Tevhid Sarayı_6

Posted on 27 Aralık 2010

0


EVLİYALAR

   Onlar Allah’a giden yoldur. Onların hakikileri Allah’a ulaşır. Onlar Allah’la beraberdir. Eğer kalbiniz Allah için olursa hiç kimsenin senin vücuduna bir zararı dokunamaz. Sana hiç zarar gelmez. Allah c.c.’nün lütfünü hayal edemezsin. Vücudunla da Allah’a yakın ol. Kalbin de Allah için çarpsın, o zaman Allah’a daha yakın olursun,ilahi huzura gidersin. Eğer sen nefsinin   duygularını takip edersen,ruhun seni ilahi huzura taşıyamaz. Ve rahmet ruhlardan ruhlara,

kalplerden kalplere akar. Allah,insanlar ve inanalar için peygamberleri göndermiştir. Böylelikle onları takip etme şansı elde edilmiştir. Biz Allah’tan; bizi Allah’ın dostlarına yakınlaştırmasını istemeliyiz. Onlar çok görünmezler ama muhabbetlerinden onları bilirsin. Nefsinin arzularını unutman lazım. Sende içten geleni taşıyacak ve o aradığın kimseyi bulduracak bir güce ihtiyacın var. O aradığın kimseyle,onun bayrağı altında,Gal-ü bela zamanından beri söz verdiğin kimsenin şemsiyesi altında toplanıp,onunla beraber olacaksın. Tabi kim bu kimseye yetişirse! Bazen bu kolay olur bazen de zor olur. Senin fiziksel arzularını o kimse daha yakın çeker. Daha sonra bir yol bulup o kimseye ulaşman lazım. Onlar bu zamanda bir çok işaretlerle kendilerini

gösteriyorlar. Onlar güçlerini kullanıp insan toplayabiliyorlardı. Şimdi de o zamanki sayı kadar dünya üzerinde evliya vardır ve ta kıyamete kadar sürecektir. Fakat onlar tıpkı hazineler gibi gizlidir. Muzu,portakalı,elmayı sorarlar da,kimse o hazineleri sormaz. Belki kapıdan 1-2 kimse gelir bakar ama hakiki,Allah’ın kulları her zaman aynı sayıdadır. Sen de bu insanlarla beraber ol ki rahmet bulabilesin.

   Cep telefonlarına bakıyorum,bazıları onları isteyen kişilere kırmızı ve ya yeşil ışıkla sinyal veriyor. Onlar da tıpkı evliyalar gibi işaret verir. Bazılarının ilgisi varsa ona ulaşır. Eğer ki bir insanın ilgisi yoksa kaç defa sinyal verse hiç umurunda olmaz,bakmaz bile. Eğer insanların ruhani güce sahip kimselere ilgileri varsa,onlar da kendilerine yerden,topraktan yüzüne sinyal verirler. Evliyalar 24 saat işaret verirler. Sen anlayabilirsen tamam,anlayamazsan senden geçer. İlahi huzura ulaşmak istersen dene,beni orada bulursun. 

   —Neredesin?

   —Buradayım

   —Benim kod numaram budur,geleceğin ve şu anki durumun hakkında seni ilgilendiren her şeyi sorabilirsin!

   Onlar size bilgileri tam ve eksiksiz verirler. Eğer sen duymazsan anlayamazsın. Senin nefsin sağırdır. Nefsinin duygularının arkasında koşanlar,bu kimselerin sinyallerini göremez. Doğudan batıya 124 bin sinyal görebilirsin. Bazen zaman alır fakat 40 günün sonunda anlaşılması gerekir. Bu kimseler kalbe sinyal gönderirler. Gerçek bir Nakşibendi şeyhinin gerçekten gücü varsa kalbe güç verir. Senin vücudunun seviyesine göre gönderirler. Kim başarıya ulaşmak isterse; izni olan kimseden destur alır. Gerçek güç istasyonundan size güç ulaştırılır. Mükemmel bir bağlantıyla bize yol gösterirler. Değişik yolları kullanırlar. Bazen ruhani bazen de kişileri kullanarak gösterirler. Senin direksiyonun,kullanmana göredir. Onlar sizi götürürler. Bu kimselerin ruhu gerçek bir huzur içerisindedir ve Cenab-ı Allah onlardan memnundur. Onların içinde hiçbir sıkıntı olmaz. Allah’ın bizler sana teslim oluyoruz,bize verdiğin her şeyle beraber teslim oluyoruz. (İngilizceden Türkçeye çeviri)

                               

                                HİMMET

   Doğrular olmadan bir yere ulaşamazsın. Doğru olanla beraber olursan seni Allah’ın divanına ulaştırır. Doğruluk,senin melekuta ulaşman için en iyi noktadır. Sen doğrularla olmaya gayret etmelisin. En son zafer,doğru olanlar içindir. Doğrular daima muzafferdir. Onlardan olabilmeye çalış. Bildiğimiz bir mevzu; Ashab-ı Kehf’in bir Kıtmiri vardı. Kıtmir pisti buna rağmen,Ashab-ı Kerim temiz olduğu için o da cennete girdi.

     Yenebilen hayvanlar temizdir,yenmeyen hayvanlar pistir. Temiz olanlar yenir ama pis olanlar yenemez. Allah c.c.,bize temiz olan hayvanları bize yemek için helal etti ve Allah kulları hak ettiği için bu hayvanlara şeref verdi. Mecis olan hayvanlar yenemez. Köpek yenemeyen hayvan sınıfına girer ve temiz bir hayvan değildir. Cennet sadece temiz olanlar içindir. Mecis dediğimizde sadece fiziki bir kirlilik değil,yaptığı hareketlerden dolayı kirlidir ve bu şeytanın pisliğidir. Biz,pis olanlardan uzak duralım diye emredildik. Şeytani amel işleyenler pistir. Bunarın işi seni pisletmektir,pislik de cennette olmaz. Allah-u Teala o köpeği,Ashab-ı Kerim’i takip ettiğinden dolayı cennete koydu. Onlar ne kadar tekmeledilerse,ne kadar kovaladılarsa da yine de arkalarından takip etti. Onlara denildi ki; 

   —Ey Allah’ın kulları,onu incitmeyin,sizinle beraber gelsin.

   Taş atmalarına,vurmalarına rağmen onları hiç terk etmedi. O Allah’ın evliyalarının yanında bulundu ve onlarla uykuya yattı. Kıyamet gününde o da kalkacaktır. Allah’ta ilahi cömertliği ile o köpeği cennete koyacaktır. Önce bütün cennetliklerin günah pisliklerini temizlediği gibi onun da pisliğini temizleyecek ve sonra cennete koyacak. Allah-u Teala cennette o köpeğe mahsus hususi bir yere bırakacak o nereye koşsa nereye yürüse arkadaşlarını görecek.

   Büyük Şeyh Efendi buyurdu ki;

  “İnsan,mübarek kimselerle,salih kimselerle arkadaşlık yapsın. Belki çok günahkar bir kimse olabilir ama Allah’ta ümidini kesmesin ve Allah’tan rahmet istesin.”

   Belki  bize doğru insan olmak zor gelebilir ama doğru insanlarla arkadaşlık yapabiliriz. Bu daha kolaydır ve sonsuz hayatında mutluluğa ulaşabilirsin. Allah-u Teala’nın azameti ne kadar büyük! Geçen yüzyılda saltanata bağlı aileler vardı. O zamanda o insanların güzel adetleri vardı. Mesela her vilayet belli bir evliyaya atfedilirdi. Bu evliyaya hürmetendi ve evliyaya itikat vardı. O insanlar evliyaya bağlandıklarına dair şeref duyarlardı. Bu sevgi ve bu şeref ,o insanlara ruhani bir destek verirdi. Onlarda evliyadan kendilerine güç alırlardı.

   Almanya’da da aynı adetler var. O milletteki büyük kimseler de o evliyaları kendilerinden üstün tutup ve şehirlerin isimlerini de evliya isimlerinden koyarlardı ve hala sokaklara ve caddelere  bu evliyaların isimlerini koymaktalar. Müslümanlar da tam tersi oldu,bu adet kaldırıldı. Ve şu anda maddi dünyayı yöneten Müslümanlar değil Hristiyanlardır. Çünkü herkesin bir patronu olması lazım. Dayanacağı bir yeri bir kimsesi olması lazım ki destek versin. Kim bir evliya bulup hürmet ederse ona destek gelir. Ruslar bir yüzyıl boyunca dini inkar etiler ve Allah kendilerini helak etti. Rus şimdi dine sahip çıkan devletlerden yardım istiyor. Bizim insanımız da onlara koşturup yardım istiyor. Çünkü o kimseler mübarek kimseleri bıraktılar ve unuttular. Araplar da öyle. Evliyaların aleyhinde konuşup küfrettiler. Bundan dolayı Allah onları baş aşağı etti.

