VE MEKANIN DIŞI

   Cenab-ı Allah’a hamd ederiz ki bizi iman ile şereflendirmiştir. Mübarek Recep ayıda Cenab-ı Hak’kın kendi zatına nispet edip de şereflendirdiği;

   ”Benim ayımdır”

   Diye kadrine tazim ettiği aydır. Bu ayın 27. gecesi mübarek Miraç kandilidir. Nafile ibadetle o gece ihya edilmeye gayret edilir. Elbette ki mübarek gün ve gece ler Cenab-ı Allah’ın tayinindedir. Miraç Gecesinin de ayrı bir hususiyeti vardır.  Zaten her gecenin kendine ait bir hususiyeti olmuştur. Bu gece bütün alemlere hidayet olmak üzere ve bütün alemlere hidayet olmak üzere gönderilmiş olan Efendimize Cenab-ı Hak’kın onun mutlak risaletini tasdik ettirmek üzere vermiş olduğu mucizelerle dolu mübarek bir gecedir. Cenab-ı Hak ilk insan ile peygamber lik müessesesini kurmuştur. Hz. Ademle başlayan ilk peygamberlik; onun başlangı cını yeni doğan ayın haline benzetsek,devam ede ede peygamberlik hilali Efendimizde dolunay olmuş tam mükemmel suretini almıştır. Efendimizde kemal bulan peygamberlik müessesesinde ondan ötede artık başka bir kemal aranmaz. Binaenaleyh eğer bu bizim dünyamız sonsuza kadar devam edecek olsaydı, Efendimizin risaleti,yeni peygamberliği bu insanlara kafidir. Ondan fazlası aranmaz. En mükemmel risalet Efendimizde tamamlanmıştır. Efendimizin dünyaya teşrifleri ve peygamberliğini ilan ettiği andan itibaren elbette ki şer kuvvetleri,şerri temsil eden şeytan ve ona tabi olanlar,insanları ilahi rahmetten mahrum ettirmek için Allah’ın ilahi lütuf ne inamından,ebedi nimetlerinden mahrum ettirmek için,şeytan ve yardımcıları harekete geçmişlerdir. Efendimizin temiz ve hep ulvi olan davetine ki;

   ” Ey insanlar bir Allah’ı kabul ediniz,bir Allah’ın varlığını ve size mabudun hak olduğunu kabul ediniz,Ona kulluk ediniz”

   Dediğinde onun davetini ilk reddeden kendi kavmi olmuştur. Mekke-i Mükerre me’deki kendi insanları ilk karşı çıkanlar olmuştur. Şeytan onları karşı çıkarttı;

   —Kabul etmeyiniz,bunca yıldır hayalimizden şekillendirip tapmakta olduğumuz tanrılarımız vardır,yahu bu kadar tanrıları biz ne yapacağız? Müzahadeye mi koyalım? Nasıl olacak bu kadar tanrılardan biz vazgeçip bir Allah’a dönersek öteki ler ne olacak?

   Diye ilk karşı çıkan kendi ahalisi oldu. Efendimiz ağır bastırmaya başladığı vakitte şeytan bu sefer onların Efendimize kaymasından işkillenmeye ve telaşlan maya başladı ve;

   —Öyleyse bunu da sorunuz,sizin gibi bir insan değilse mucize göstersin!yani insanların yapamayacağı işlerden bize göster ki inanalım

   Onun üzerine mucizeler gösterildi;

   —Sihirbazlıktır,göz bağıcılıktır

   Deyip Hak ile gelen mucizeleri de inkar ettiler. Nasibi olan iman etti de nasipsizler iman etmedi. Efendimize kendi insanları,kendi kavmi etmedik eziyeti bırakmadılar,her türlü eza ve cefayı yaptılar. Efendimize Cenab-ı Allah;

   ”Ey Habibim sabreyle çünkü netice senin zaferinle noktalanır.”

   Efendimiz Mekke-i mükerremeden bir defa Taif’e gitti. Belki Taif’teki insanlar daha mülayim olur,iman ve İslam dairesine gelirler diyerekten. O zaman oranın habis insanları,müşrikleri,onlarda Efendimize daha ziyade eza ve cefa ile ona hücum edip Taif’ten onu uzaklaştırdılar ve Efendimiz mahzun olmuştu;

   —Ya Rabbi,Sen bilirsin,eğer Sen benden razı olmuşsan bu kulların ezasından ben üzülmem . Ancak benim istediğim Senin razılığındır. Ya Rabbi,ben Senin yo lundayım,Canım ruhum Senin içindir. Ya Allah Sen razı olduktan sonra bütün insanların bana eza etmesi bana bir şey getirmez. Mühim olan Senin razılığındır.

