Tevhid Sarayı_8

Posted on 27 Aralık 2010

0


 

DİVANÜL HAMD 

    Bismillahirrahmanirarhim. Biz başlangıçtayız. İhtiyacımız olan dinlemek ve takip etmek. Takip ediyoruz ve arıyoruz. Efendimiz s.a.v.’i takip ettiğimiz zaman onun vardığı yere varırız. Tren vagonlarının en önünde bir vagon vardır. Vagonlarda biri bu lokomotife bağlandığı zaman onlar onu takip eder. Her birine motor gerekmez. Peygamberler bütün ümmetini taşımaya muktedirdir. Peygamberlerin içinde en güçlüsü ve bütün milletler için gelmiş olanı Efendimiz s.a.v.’dir, onun zamanından sona kadar bütün milletler ona bağlandıklarında hepsini taşımaya muktedirdir. Kıyamet gününde bütün peygamberler kendi sancaklarıyla beraber geldiklerinde  “Divanül Hamd”adı verilen en yukarıdaki sancak olan Resulullah s.a.v.’in sancağı altında toplanırlar. Dünyadaki insanlar  trilyonlarca kat olsa sancağı altına alacaktır. Bu sancağın altında olabilmek için herkes onun arkasından koşar. Onun gücü bütün milletleri taşımaya yeter. Bütün dünyaları,insanları ve yaratıkların hapsini kaplar ama Allah c.c.’nün okyanusu içinde hepsi bir nokta gibi kalır. O peygamberdir. Cenab-ı Allah’ın rahmet denizlerini temsil etmektedir. Sonsuz rahmet onun kanalıyla geliyor. Onun ümmetlerinden olmamızdan dolayı biz en şanslı insanlarız. 20.yy’ın cahil insanları inancı reddettiklerini söylüyorlar. Araplarda dahil, insanlar milliyet peşinde koşuyorlar. Bizler Arabız,Türküz,İranlıyız,Çeçeniz  gibi. şeref onun ümmetinden olabilmektir. İbrahim a.s.’ın ümmetinden. Bu yüzyılda her şey aşağı inmiş,çürümüş,yukarı çıkmamıştır. 21.yy’da denedikleri her şey çürümüştür. Her şey çöpe atılacaktır. Bir tahtaya tahtakurusu girerse bozulur,artık kullanamazsın. Allah’sız kişilerin,inanmayanların kullandığı her şey bitmiştir. Ekonomik kaideleri de bitmiştir. Gelmesi gereken İslami değerlerdir. Cenab-ı Allah’ın dinine karşı olan her şey batacaktır.(İngilizceden Türkçeye çeviri)  

İNSAN 

   Her şey ya hareket ediyor ya da etmiyor. Kayaların yüzleri,dağlar durmakta,nehirler akmaktadır. Rüzgarlar ve fırtınalar dünya üzerinde esiyor ve dünya üzerinde hareket ediyor. Eğer bir şey yapabilirlerse yapmak istiyorlar. Ağaçlar,bütün bitkiler ya hareket ediyor ya duruyor. Hayvanlar onlar da ya hareket ediyor ya etmiyor. İnsanoğlu,onlarda ya hareket ediyor ya duruyor. Hareket ettiğimiz zaman bir mesuliyete sahibiz. Çünkü yaratıldık ve şereflendirildik. İnsan,dünya üzerinde  Allah’ın halifesi olmakla bütün yaratıkların en üstünü ve şerefli olmanın en yüksek noktasındadır. Hiçbir başka yaratık bu şerefe ulaşamaz. İlahi alem;Orası meleklerle doludur. Ama onlar Cenab-ı Allah’ın halifesi olmak için yaratılmadılar. Sadece insan Allah c.c.’nün halifesi olarak yaratıldı. Bundan dolayı biz sürekli bir şekilde Cenab-ı Allah’ın kontrolü altındayız. Her hareketimiz her anımız Allah c.c.’nün kontrolü altındadır. Bizim mesuliyetimiz her an;her durmamızda,her susmamızda sorulacaktır.

   —Niye hareket ettin?hangi istikamette hareket ettin?Hangi şeyin arkasından koştun? Niye hareket etmiyordun da duruyordun? Niye bunu yaptın?

   Diye sorulacağız ve hesaba çekileceğiz. Hareket etmenin nedeni sorulacaktır. Bizim amellerimize göre hareketlerimizden mesuliyetimiz vardır;

   —Hangi se beple hareket etmedin?