   Kim Allah’ın dostlarını kabul etmezse her gün kendisine 70 defa lanet yağar. Bu yüzyılda evliyaya karşı olanların hiç biri ayakta duramayacaktır. Tıpkı S.S.C.B. gibi; Kim onu takip ederse aynı onun gibi olacaktır.

   Ben Kur’an’dan konuşuyorum. Allah-u Teala diyor ki;

  “Dostlarımla beraber olun”

   Bu sözü ilk olarak Araplar,ikinci olarak da Türkler hiç anlamıyorlar. Araplar tamamen vahabilerin fitnesiyle evliyaya hürmeti kaldırdı. Önce imanı taşıdılar sonra imanlarını terk ettiler.  Sen şimdi kendine bir bak! Kendin ne yapabilirsin? Bırak o inanmayanları ne sen evliyaları takip et. Kur’an-ı Kerim her şeyi açık olarak gösteriyor. O öyle bir kitaptır ki içinde hiçbir şüpheye yer yoktur.(İngilizceden Türkçeye çeviri)

 

NEFİS

   Nefsimiz tam olarak aptaldır. Nefis kendini mübarekmiş gibi tanıtır. Her nefis;

   —Ben en kudretliyim,bana itaat et,ortak olmaktan hoşlanmam,ilkim ve sonum,başka bir şey yok,bütün saygın bana olmalı,ben olmam lazım

   Der. Belki o kimse bitmiş biridir. Fakat nefsi onu idare eder;

   —En güçlü benim egomdur

   Diye kabul ettirmek ister. En zor olan bu hududu geçmek lazımdır. Bunu yolunun üzerinden kaldırman gerekir. Nefis;

   —Benim varlığımı kabul ettiğin müddetçe en kudretli kral benim,başka kimseyi tanımayacaksın,sadece beni!

   Belki küçük belki de kral ölçüsündedir. Kişinin imkanına ve toplum içindeki durumuna göredir. Devamlı iddia eder,kavgalar eder. Ümit ediyoruz ki Allah c.c.,bizi bu kirli insanların şiddetli ve edepsiz olanlarını alsın götürsün.

Allah;

   “Ben’im huzuruma bunları getirme!”

   Bu en vahşi mücadele eden yaratığa nefis denir. Edepsizdir.  Bundan dolayı şeriat,inananlara nefisleriyle savaşmaları için bir kılıç verir. Kim bu kılıcı eline alırsa nefsiyle mücadele etmek için hareket eder. Bir kimse şeriatla silahlanırsa,nefsiyle savaşarak onu yolundan almaya güç getirebilir. Nefsine köleysen,şeytanın,dünyanın,arzu ve isteklerinin kölesisin. Köle sahibi kölelerine her şeyi yapmaya serbesttir.   Haberler için dergilere ve televizyonlara baktığımızda nefis,şeytan ve dünya üçgene benzer. Bu şeytanın krallığıdır. İnsanoğlunun bir şey yapmaya zorlar. Bu insanlık için utanç vericidir. Hareketler,genç insanların hayat şekli; İnsan bunlara bakmaktan utanç duyar ama onlar bundan utanç duymuyorlar.  Bütün gün;

   —Ben en iyiyim

   Diye düşünürler.  Bundan önce böyle yaşam biçimi yoktu.

   —Biz hiçbir şeyi takip etmiyoruz,nefsimizi takip  ediyoruz,onun açtığı bilinmeyen kapılar bizim için şereftir

   Diyorlar. İnsanlık seviyesi bu haldedir. Bu onları aptal yapar ve kibirlerinden geçilmez. Orijinal olduklarını düşünüp gerçekte şeytanın takipçileridir. Onlara bir şey söylediğinizde ve ya onları pohpohlamadığınızda hemen kızıp;

   —Geri kafalı!

   Derler. Bunun manası;insanoğlu dengesini ve iyi hislerini kaybetmiştir. İnsanoğlu tadını kaybetmiştir.  Bakıyorlar ama görüşlerini kaybettiler. Kötü şeyleri iyi şeyler olarak değerlendiriyorlar. Yaptıkları her şey kirlidir ve çöpe layıktır. Herkes de böyle düşünüyor. Arkadaşlarıyla da anlaşamazlar,tek olmaya çalışırlar. Bu insanlık seviyesinin  en aşağıdaki  noktasıdır. Bundan daha kötü bir seviye yoktur.

     Hz. Muhammed s.a.v. ;

   ”Öyle bir zaman gelecek ki iyi şeyleri kötü görecekler,kötü şeyleri de iyi görecekler”

   Diye bildirmiştir. Nefiste balans yoktur. Nefis dengeden anlamaz. Akıl hastaneleri bile kabul etmez;

   —Bizim hastalarımızı daha kötü yapacak

   Diye almazlar. Bunlar serbest dolaşırlar ve çok tehlikelidirler. Türkiye’de büyük aptallıkla bir vahşet oldu. Dört genç şeytana tapıyordu. Onlardan biri;

    —Bu kızın şeytana kurban olması lazım

  Dedi, mezarlıkta önce ırzına geçip sonra öldürdüler. Yakalanıp mahkemeye geldiklerinde ellerini kaldırıp ;

   —Bizim ilahımı şeytan biz onu dinleriz

  Dediler. İnsanlar arasında dolaşıyorlar. Kanunlar onlara müsamaha etti ama inananlara müsamaha etmedi. Allah’ın laneti onların üzerinedir.  Kim Allah’a karşı şeytana Rab edinip,ona kulluk yaparsa hapishanelere atılır ve sürünür. Allah c.c. bakıyor ve görüyor.  Cenab-ı Allah rahmetini nasip eylesin. (İngilizceden Türkçeye çeviri)

              

CLİNTON’UN  İSLAM   ARAYIŞI

      Biz takip etmeye çalışmaktayız. Takip etme derken;iyileri takip etmek zorundayız. İyilerin istikameti cennetedir. Kim onları takip ederse şanslıdır.  En sonunda birbirlerini cennette bulurlar. Bizim inancımız ve imanımız odur. Amerika bir kere daha keşfedildi. İslam görüşü açısından bilinmeyen bir kıtaydı. Amerika’da çok Müslümanların olduğu söyleniyordu. Ama onların kaliteleri bilinmiyordu. Cenab-ı Allah bir şey yapmak istediği zaman o tamamdır. Cenab-ı Allah’ın önce kapalı olan kapılarını açmak için bir kimse yeterlidir. Allah’ın iradesi onların da nur ışığının altına girmesini istedi. Efendimiz bize Kıyamet öncesinde en son günlerin durumu hakkında haber verdi. Ne söylediyse olacaktır.  Bizim bulunduğumuz bu asır,Mehdi a.s.’ın asrıdır. İrade açıklığa kavuşmak istedi ve Amerika’daki olanların da ışığa kavuşmasının zamanı geldi. Amerikanın temsil ettiği; süper güç ve dünyanın patronu olduğudur. Bu Amerika’ya verilmiştir. Hatta dünyanın karşı gelmesine rağmen Amerika dünyanın patronudur. Allah c.c.’nün istediği,Amerika’nın İslam’a gelmesini sağlamaktır.  Onlar Hristiyanlardır. İdare eden güç Yahudilerdir. Politika Yahudilerin elindedir. Para,dünya politikası,tv,sinema,radyolar,gazeteler her şey onların kontrolü altındadır. Fakat başkan Hristiyandır. Ama inancıyla hiç ilgilenmemiştir. Yahudiliğe de ilgi ve merakı yoktur. Ama Türklere,Araplara ve Hintlilere rağmen İslam’ı sormuştur. İslam’ı aramış,Allah’ı sormuştur. Yarın ne olur belli olmaz. Bütün dünyanın patronu İslam’la ilgileniyor,Elhamdülillah. Mehdi a.s.’da önce bütün kalplerin kontrolü Büyük Şeyhin elindeydi. hatta o bilinmeyen bir kimse olmasına rağmen. Şam’da çok fakir bir bölgede yaşamaktaydı. Peygamberlerin yolunu takip edip çok sade bir hayat yaşıyordu. Buna rağmen çok mütevazı idi. Onu Hacı Abdullah olarak tanıyorlardı,daha fazla değil. Ama bütün kalpler elindeydi. Şeyhi Şam ve Şeyh Adnan Şeyhleri için,her hafta sınırı geçip gece yarılarında Şam’a geliyorlardı. Onlar çok saygılı olduklarından rahmeti onların üzerineydi.  Cenab-ı Allah’ın iradesi,Türklerin ve Arapların değişmesi,İslam’ın bayrağını eline almasını sağlayacaktır.  Lübnan’daki akılsız savaş devam etmekteydi,o arada Amerika’ya göçmen alınıyordu. Evliyalar güçlerini kullanmadılar,normal yolla devam etmelerini sağladılar. İki kişi kabul edilmişti bunların arasında Şeyhi Şam ‘da vardı. Bu Cenab-ı Allah’ın iradesidir. Bu Büyük Şeyhinde iradesi değildi Allah’ın iradesiydi. Ben de onu engellemekten korktum çünkü savaştan dolayı hiçbir şey kalmamıştı. Bana;

   —Ne yapalım?