   Böyle mahzun bir halde Mekke-i Mükerreme‘ye döndüğü vakitte o gecede Cenab-ı Hak Habisine Cibril-i Emin‘i gönderdi ve ona bildirdi ki;

    ”Ya Muhammed Mustafa s.a.v.;Rabbin Celle ve ala, seni bu gece mülk ve mele kutunu,melekut ve Ceberutunu sana gösterip,Cemaliyle seni şereflendirmek murad eder Ey Habib hazır ol”

   İşte oradan başladı ve uzun olarak devam eder. Cenab-ı Hak Habibini ilk olarak Mekke-i Mükerreme’den,Burak-ı Şerifle Kudsü Şerife getirdi. Kudsü Şeriften Peygamberlerin karşıladıkları huzurda Efendimiz bütün peygamberlere imam olarak iki rekat namaz kıldırdıktan sonra Miraç kurulup,yedi gökler geçilip,Sidretül Münteha‘ya varılmış,ondan sonrada Cibrilin son durağı olan o makamdan ileriye ceberut alemlerine,Cenab-ı Hak’kın huzuruna Refref gelip,oradan da ileriye yalnız Efendimiz davet edilmiştir. Efendimiz mülkü de Melekutu da seyretmiş, Ceberut alemine yetişip Cenab-ı Hak ile mülaki olmuş,Cenab-ı Hak ile görüşüp,baş gözleriyle görmüş tek insan,tek varlıktır. Varlıkta ne kadar mevcut varsa hiç birisine o şeref verilmiş değildir. Ancak insanlığın ebedi fahri ve iftiharı olan Efendimizin baş gözleriyle Cenab-ı Mevlayı nasıl gördüğünün keyfiyetini , söylemesi mümkün değildir. Cenab-ı Hak ile konuşup,Cenab-ı Mevlanın Cemalini seyrettikten sonra izni ilahiyle,Allah’ın izniyle tekrar ümmetlerini Cenab-ı Hak’ka, Rablerinin huzuruna davete gönderilmiştir. Bu kadar zaman ve mekanı gidip aşıp gelmesi,döşeği henüz soğumadan gidip gelmiş olması,muazzam mucizedir, zama nın ve mekanın dışında kaldığı için,bu üzerinde durduğumuz dünyadaki ölçülere sığmaz, akıl onu ikata edemez. Yalnız iman yoluyla bunu müminler kabul eder. İna nan kimselere ne mutlu. İnanmayanlar mahrum olanlardır. Bu mübarek geceden Allah bize ilahi feyizleri nasip etsin.  Kafirler ikibin senedir;

   —İsa a.s.’ın yolundayız

   Diye iddia ederler,aslında değiller,terk ettiler. Lakin İsa Peygamberden sonra onların dinlerini şeytanlar değiştirip bozduğu halde,onlar bozuk itikatlarına devam ediyorlar. Onlar yılbaşlarını kilisede yapıyorlar,bizimkiler kendi evlerinde kendi kendilerine bir şeyler uydurmuşlar yapıyorlar. Onlar bir inanca bağlanmışlar, bizim kiler ne camiye ne kiliseye orta yerde kalmışlar. Allah uyumaz,Allah seyrediyor. onun için bize tayin olunmuş olan bir mahkumiyet var. O mahkumiyetten biz Allah’a dönmedikten sonra kurtuluş yoktur. Her yerde adım başı barlar ,meyhane ler,pavyonlar,diskolar her pislikle memleket dolmuştur. Bu insanları kontrol eden kalmamıştır. Allah’ta bir milleti bırakırsa o millet ayakta duramaz. Allah’a dönülecek zamandayız. Elhamdüllillah artık Cuma namazının genel çoğunluğunu gençler oluşturuyor. İşte deccalleri çıldırtan nokta burasıdır. Ümidimiz odur ki İslam her yerde kavranacaktır. Elbette ki Allah’ın ilahi yardımı O’na inananlar içindir.

Reklamlar
Posted in: sohbet