   Diye sorulacaktır. 24 saat içinde 24000 kere nefes almamız gerekir ve 36000 hareket vardır. Bizim her şey üzerinde mesuliyetimiz vardır. Yaptığının her hareket Cenab-ı Allah’ın rızasına uygun olup O’nu mutlu ediyorsa o zaman mükafatlandırılacaksın. O zaman Allah rıza verir veya vermez. Bizim hareketlerimiz böyle bir noktadadır. Bize durmamızdan,niye hareket edip,niye hareket etmediğimizden sorulacağı için,ne yaptığımız hakkında derin olarak düşünmemiz emredildi. Her hareket ve her duruş bizim omuzlarımız üzerine çok fazla mesuliyet verir. Mesuliyet ve şeref; sadece insanoğlu içindir. Mesuliyetsizsen bir saygın,mükafatın ve değerin yoktur. Bu en önemli temel,bütün kutsal kitaplardaki yazan özdür.

   —Ne yaptılar? niçin yapıyorlar? Ne için ve kim için istiyorlar?

   Diye sende sorulacaksın. Nefsin için olan her şey batıldır ve kaybolacaktır. Ama her an  Allah için yaptığın her amel sonsuza kadar gidecektir. Allah tarafından mükafatlandırılacaksın ve bunun büyüklüğünü hayal edemezsin. Bu hayattaki her şey geçicidir. Bundan dolayı bir değeri de yoktur. Fakat Allah için olan her şey Allah’ladır. O’nun sadık kullarıyla beraber olman gerekir. Bir kimse için önemli olan bunu ne için,kimin için yaptığını,hedefini düşünmesi ve buna bir cevap bulurlarsa ki,bunun cevabı Allah için ise;  

   —Ben kendimi Allah’a teslim ettim,bana ne yapıyorlarsa O’nun arkasından koşmaya çalışıyorum

   Demelidir. Ta ki uyuyuncaya kadar. Uyanık olduğun müddetçe;

   —Ne için? Kimin için bir şey yapıyorsun? Getireceği fayda nedir?

   Eğer faydası kendisi içinse o zaman serbesttir. Ama kendisine ve başkalarına fayda getirmiyorsa onu bırakmalıdır yoksa lanet yağar. Ayağa kalkıp düşmanlarımızla kavga etmek için bizim istediğimiz destek,rahmettir. Bu her yerde aynıdır. Dünyanın başlangıcından sonuna kadar insanoğlu aynı karaktere sahiptir. Sen insanoğlu ailesinin bir üyesisin. Yerini temiz olarak ve Allah’ın rahmetiyle muhafaza etmeye çalışmalısın. Her şeyi Allah’ın şerefi ve O’nun rızası için olmalıdır. O’nu razı etmezsen başka hiç kimse seni o karanlık okyanustan çıkaramaz.(İngilizceden Türkçeye çeviri) 

 

                ALLAH’IN  RAHMETİ

    En büyük mucize;Allah her şeyin devamlı olanını ister. Bir kulu bir,iki gün ibadet yapıp üçüncü gün bırakıp kaçarsa bunu istemez. Allah için çalışmalısın. Her şeyi Allah için yapmalısın. Belki küçük bir kulluk,o kulluğu kısada olsa,eğer o kul kulluğa devam ediyorsa Cenab-ı Allah o kulunu sever. Çünkü bırakırsan rahmet kesilir. Allah rahmeti devamlı olarak vermek ister. Eğer yüzünü Allah’tan çevirirse  ona vermek istemez. Ama arzu ederse ve çalışırsa Allah devamlı olarak ona verir. Allah herkesten daha fazla verir. O ne yarattığını iyi bilir. Allah c.c.’nün kuldan istediği;O’nun sonsuz rahmetlerini istemeleridir. Bütün hizmetlerin hepsi,mecbur olan farz hizmeti de senin içindir. Eğer muhafaza etmezsen ilahi rahmet kesilir. Bundan dolayı Allah c.c.,kulları bir şey yaptığı zaman devamlı yapmalarını ister. Zayıf kullarına da onların zayıflıklarına göre hareket eder. Hiçbir zaman onlara ağır yük yüklemez.  Hicret gecesinin birinci gününde Efendimiz s.a.v.’e ;

   “Günde 50 kez ibadet et”

   Diye emredildi. O’nun iradesi ve emriydi. Kulları 50 kez ibadet etsinler istemişti. Allah 50 kerelik ibadeti 5 kereye indirmek için bazı sebepler buldu. Efendimiz Miraç gecesinden geri döndüğünde o zaman sordular;

   — Cenab-ı Allah sana ne emretti?