  Diye sordu. Ben ;

  —Cenab-ı Allah bilmektedir ve her şeyi O düzenler

  Dedim ve bileti de borç alarak gitti. Bilet alma parası da yoktu. Yanına biraz eşya ve bütün ailesini de aldı. Eşim ve onun hanımı onun için en hayırlısını yaptı ve onu desteklediler. O ayrıldı gitti. On yıl belki daha fazla .Çok çeşitli gruplar,İslam’ı insanlara yanlış tanıttılar hatta insanların düşman olmasına neden oldu. Allah’ın izniyle birbiri ardına insanlar temizlenerek kapılar açıldı ve İslam’ın gerçek yüzü gösterilmeye başlandı. Amerika, İslam hakkında ilgilenmeye başlamış ve onun bütün insanlığın kabul edebileceği bir güce sahip olduğunu anlamıştır. Dünyanın patronunun başkanı;

   —Kim bu grup?

   Diye sormuştur. Ne söylüyorsa kalpleri tatmin etmektedir. Clinton İslam’la ilgilenmeye başlamıştır. Geçen Ramazan’da Clinton,Şeyhi Şamla bir görüşme yapmıştır. Dünyanın başkanı olan Amerika’nın başkanı doğruyu görmüştür. Hz. Muhammed s.a.v.,Evliyalar meclisi ve bizim istediğimiz onun gayretiyle beraber İslam ayağa kalkacaktır ve dünyanın patronu tarafından kabul edilecektir. Sosyalizm,tuvaletizm,bokrasizm değil,İslam’ı dünyanın patronu soruyor.      Muhiddin-i Arabi hz.;

   “Kıyamet gelmeden önce bütün İngilizler Müslüman olacaktır”

   Diye haber vermişti. Amerika’da aynıdır. Kılıçları İslam’a karşı olan milletlere çevireceklerdir.(İngilizceden Türkçeye çeviri)

 

SIFIRLARIN   SIRRI

  Şah-ı Nakşibendi Hz. daima şunu söylerdi;

  “Bizim yolumuzun manası şeyhle olan sohbettir.”

   —Bizim yolumuz nedir?

   Herkes sabahleyin yola çıkar. Bizim niyetlerimize göre çok çeşitli yollar vardır. Bazısı Nikosia’ya,bazısı da İstanbul’a gitmek ister.

    Yol :

  1.   yol cehenneme
  2.   yol  cennete

  Cennete giden yol,peygamberlerin,evliyaların ve cennet ehlinin yoludur. Diğer üzerinde olanlar düşünüp ölüme ve ondan sonrasına dikkat etmezler.

   —Onların söyledikleri bizi ilgilendirmez

  Diyorlar. Nerede yaşıyorsak dokunduğumuz,duyduğumuz ve ulaşabildiğimiz her şey bizi ilgilendirir.  Bu insanlar kendilerini maddi dünyanın duvarlarına hapseder. Onlar gerçek mahkumdur. En zor olan hapishane maddi dünyanın hapishanesidir. Hiçbir yere çıkamazsın,mesafesi çok kısadır. Bu materyal dünya belki milyonlarca mesafedir. Ne kadar geniş dolaşsan da yine de hapishanedesin. Maddi dünyanın ağırlığı da senin üzerine biner. Sana milyonlarca hazinelerde verilse daha çok hapishanenin içinde kalırsın. Bu çok şaşırtıcı bir dengedir. Sen ne kadar dünyanın arkasından koşarsan,maddi isteklerin milyonlarca defa da artsa hapishanen senin üzerine daha da daralır. Daha fazla yük gelir. Çünkü maddi dünyanın büyüklüğüne ulaşamazsın. İmkansızdır. Maddi dünya peşinde mutlu olabilir ama o kişinin maddi dünyası büyüdükçe bu mutluluğunu kaybeder.  İnsanlar karanlıkta olduklarından anlamazlar. Maddi dünyaları büyüdükçe mutluluklarının artacağını düşünürler. Varlıkları dünyanın büyüklüğüne ulaşamaz ki. Fakat senin ruhani varlığın başka bir şeydir. Bizim ruhsal varlığımız daha fazladır. Bizim ruhani varlığımız ilahi alemden her şeye ulaşabilir. Cenab-ı Allah’tan gelen ilahi nimetler bize daha çok mutluluk verir.  Bunun için;

   —Allah’ım daha fazla istiyorum

   Demelisin. 20.asrın insanı aptaldır ve bunu anlayamıyorlar. Herkes maddi dünyanın arkasından daha da koşuyor. İlahi güçle giydirilmiş tam otoriteye sahip kimseler insanları;

  “Dünyayı bırak,ilahi aleme gel “

   Diye çağırıyorlar. Dünyadan fazla alma ama ruhun için daha fazla iste. Bu yolda insanlar bu noktada ayrılırlar. Şah-ı Nakşibendi Hz.;

 “Tarikat ,Cenab-ı Allah’tan sizi ilahi hazinelere,zevklere,nimetlere ve rahmete çağırmak içindir.”

   Dünyanın arkasından koşan insanların sıfırları artmaktadır. 1,2,3,4, sıfırlar,7 sıfır,9 sıfır,milyar…  İnsanlar daha fazla sıfırı arıyorlar. Bütün insanoğlu sıfırların arkasından koşup bir sıfırı kaybetmemek için uğraşıyorlar. Şah-ı Nakşibendi Hz. sıfırların sırrını bilmekteydi;

   “Sıfırlar birsiz hiçbir mana ifade etmezler. Daha fazla mutlu olmak için bizim yolumuza gelin”

   Çünkü sıfırlar senin üzerine daha çok yük getirirler. Bu insanlar dünyadan daha fazla almak istedikçe gün geçtikçe daha kötü olacaktır.  Çünkü nefsimizin arzularının sınırı yoktur.  Fiziksel varlığına 10 sıfır vermiş olsan bile gene mutlu olmaz;

   —Niye 17 olmasın,niye 30 olmasın?

 Der. Efendimiz s.a.v.;

 “Dünyadan ihtiyacın olanı al gerisini bırak”

  Buyurmuştur. Ona dokunma dokunursan seni yakar,ama ateşsiz yakar.  Önce Araplar bunu öğrenmelidir fakat hiçbir zaman öğrenmiyorlar. (İngilizceden Türkçeye çeviri)

  

                           İMAN ELBİSESİ

  Daha fazla Estağfirullah demeliyiz. Bunun manası Allah c.c.’nün bizi mutlu yapmasını sağlamaktır. O bizim fiziksel gücümüzü bilmektedir. Onu Allah için değil,yalnızca nefsimiz için harcıyoruz. Bütün gün bir şeyler yapıyoruz ve yorgunuz. Ana gaye nefsi mutlu yapmak için. Ama nefis hiç tatmin olmaz. Ne kadar konuşursan,ne kadar ağırlık taşırsan,sayısız işler de yapsan sonunda nefsin;

   —Her gün benim için ne yapıyorsun? Senden hiç memnun değilim

  Diye, Cenab-ı Alah’ın ardından bir ok gibi şikayette bulunur. Bir kimse nefsi için çalıştığı kadar Allah  için çalışsa havada uçar. Döndüğünde havada döner. Nefsin hiç utanmaz. Sen çalışsan da razı değildir. Hiçbir zaman sana teşekkür etmez. En sonunda seni tekmeler. Belki nefsin için yaptığını % 1’ini Allah için yapsan sana nurlar giydirilecektir. Senden memnun olduğundan vücudun huzurla kaplanacaktır ve senin ölmeni engelleyecektir.  Senin ölün belki mezarda kokmayacak.  Kıyamet Gününde gömüldüğün zamanki gibi kalkacaksın. Cenab-ı Allah’ın yeni vücut giydirdiği insanlar,bu ölüleri bozulmayan insanlardır. Onların farkı nur ve ışık yaymalarıdır.  Öbürleriyse gömülür, dirildiklerinde yeni vücut verilir ama nur verilmez. İlahi hizmetin peşinde koşmayıp,nefsin arkasından koşan insanlardan kötü koku gelir. Fakat Allah’ın inananları,sevenleri onlar hiçbir zaman kokmazlar. Belki bir gül gibi belki Medine-i Münevvere gibi kokarlar. Hayatlarının gayesi ilahi hizmet için olanlara bu şeref bahşedilir ve güzel bir elbise giyerler.  Bak ve iki pozisyon arasında mukayese yap.  Biri nefsin ki,hiçbir zaman,24 saatte hizmet etsen nefsini tatmin edemezsin,üstelik sana kızar. Diğeri güçlerini Allah’a verenler;onların kalpleri mutluluk,değişik huzurlar ve sayısız zevkler içerisindedir.  Mezarlarda onlara sayısız nimetler verilir. En sonunda cennette onlara mutluluk,şeref ve yücelik verilir.(İngilizceden Türkçeye çeviri)

                          İLAHİ HAZİNELER

   —Kim Allah’ın huzurunda devamlı olarak ilahi huzura varır?

   İhtiyacımız olan burada ve Ahirette Allah ile beraber olmaktır. Kırmak değil. Cenab-ı Allah’ın huzurunda bulunalım diye bakmalıyız. Eğer değilse  her zaman zorluk içindedir. Eğer bir kimse Allah ile beraber olursa o kimse ilahi huzurda zorluk çekmez.

   —Hangi çalışma,hangi amel seni Allah ile beraber yapar?

   Bu Allah’ı kabul etmekle olur. Yaptığın her iş Cenab-ı Allah için mi,değil mi ona bakmalısın. Eğer değilse harcanmaktasın. Her inanan bakmalıdır. Ruhaniyeti Allah için mi? Bu şerefi muhafaza et.  Büyük zorluklar nefisten gelir. Nefis;

   —Ne yapıyorsan benim için yap

Dediğinden rahmet yollarını kapatır.

   —Kaç saat Allah’la berabersin?kaç saat Allah’ın huzurundasın?kaç saat nefsinle berabersin?

Düşünmelisin. Her şey düşünmekten geçer. Düşünmek sana bilinmeyen durakları açar.

   —Neden sen ilahi hazinelerin peşinde koşmazsın?

 Daha çok iste. Çünkü Kıyamet Gününde çok kimse hüsran olacaktır.

   —Neden,bu toza benzeyen çok küçük hayattan daha çok almadım?

   Diye soracaklar. Hayat çok kısadır. İnsanların çoğu dünyanın arkasından Ahirete koşarlar. Ahirette hiçbir şey yapamayacaksın. Fakat kendin için sana bir şans verilmiştir buna rağmen nefsimizin arzularını tatmin etmeye çalışmaktayız. Taşları üst üste koyan bir insan görüp;

   —Neden?

   Sorduğunda,sana;

   —Aya ulaşmak istiyorum!

   Derse bu imkansızdır. Başka yollar vardır. Allah’tan kalplerimizi böyle bir pozisyona getirmesini istemeyiz. İnsanoğlunun en akıllıları peygamberlerdir  sonra da onların takipçileridir. Kim peygamberin arkadaşlarını takip ediyorsa onlar en akıllılarıdır.  Millete bakıyorum,adımları bile sormuyorlar. Cenab-ı Allah’la beraber olmak için gayret gösterenler,öbür dünyada ibadetlerine ve kulluklarına göre mükafatlandırılırlar. (İngilizceden Türkçeye çeviri) 

FİZİKSEL VARLIK

   Çocuğa direksiyonu verirsen kontrol edemez. Kontrol etmesi için kuvvetli biri olması lazım. Nefsimiz olgunlaşıncaya kadar istediği gibi büyür ve aniden büyüdüğü zaman kendisini nefsiyle görüşür bulur. Nefsi der ki;

   —Bak genç adam,eğer beni takip edersen mutlu olursun ve her  şeyden zevk alırsın.  

   Şimdi senin fiziksel varlığın her şeyden mükemmel zevk tadabilecek durumdadır. Nefis herkesin fiziksel varlığı için şeytanın sözcüsüdür. Şeytan uzaktan bakar ve onun uzaktan kumandası vardır. İnsan çocukluktan olgunlaşmaya başladığı zaman şeytanla tanışır. İnsan olgunlaşmaya başladığı zaman Allah der ki;

   “Benim kulum,beni takip et”

   Şeytan genç adamın fiziksel arzularını kandırır;

   —Takip etme!Beni takip et,sınırsız seni tatmin edeceğim. Sadece beni dinle,eğer dinlemezsen sana bir çok sınırlar koyarlar. Ben seni sonuna kadar,ölünceye kadar serbest bıraktım.                          .   

    İnsanlar uyuşturucu iğne kullanınca şeytan bundan mutlu olur. Batılı ülkeler de şeytanın sancağını kaldırıp bütün milletlere;

   —Bizi takip edin,yoksa üçüncü dünya ülkeleri gibi olursunuz

   Derler. Akılsız insanlar ;

   —Batılılaşmalısınız

   Diyorlar. Bütün hikaye bundan ibaret. Şeytan her yerde reklam yapar. Sigara için büyük reklamlar yapıp,altına da

“Sigara sağlığa ciddi olarak zarar verir”

   Diye yazıyorlar. Batılı ülkelerde böyle aptalca şeyler yapılıyor. Birleşmiş Milletler binasının içine girdiğin zaman içeride kocaman bir yazı ile;

 “Gençleri uyuşturucudan kurtarınız”

Yazar.

   —Bunu nasıl yazarlar?Kurtaramazsınız. İnançsız  nasıl olur?

Bunlar akılsız insanlardır. Şeytan her gün;

   —Binlerce,milyonlarca kurban istiyorum,susadım

   Der. Onların takipçileri tarikat yollarına karşıdır. Kendilerinin büyük olduğunu söyleyip dururlar.(İngiliceden Türkçeye çeviri)

KALBİN DİLİ

      Samimilik insanları birbirine yakınlaştırır,resmilik öldürür. İnsanlar kendi aralarında bir şeyler konuşabilir. Bu dinlemeye ve takip etmeye yarar. Bundan dolayı Peygamber Efendimiz s.a.v.,Allah’ın huzurunda olduğu zaman bile insanlarla oturuyordu. Normal insanlarla,hizmetçilerle, köylülerle,insanoğlunun en aşağı seviyesindekilerle bile. İnsanlara yaklaşmak için dille ve kalple konuşmak gerekir. İnsanlar  bir şey sormak için utanıp kalplerinden geçirdiklerinde ,peygamberler kalplerinden geçeni okurlardı. Bir jet uçağı insanları denizden kurtaramaz ama helikopter aşağı inerek kurtarabilir. Hafızlar Kur’an’dan çok şey bilir,yüz binlerce hadis bilmelerine rağmen onları nerede kullanacaklarını bilmezler. Eskiden şeriatı öğrenen öğrenciler her türlü şeyi öğreniyorlardı. Hocaları da onları başka evliyalara gönderip;

 “Sen hamsın pişmemişsin,pişmelisin”

   Diye. Çünkü onda yiyecek var ama pişirilmiş değil. Pişirilmemiş yemeği yersen dişlerin kırılır,miden ve vücudun ağrır. Bunu bilmiyorlar,tarikat insanına saldırıyorlar. Çünkü hamlar,pişmemişler. Bir kedi olgunluğa sahiptir,sevilir,ama bir kirpiyi kimse sevemez. Kedi başkadır, sevmek istersin. Allah kendi kullarını huzuruna yakınlığıyla bildirir.

   —Yılan ve akrep sevilecek veya okşanacak hayvan mıdır?

   Cenab-ı Allah seni giydirsin diye çalış. Sebepsiz hiç bir şey olmaz. Sebepler önce peygamberlere sonra onları takip edenlere gelmiştir. Bazıları konuşurken iğnelerini fırlatırlar. Resmilik plastik bir elmaya benzer,insanlar bir-iki kere dener sonra bırakırlar. Samimiyet Cenab-ı Allah’a bizi yakınlaştırır. İnsanlar dinden kaçmışlardır çünkü resmilik ellerini ceplerinin içine sokmuştur. “senin inançların böyle olmak zorundadır”diyerek resmi din oluşturmuşlar. Bu tat vermez. İnsanlar gerçek dine koşuyorlar. Kendi hayallerine göre reformlar getiriyorlar ve öyle bir sınıra vardılar ki bıktılar ve soru soruyorlar ;

   —Gerçek huzur nerededir?

(İngilizceden Türkçeye çeviri)

 

                                           KADİR GECESİ

      İnsan olmanın mükemmelliği vardır. Bundan dolayı herkesin eğitime ihtiyacı vardır. Onların eğitimi okulla değil ilahi emirlerle olması lazımdır. O kimseye peygamber ve evliyanın karakteri verilir. Her zaman başlangıçtan beri,insanlardan bazılarının iyi karaktere ulaşmasını sağlamak için,yardım için insanlar gönderildi. Ama onlar doğal vahşi özelliklerinden vazgeçmek istemediler. Onlar disiplini hayatlarında istemediler. İyi insanlar bunu kabul ederler ama kötüler kabul etmezler. İnsanlar kendini zorlayarak kötülükten uzaklaşabilir. Fakat insanların % 99’u disiplini, özellikle bizim ülkelerde reddederler. Sen fiziksel arzularını özgür bırakırsan ne yaparsan senin içindir. Disiplinsiz hayat hiçbir şeydir. Faydasızdır. Mükemmelliği kazanmak için şanslarını kaybettiler.  Biz bu hayata disiplini yaşayalım diye gönderildik. Kim kabul etmezse şimdi ve sonra pişman olur. Bize Allah’tan hürriyet bağışlanmıştır. Ne zaman yemeli,ne zaman dinlenmeliyiz bunu bilmeliyiz. Bir kimse aynı anda iki amel yapamaz. Ya yemeliyiz,ya dinlenmeliyiz. Bunun bilmeliyiz. Her an disiplinli olmalıdır. Onların yaptıkları her hareket saçmalıktır. Mezarlığa atıldıklarında çöpe atılan bir şeye benzerler. Cenab-ı Allah’ın bize hayırlı mesajlar gönderdiğini düşün. Buraya gelmenin bir nedeni var,iyi insanların yaşadığı gibi bu hayata yeme içme için gelmediğini anlaman lazım.

   —İnsan olmanın yararı nedir?insan dünyası ile hayvan dünyası arasındaki fark nedir?

   Fark olması lazım. Dünyaya gelişimizin gayesi asıl bir hikmet üzerinedir. Bundan dolayı onlar başlangıçtan bu güne kadar disiplini kabul etmediler ve disiplinli insanlara da düşmandırlar. İbadet edenlerden isen sevmezler. İnanmayanlar,inananları sevmezler. Akrep gibi,ejderha gibi ısırmak isterler. Allah onların ne yaptıklarını bilmektedir. Cezalandırılacaklar. Belki iki akrep birbirini öldürecektir. Ejderhalar da ejderhaları. Adalet yerine gelecektir. Onları kendi hallerine bırak birbirlerini yesinler. Birbirleriyle savaşıp inananları unutacaklardır. Onları Allah’a bırak. Beklenen ve beklenmeyen değişmelerin % 99’u olacaktır. Dünya pisliklerle doludur ve pisliklerden temizlenmeye ihtiyacı vardır. Allah’ın kulları rahatça ve emniyet içinde ibadet edebilir. Belki gelecek yıl inanmayanlar olmayacaktır. İnançlarını değiştirmeyenler,Müslümanlara karşı hareketlerini değiştirmeyenler bizimle beraber olmayacaktır. Onlar yaşları arttıkça gençleş tiklerini düşünüyorlar. Bu yanlış bir mantıktır,yaşlanmaktalar. Kendini doğru yol üzerinde muhafaza et. Eğer hangi yoldan gittiğine bakmıyorsan,fırtına ve hortum gelecek ve seni alıp götürecektir. Emniyetsiz yeri istemeyiz. İnsanların mahvedilmesini  istemem. İnsanlar zora düşmesinler diye Allah Peygamberi gönderdi. İnsanlar ateşe koşmaktalar .İnsanların cehenneme girmelerini istemem. Ben onları engellemeye çalıştıkça,onlar daha fazla uçuruma gitmişlerdir. Bizi Müslüman ve inananlardan olmayı nasip etsin. Trajik olaylar gelecektir ve çok ağlayanlar olacaktır. Ben bundan hoşlanmıyorum. Kendini muhafaza eyle o zaman mesut olursun. Eğer yapmıyorsan onlar için hiçbir muhafaza yoktur.(İngilizceden Türkçeye çeviri)

ALLAH’A ULAŞMAK

    Eskiden kervan olurdu,hacca gitmek isteyen insanlar o kervana takılır giderdi. Bebeğiyle bile hacca gidenler olurdu. Allah’ın huzuruna ve hacca gitmekten kim hoşlanırsa;

   —Kim gidiyor?

   Diye sorarlardı ve isteyen kervana takılıp giderdi. Bu Allah’ın emridir. Cenab-ı Allah’a ulaşmak isteyen insanlar kervana takılıp gider.

   —Allah’ın kendisine ve huzuruna varmak isterse o zaman durum ne olur?

   Hacca,1.5 milyarlık kocaman İslam dünyasından,5-10 milyonluk bir avuç insan kitlesi gidebilmektedir. Çünkü yolculuk zordur. Bazı insanlar,firmaların düzenledikleri turlara katılıyorlar. Seyahat nefisleri tatmin etmek içindir. Fakat hac yolculuğu başka bir şeydir. Cenab-ı Allah’ın emridir. Emir her zaman zordur ve onu muhafaza etmek de zordur. Nefis ve şeytan aynı şeydir. Kim kendi nefsini takip ederse o şeytandır. Şeytanla nefis aynı kefededir. Söylediklerimi 124bin peygamber reddedemez. Bu onların bilgilerindendir. Nefis için hicaza gitmek zordur. Şeytan nefsi;

   —Mekke’ye,Medine’ye gitme,çünkü insanlar oraya gidiyorlar ve ölüyorlar gelecek seneye git!

   Diye korkutur. Böyle seneler geçer ve gitmeden ölürsün. Çünkü çok zor bir emirdir. En zor emirdir. Namaz,oruç,zekat,şahadet kolaydır fakat hac yolculuğu zordur;

   —Param var mı?şunu bunu yapmam lazım

  Diye oyalanırsın. Nefislerimiz,Cenab-ı Allah’ın emirlerine karşı geliyor. 

  — Kim ki Cenab-ı Allah’ın evine değil kendisine ulaşmak isterse durum ne olur?

  Bu çok zordur. Peygamberlerin ve Evliyaların kervanına katılmak isteyen bir avuç insandır. Kim mürit ise,Peygamberlerin ve Evliyaların kervanına katılmak istemiştir. Şah-ı Nakşibendi Hz.;

   “Bizim yolumuz Allah’tır. Kim ki Allah’a ulaşmak isterse şeyhle sohbete katılır.”

   Bu şeyhle sohbetle olur,kendini şeyhe teslim etmelidir. O zaman onun okyanusuna dalar. Ben şeyhime vardım onun okyanusunda kayboldum. Şeyh de seni beraberinde Peygamber s.a.v.’in okyanusuna ulaştırır. Bunun manası budur:şeyhle sohbet. Bir çok grup vardır,eğer onların şeyhleri Allah’a gidiyorsa,onlarda gruplarını alır Allah’a götürürler. Kim ki bizimle olmaktan hoşlanır da Allah’a ulaşmak isterse,şeyhle sohbete katılır. Kendi nefislerimizi kontrol etmek çok tesirli bir ibadettir. Allah bu ümmete aslanlarından gönderip,bizi ilahi huzuruna kabul etsin.(İngilizceden Türkçeye çeviri)

EVLİLİK TEMİZ HAYATTIR

 Bir melek vardır. Dünyanın yaratılışından;

“La ilahe illallah”

Demeye uzun bir şekilde başlamıştır. Şimdi

“La ilahe illal”

 söylenmiştir,

“lah” hecesi kalmıştır. Bizim hayatımız budur. Geçiyor . Kimse gideceğine inanamaz;

   —Burada kalacağım

   Da diyemez. İnsanoğlu her zaman daha uzaklara gitmek ister. Genç insanlar mükemmelliği ararlar. İlkokul,lise ve üniversiteyi bitirmek isterler. Bundan dolayı yaşlarını unuturlar. Bir de bakarlar ki,saç sakal beyazlamış. Huzur içinde olduğunu söylemelisin. Cenab-ı Allah;Adem babamıza,Havva anamızı almasını emretti. Günümüzde en önemli emir evliliktir. İnsanların bir kısmı temiz hayata,bir kısmı da pis hayata sahiptirler. Kim evlenmeyi kabul ederse temiz hayatı kabul etmiş olur. Allah’ın birinci emri ;

 “Evlenin!”

 Bekar olmak yasaktır. İnsanları ruhani alemde tanıdığımızdan dolayı dünyada da karşılaşırız. Bu Allah’ın bize himmetidir. Çok insanlar kız arkadaş,erkek arkadaş diye birbirlerini aldatmaktalar. Bu doğru değil.(İngilizceden Türkçeye çeviri)

                                       NAKŞİBENDİLİK

   Müslüman Müslümana yardım etmelidir. Müslüman her şeye yardım etmelidir.

   —Müslümanmısın,Hristiyanmısın?

   İnancınla ve yapabildiğin kadarıyla yardım etmelisin. Biri yardım sordu mu muhakkak koş yardım et. Eğer yardım edebilirsen kurtarabilirsin. Yardım edemezsen onun için dua et. İnsanlığının hayatında bunları güvenlik olarak kullanabilirsin. İnsanların yapmış olduğu yasaların hepsi düşünülüp tasarlanmıştır. Ama gökten inen kanunlar her alanda hayatımızdadır. Anında kusursuzdur. Bunları bir kimse düşünemez ve tasarlayamaz. 20.yy.’da insanlığın en büyük aptallığı,göklerin ve yerin ilahi kanunlarını aramamaları ve araştırmamalarıdır. Kendilerine göre kanunlar yapıyorlar. Allah’ın kanunlarını bırakıp kendileri kanun yapıyorlar. Sri Lanka’da yönetici olan müritlerimizden birinin evinde abdest almaya gitmiştik“Tuvalet kanunları”Diye bir yazı gördüm. Tuvalete yazılmış,10 tane önemli kanun. Bu güne kadar hiç böyle bir kanun görmemiştim;

    —Siz insanlar ancak tuvalet kanunları yapabilirsiniz!

   Bu çok gururlu politikacıların yaptığı ancak tuvalet kanunlarıdır. Oradaki tuvalet kanunlarını buradaki politikacılara mektupla göndermek lazım. Kusursuzluk;Bir vazo yaparsın,başka bir vazo da yaparsın. İkisi de benzerler ama hangisi kusursuzdur?Vazoda ki kusursuzluk yapan ustadadır. Onların kanunları nereye gidiyor?Allah size ilahi kanunlar gönderiyorsa uymanız lazımdır. Bütün kavgaları ilahi kanunları bir kenara atıp,kendi kanunlarını yapmaya çalışmalarıdır. Sakin ve sonsuz bir hayatı,cenneti isterseniz,Allah’ın ilahi kanunlarını takip etmeniz lazım. Deneyip uğraşıp ona göre hayatınızı intizama koymanız lazım. Günümüzdeki şeytanlar,günümüzdeki kanunları kendi istedikleri gibi değiştiriyorlar. 20.asrın  Nemrutları,ilahi kanunları takip etmedikleri gibi,ilahi kanunların da onları takip etmesini ister. İnsanlık için çok ayıp,günden güne son ve en düşük noktaya vardık. Gene de Allah’a tövbe etmezler. Günden güne daha kötü olacak. 20.yy.ın felsefecileri,politikacıları,ekonomik merkezleri dünyayı sağlıklı bir duruma getirmeye çalışıyorlar ama şimdi dünya düşmektedir. Bitti. Komaya giren insan gibi,40 çeşit değişik tüpler,oradan buradan,tüpleri sokarlar. Oksijen verip,suni olarak teneffüs ettiriyorlar. Çok doktorlar gelip geçmiştir. Dünya bu haldedir. Ekonomik devler,

    —Biz birincileriz

   Diyorlar ama günden güne daha kötüye gidiyor. Daha ileriye gitmiyor. Sistemler bitmiştir. Ölmesi lazım,bugün değilse yarın,bu sene ve ya gelecek sene diyemiyorum,çünkü durum o kadar kötüdür.(İngilizceden Türkçeye çeviri)

MAZLUM OLANLAR

      Rahmet;bize emredilen af dilemektir,mağfiret dilemektir. Mağfiret rahmeti beraberinde getirir. Her zaman kötülükten Allah’a koş. Her zaman şeytandan,Allah’ın arkadaşı evliyaya koş. Koşmak ve Allah’ın dostlarına aşık olmaktır ve şeytanın dostlarından nefret etmektir. Efendimizin en önemli özelliklerinden birisi;O her zaman Allah dostlarını,evliyaları seviyor ve her zaman şeytanın dostlarından nefret ediyordu. Bu insanoğlunun mutluluğu için bir anahtardır. İnsanoğlu koşup,arayıp,Allah dostlarını sorduğu zaman dünya cennet gibi olur. Her zaman gelir büyür ve mükemmelliği içinde görünür. İnsanoğlu Allah dostlarını bırakıp,şeytanın dostlarını takip ettiğinde dünya cehennem hapishanelerine benzer ve nefes alamazsın. Nefes almak istersen şeytanın arkadaş larından biri seni yakalar ve;

   —Niye nefes alıyorsun

   Diye sana hesap sorar. Şeytan ve arkadaşlarının işaretlerinden bir tanesi,çok kaideler,kanunlar koymaları ve insanoğlunu hapsetmeleridir. Hareket etmek istediğinde seni engellerler. Nereye gittiğine ,oturduğuna,kalktığına,bakmana hesap sorarlar. Nefes aldığında;

   —Niye alıyorsun?sessiz dur

   Derler. Bu zalimlerin işaretidir. Günümüzde yüzlerce binlerce kanunlar belirleyip, seni baskıları ve kontrolleri altında tutmak isterler. Zalimler insanoğlunu,tavuk gibi küçük bir kafese koymuştur. O kafesin içindedir. İnsanoğlu bu çizgiye geldiği zaman ejderhalardan kurtulamaz. Bazen yeşil ,kırmızı mavi,sarı canavarlar. Rengarenk ağzından ateş saçan kuyrukları zehirli olan canavarlar. 20.yy.ın zalimleri bu canavarlardan daha zalimdir. Şimdi 2000.ci yılda da bu yaptıkları senaryoya devam etmek istiyorlar. Her dönemin bir sınırı vardır biter. Onların dönemi bitmiştir. Allah’ın Aslanları,Allah’ın Adamları onları parçalamak için gelecektir. Biz ümit içindeyiz. Ümitli inanmaktayız. Onlar gelinceye kadar dünyada adalet yoktur. Çünkü zalimlerin dönemindeyiz. Artık zaman bitmiştir. Güzel olaylara bir gün daha da yaklaşmaktayız. Zalim olmaktansa mazlum olmak daha iyidir. Mazlum;

   —Ya Rabbi bizim intikamımızı al

Diye dua eder. Allah der ki;

    “Ben nişan aldığım zaman ne sağa gider ne sola,tam isabet eder!”

Bazı insanlar 

   —Hazırlık yaptık,hiçbir şey olmadı,yemek aldık elimizde kaldı

   Diye sorarlar. Kolay değil. Bizim istediğimiz kötü insanların ve zalimleri ortadan kalkması. Benim merak ettiğim kötü günler değil,zalimlerin ortadan kalkmasıdır. Her hangi bir şey olduğu zaman kötü duruma düşmemek için biz kendi tedbirimizi aldık. Biz Müslüman inananlarız. Bizim rızkımızın arttığına hiç şüphemiz yok. Gökyüzü bakır olsa yeryüzü demir olsa rızkımız için endişelenmeyeceğiz. Herkes kendi rızkını alır,sonra ölür. Bizim rızkımız elimizde değildir. Allah cc.’nün elindedir. Zengin de fakir de ölür. Allah’ın,Allah’ın fakirleri için bir takım rızık deposu yaptılar. Ancak şeytanlar bunu istemezler. Ümit ederim ki o güne varamasınlar. Allah bizi aç bırakmaz. Allah’’n dostlarının aşkı bizi aç bırakmaz ve zor durumda bırakmaz. Yusuf Aleyhisselam,Mısır’da zor durumlar olduğu zaman kendi kalesinin balkonuna çıktığında,onun mübarek yüzünü gören insanlar doyuyorlardı. Şimdi mucizeleri göreceklerdir.(İngilizceden Türkçeye çeviri)

İLAHİ HUZUR

   Mükemmelliği iste, çalışman gereken mükemmelliği kazanmaktır. Şerefli bir davete,seçilmiş kimseler nasıl giyinmelidir,o davetin altında yazılıdır. Pijamayla olmaz. Afgan ve ya Pakistan gibi de değil. Dış görünüşüne dikkat etmen gerekir. Nasıl istenirse öyle giyinmen gerekir. Belki girişte protokolde insanlar beklemekte eğer sen uygun değilsen;

   —Burası Pazar mı?mabede mi giriyorsun?han mı burası?sen kimsin?git yoluna

   Derler. Bu, kraliçe ve ya kral tarafından yapılan toplantıya nasıl giyinilmesi gerekiyorsa öyle giyinmen gerekir. Sana ilahi huzurda nasıl bulunman gerektiğini söylerlerse onu muhafaza etmen gerekir. İlk şart mükemmelliktir. Cenab-ı Allah nasıl isterse,o şekilde mükemmel olman gerekir. İlk insan olan Adem  a.s.’a bu davete dikkat etmesi gerektiği söylendi. Adem  a.s.’dan bu zamana kadar bütün peygamberler insanlığı bu davete çağırmaktadır. Bütün büyük kitaplar disiplini emretmektedir. Mükemmellik herkesten istenen bir şeydir. Hiç kimseye tolerans ve müsamaha edilmez. Tolerans isteyen bir kimsenin manası:

     ”Nefsinin arzularını takip etmek isteyen kimse”dir. Nefis disiplin istemez,alemlerin Rabbi disiplin ister. En şerefli toplantı için disiplini muhafaza etmek gerekir. Bu yüzden mükemmel olmayarak gelene hiçbir müsamaha gösterilmez. Vücudumuz,ilahi disiplini muhafaza için,eğitim için,Cenab-ı Allah’ın huzurunda nasıl olunması gerekiyorsa onun için verilmiştir. Bir disiplin dahi dışarıda bırakılamaz,hepsinin muhafaza edilmesi gerekir. “Bir şey değil”olamaz. Gerçek kul,kulluk elbisesini giyen,kendi davranışları için;

    —Bu disiplinin dışında ama,önemli değil

   Diyemez. Bir siyah leke senin kartında görünecektir ve sana;

   —İçeriye giremezsin

   Denecektir. Kendi mesuliyetine inanan kişi,hiçbir zaman kara bir leke kabul etmez. Hükümet bile sürücüler hata yaptığında,damga vurup bir de cezalandırırlar. Bu dünyada böyledir. İlahi huzurda hiçbir müsamaha kabul edilmez. Ne zaman beyaz bir karta sahip olursan o zaman ilahi huzurdan giriş yapabilirsin. Bu yüzden mükemmelliği kabul etmezler. Bu disiplin bu hayatta sonsuz hayat için istenir. Eğer riayet etmezsen her şey sana büyük zarar verir ve problem olur. Buna çözüm getirmek de çok zordur;

   —Nerede yanlış yaptım?

  Diye düşünürsün.

   —Burada ve ahirette,senin hayatta neyin yanlıştı?

Serbest olarak huzura vardığında,bilgisayarlar der ki;

   —Bu kul giremez,hataları vardır,gönderin!

   Derler. Bu insanın hayatında bir şeylerin yanlış olması gerekir. İlahi huzurdan reddedilmek kolay değildir. O kişi için milyonlarca insanın önünde utanmasıdır ki içeriye giremeyecektir.

   —Geri dön senin için yol yoktur!

   Şimdi bu dünyada kendine dikkat et ki; kaidelere dikkat et. O zaman kabul etmezsen sonra hiçbir zaman kabul edilmezsin. Kim bu noktayı anlarsa,birisini bulmak için araması lazımdır. Ona hayatında neler yanlıştı,onları gösterecek kişileri bulması lazımdır. Bir kimse toplantıya hazır bulunmak için çıktığında,çoğu zaman aynaya bakıp,kendine çeki düzen verir. Ayna sana ne yanlışsa gösterir. Bundan dolayı ilahi pozisyonumuz için,ruhani varlığımız için bir aynaya ihtiyacımız vardır. Ama bu dünyanın aynası değil. Aynaya baktığında içini göremezsin. Check-up  moda oldu,Londra’da meşhur Harley caddesinde ki doktor lar sana;

   —Adın ne?işin ne?

   Gibi sorular sorarlar ve binlerce paund ödersin. Ayna yeterli değil check-up gerekir. Bizim ruhsal aynaya ihtiyacımız var. Ama vahabiler doktora giderler onların sözünü dinlerler. O zaman onlar araya bir vasıta koymak istemezler. Onlar yanlış kimselerdir. Doğru olan fiziksel varlığını,fiziksel varlık hakkında bilgi sahibi olana sormaktır. Aynı şekilde ruhsal otoriteye sahip insana sormalıdır. Doğudan ve batıdan neden güzel ve rahat evlerini bırakıp geliyorlar?Ben onlara mektup yazıp davet mi ediyorum?Hayır,çünkü bir şeylere inanıyorlar ve hissediyorlar. Biz de ruhsal tedavi yapıyoruz. Fakat buraya gelen insanlar huzurunu kaybetmişler. Onları bütün teknoloji itmiş,burada huzur aramaktalar. Vahabilerin kraliyet ailesinde büyük bir huzursuzluk vardır. Ama ben diyorum ki;

   —Bir gün bana geleceksin!

   Ruhani eğiten kimseyi takip etmek lazım. Cenab-ıAllah’ın huzurunda reddedile bilirsin.

   —Geri git!

   Derler. Ruhani otorite olarak her seviyeden insanlar,krallardan evliyalara,bu tımarhaneye herkes gelebilir. Bu bizim hikayemizdir. Bizim söylediğimiz gerçek tir. Gerçek Sultan yalnızca birdir.(İngilizceden Türkçeye çeviri)

 

HER NEFES ALLAH’INDIR

    Her hak nefsimiz içindir. Nefsimizin yanına hiç kimseyi kabul edemeyiz. Onun emirlerinden mutluyuz. Nefsimizin fikirlerini ve zevklerini takip etmekteyiz. İki yol var. Allah’ı razı etmek,nefsimizin arzu,istek ve zevklerini takip etmek. Üçüncü bir yol olamaz. Nefis Rabbine karşı itiraz eder. Bu saçmalıktan başka bir şey değildir. Her şey Allah içindir. Her nefes alma Allah’a aittir;

    —Her yaptığım amel senin içindir,Sen’in bizden razı olmanı isteriz. Sen bizden razı olmazsan hiçbir tarafta mutlu hayat yaşayamayız. Ne burada ne öbür hayatta. Allah’ım her yaptığım senin içindir. Sen benden razı olursan dağları bile kaldırıp,tekmeleyebilirim.

   Allah istediği zaman her şeyi çok kolay yapabilirsin. Sen adımlarını her gün kontrol etmeye bak. Bunların hepsi fiziksel varlığımız içindir,muhafaza etmek gerekir. Allah’ın emirlerini takip edince ellerine,ayaklarına,gözlerine,kalbine büyük güç gelir. Bütün insanların gücü toplansa,bu kimseye verilen güç kadar büyük olmaz. Bu kuvvet sana,senin temizliğine göre verilir. Senin kabının kapasitenin büyüklüğüne göre verilir. Eğer kabın küçükse bir tankerin yüklendiği yükü alamaz. Eğer bir tankerin varsa ona petrol istasyonunu sığdıramazsın. Allah senin kapasitene göre verir. Eğer kapasiten varsa Allah verir. Kendini hazırla!Senin kabının büyüklüğü de önemli değil,temizliği önemlidir. İlahi davette bize sorulan budur. Kirli insanlar cennete giremez. Cennet pis insanlar için değildir. Karanlığı pisliği ve üzüntüyü cennet taşıyamaz.  Bundan dolayı temiz olmaya çalışmalısın. Bu hayatı terk ettiğin zaman temiz olmalısın. Vücudunla da temizlikte olmalı. Kendi ilahi daveti için temiz vücutlar yarattı. Kim temizse onu takip edebilir ve temizlikle Cenab-ıAllah’ın rızasını kazanabilir. Tercih edilen temiz insanlardır. Allah iyi kullarını takip etme imkanı versin ve Cenab-ı Allah’ın rızasına hazırlan mamızı nasip etsin.(İngilizceden Türkçeye  çeviri)

 

DARWİN TEORİSİNİN ASLI

      Emir ne kadar büyük yerden gelirse onu tutana büyük rütbe vardır. Mesela kraldan direk olarak emir gelmesi başkadır. Kralın sana;

    —Bunu yap,bu benim emrimdir

   Demesi başka,bir de kralın tabaka tabaka inip bir karakol çavuşunun sana emri iletmesi başkadır. Kraldan umumi bir emir gelirse,krala en yakın kimse onu yayar. Ama kraldan sana doğrudan doğruya emir gelmesi,hitap gelmesi,Kralın seni tanıması büyük şereftir. Kralın emrine vasıta olmaksızın tanımak ise çok şereftir.  Ey 20.yy.’ın ahmak,gözleri şaşı bakışlı,gözü şeşibeş gören,Allah’ı unutanlar, Allah’tan başkasının huzurunda şeref arayanlar;Size bizzat Allah’tan emir geliyor. Ardından Peygamber a.s.’den. Kralın birinci dereceden hitabesi vardır. Allah bu,Ondan büyük var mı?

   —Maymundan mı geldik?şebekten mi geldik?

   Maymun çeşitleri var;orangutan,şempanze,şebek var,ayırt edemiyorlar. Ben soruyorum;

—Senin deden gorilmiydi?

   Bundan sonra yeni hüviyet kağıdı çıkaracaklar ve hangi tür maymundan geldiklerini yazacaklar. Bundan sonra seçme ve seçilme hakkı size veriliyor. Sakallı ve kınalı olanlar şempanze soyundan mı?Bütün futbolcular koşup,goril gibi yoruluyorlar,onların nüfus kağıtlarında

  “Goril soyundandır”

   Yazacak. Erişkin yaşa geldiğinde nüfus dairesine gidecek ve onu seçebilecek. Tercih bölümünde orangutanı işaretleyecek. Artık burca gerek yok,orangutan soyundan gelen şempanzeyle anlaşamaz,şebek soyundan gelen,maymunla anlaşa maz. Kan gruplarına bakıp anlaşacaklar. Burç ve yıldıza gerek kalmayacak maymun türüne bakacaklar. Şempanze ve ya şebek,kadınlara sorarsan hiçbir kadın imza atmayacak. Hasılı kelam hüviyet meselesi,bu insancıklar, bu seviyelerini indirip maymuncuk olmak isteyen Allah’ı tanımazların aslı maymun değil ama uyduruyorlar. 20. asrın yalanlarıdır. Aklını başına alacaksın. Uydurmayı bırakacak sın.  Hakikati bırakıp,uydurulmaya döndürüldüler. Aslını bırakıp,plastiğe döndüler. En büyük Allah,Allahuekber! Düşünemeyen bu dediğimiz sınıftadır. Onların aklı kesmez. Hayvanlar kendilerini yaratanı tanırlar ve Subhanallah diye tesbih ederler. Bir tokat yediler sendelediler,ikinci tokat gelecektir.5 şiddetinde yediler yıkmadı,6 şiddetinde,7’si yıkmazsa 8,9 olmazsa 10. Gökyüzünden gelecektir. Kıyametin zelzelesi böyle,sismografların kuvveti ölçemez. Belki 1000 şiddetinde,dağları kökünden kaldırıp atacak. Kıyamet gününün zelzelesini akıl ile tasavvur edemezsin.

   “Dağlar bulutlar gibi başınızın üzerinden geçecek”

   Diyor. Allah emrini tutacaksın,Allah emrini tuttuğun vakit şeref bulacaksın,şeref alacaksın. Eğer tutmazsan tuzla buz olursun. En büyük şerefi itip insanlıktan çıkıyor. Çıktığı yeri gösteriyor. Aman Ya Rabbi,bizi kötülerin eline bırakma, İslam’ın Sultanını,padişahını gönder,insanlığı bu hakaretten kurtarsın!(İngilizceden Türkçeye çeviri)

HATAYI KENDİNDE ARA

    Nakşibendi tarikatının esasının açıklanmasıdır. Herkes kendisinin mükemmel olduğunu  düşünür. Etrafına bakar, her şeyi  mükemmel olmayan bir şekilde görür ve insanları suçlar. Bu kendini mükemmel olmadığına işarettir. Bizim bir atasözü müz  vardır;

 “Ayıpsız noksansız bir Allah’tır”

 Tabii,O Allah’tır,mutlak mükemmelliğe sahiptir. Yaratıkların hataları vardır , mükemmel değillerdir. Fakat bizim nefsimiz;

    —Ben mükemmelim

 Diye iddia eder. Allah’ın son habercisi,Efendimiz s.a.v.;

     “Bir kimse başkalarının hatasını görmeyip,kendi hatasını  düşünürse,o kimse için büyük bir şanstır”

   İnsanların genel olarak seviyeleri şunlardır:birinci ve en düşük seviyedeki insanlar ki;bu seviyenin altında insanlar yoktur. İnsanların çoğu bu seviyededir ve kendi nefsinin karakterlerini değiştirmeye çalıştırmazlar. Nefis;

   —Ben mükemmelim,kimse böyle mükemmel değil

   Diye iddia eder. Allah da diyor ki;

   “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?Ben sizin Rabbinizim ve en büyüğüm”

   En aşağı seviyedeki insanlar işçi olabilir,amele olabilir,çoban olabilir,köle olabilir,bununla beraber kendi içinde iddia ettiği kendi mükemmelliğidir. Nefis en düşük seviyede budur. Sultan ve ya kral demiyorum çünkü günümüzde başkanlar ve parlamenterler var,onların baktıkları ünlü kişilerdir,kibirlerinden dolayı,onları kendi ayakları altında görürler. Günümüzde en yüksek seviyeli kimse olabilir,en yüksek rütbesi olabilir ama kibrinden dolayı onun seviyesi en düşüktür. Bu seviyede herkes bir firavuna veya bir nemruta benzer. En düşük seviyeli insan mükemmel olmayanla beraberdir. Çünkü onları görüşlerine göre mükemmellik rütbeye göredir. Rütbeler insanları dünya üzerinde en büyük seviyeli yaparlar. Bu seviyede ki insanlar mutlak mükemmelliğin kendileri için olduğunu düşünürler. Bunun ispatı yaptıkları ve söyledikleri her şey mükemmel değildir. Kendilerinden kendilerine ve ya insanlardan kendilerine hiçbir suçlama olamaz. Eğer mükemmel olmadıklarına dair bir şey işitirlerse çok kızıp onu mahvetmek isterler. En azından tenkiti hiçbir zaman kaldıramazlar. Taşıyamazlar,en küçük bir kelime bile onları volkana çevirir. Her şeyi yok etmek,yakıp yıkmak ve herkesi öldürmek isterler. Bu zalimlerin işaretidir. Hiçbir zaman ilahi kaideleri kabul etmediklerinden nemruta benzerler ve bu dönem onlarındır. Kim otorite sahibi,kendisine mükemmellik verecek bir kimseye kendini teslim ederse kendini kurtarır. Onları boş dağlardan uzaklaştırmak için peygamberler gönderildi çünkü peygamberler mükemmelliği temsil eder ve peygamberlerin yolunu takip eden mükemmel insanlarda kendini kurtarmıştır. Kim kendini kurtarırsa,hayvanların seviyesinden de kurtarır. Ancak ilk seviye hayvanların seviyesidir. Faydalı hayvanların değil;vahşi hayvanların ,kurtların,ayıların,tilkilerin,kobra yılanının,engerek yılanının,canavarların seviyesi dir. Dış görünüşte insandır ancak gerçekte bir yılana,bir akrebe,çakala,tilkiye ayıya,herhangi bir vahşi hayvana benzer. Otorite sahibine teslim olanlar, mükemmel kimse tarafından eğitilir ve bu kimselere mükemmellik verilir. Kimse leri beğenmeyenler,nefislerinin kölesi olanlar mükemmel olamazlar. Kim otorite sahibi bir kimseye tabi olursa kendilerindeki  mükemmelsizlik gider ve başkaları nın mükemmelsizliğiyle ilgilenmezler. Mükemmel olmayan insanlar ancak başkalarının hatalarını görür.(İngilizceden Türkçeye çeviri)

                                                HİKAYE

 Mevlana Celaleddini Rumi anlatıyor;

 Bir zamanlar bir kimse marangoza bir çocuk getirir,Ustaya;

    —Benim oğluma bak,eğit ve iyi bir marangoz yap.

 Usta;

    —Tamam

 Der. Bir müddet sonra usta;

    —Bu şişeyi bana getir

    —Hangi şişeyi?

    —Bunu

    —Hangisiydi?

    —Birini kır ve getir bana

   Çocuk çekici alır ve şişelerin ikisi de kırılır. Çocuğun şaşı olduğu anlaşılır.

                                                             *

   Kim mükemmel değilse kendisinden başka herkeste hata arar. Kim mükemmelse hata aramaz ve onu eğitmeye başlar. Herkes mükemmel olamaz. İnsanların hepsi şeref sahibi değildir. Bundan dolayı insanlar dikkat etmelidir. Çok insanlar gelip insanları suçluyorlar. Kendini düzelmeye çalış. Düzeltip mükemmelliğe ulaştığın zaman yalnızca kendini suçlarsın,nefsini suçlarsın. O zaman Resulullah s.a.v.,kendi etrafında ümmeti Muhammed’in insanları mükemmelsizlik seviyesinden alıp mükemmelliğe taşımalıdır. Bu kolay değildir. Bazı insanlar için ruhani otoriteye sahip bir kimseye tabi olup soru sormak,check-up yaptırmak zor bir şeydir. O ibadet eder ama ibadet etmek mükemmelliğe ulaşmak için yeterli değildir. Çoğu kimse ibadetleriyle mükemmel olduklarına inanırlar. Allah,Adem’i yarattı  ve Allah şeytanı gönderdi. Şeytan bir numara olmak için,daha ibadet etmek için koşuyordu. Allah,Adem’i ve şeytanı yanlış düşüncelerinden kurtarmak ve çalışma larını Allah için yapması için Adem’i yarattı. O,Allah’ın arkasından gelen birinci kimse olmak istiyordu. Adem a.s. otorite sahibi bir kimseydi. Ondan sonra otorite sahibi kimseler gelmiştir. Kim kendi içinde mükemmelliği ararsa;onlar mükem melliğin mükemmel olan kimselerden alınacağını bilmelidirler. Bir kimse kendi başına mükemmel olamaz,mükemmel olan birinden almalıdır. Aşılamak kendi kendine olmaz. Bir ağaç başka biri tarafından aşılanınca mükemmel olur. İnsanda ağaca benzer kendi kendini aşılayamaz.(İngilizceden Türkçeye çeviri) 

Reklamlar
Posted in: sohbet