   — Benim ümmetime 50 defa ibadeti emretti

   — Ya Muhammed s.a.v. bu çok fazladır,biraz azaltsın

   Dediklerinde bunu üzerine Cenab-ı Allah;

   “Azalttım,5 vakte indirdim ama 50 vakit namaz kılıyorlarmış gibi mükafat verdim. 50 defa kıldıklarında ne sevap vereceksem,sayısını indirdim ama 50 vakit namazın değerini muhafaza ettim”

   Cenab-ı Allah’ın kullarından arzu ettiği,kulluklarına devam etmeleridir. Sevgiyi kullarına vermektir. Az da yapsalar bu kulluğu devam ettirirlerse onlara sanki bütün gün ibadet etmişler gibi mükafat verir. Allah c.c. kullarının ibadetlerini,kulluklarını kısada yapsalar onlardan rızadır. Kullukların bırakırlarsa Allah c.c.’de onları unutur. Allah c.c. buyuruyor ki;

   “Kulum Ben’i muhafaza ederse,bu kulluk az da olsa onu unutmam”

    Çünkü ibadeti bıraktığı zaman Allah’ı unutmuş demektir. Allah hiçbir zaman unutmak istemez.  Cenab-ı Allah’ın ilahi rahmeti onu engeller ki rahmeti o kulunu üzerine gelsin Bundan dolayı Allah’tan gelen rahmet devamlı olarak akar. Örneğin musluklar çok olduğu halde kapatırsan su gelmez. Bir tanesini açarsan o bir taneden devamlı olarak su gelir. Su hayat için en önemli sebeptir. Susuz hayat olmaz. Allah’ın rahmeti olmadan da cennete girilemez. Bundan dolayı rahmeti iste. Allah c.c.’yü unutmak her musluğu kapatmak manasına gelir. Nefsimizle kavga edip kulluğumuzu koruyalım. İki rekat namaz,100 kere salavat,100 kere Lailaheillallah bütün bunlarla Allah seni muhafaza eder. Eğer bunu bırakırsan,her çeşmeyi kapatırsan hiçbir zaman sana rıza ve mutluluk gelmez. Basit bir ibadetle bile Allah’ın razılığını istemezsen o zaman sana Allah c.c.’nün sonsuz rahmetinden gelmez,huzurlu,mutlu ve zevkli olmaz. Huzurlu hayat istiyorsan bu yoldur. Eğer arzu etmezsen, işitmezsen, dinlemezsen,Allah’ın razılığını istemezsen hiçbir zaman burada ve Ahirette  mutlu olamazsın. Allah c.c. ile kulluğunla beraber ilişkini koruman gerekir,bu sohbetin ana ruhu budur. Allah bize sonsuz rahmet etsin. Allah’ın rahmeti olmasa hiçbir zaman nehirler akmaz,Allah’ın rahmeti olmasa dünya üzerinde hiçbir çiçek görünmez,yeşillik olmaz,ağaçlar çiçeklenmez. Bütün bunlar Allah c.c.’nün rahmetiyledir. Eğer O istemezse her şey ölür.(İngilizceden Türkçeye çeviri)

HUZURSUZ VAHABİLERE  CEVAP

     Hepimiz için önemli olan bu hayatı terk etmeden önce huzura ulaşmaktır. Bir kimse ölmeden evvel huzura kavuşursa onun önünde  daha çok huzur vardır. Kimin huzuru yoksa Ahiret hayatında da bu onu bırakmaz. Huzur bir akıl ürünü değildir. Bundan dolayı hiç kimse kitap okuyarak Hak’ka ulaşamaz. Allah’ın dostlarının kalbini kazanarak ulaşır. Herkesin takip edeceği bir kimseyi bulması lazım ve onun iradesini kendi iradesine tercih etmesi lazımdır. Ta ki huzura kavuşana kadar. Huzur akıl ürünü değil kalpten gelir. Çok insanların izledikleri dertleridir. Hiçbir zaman kendilerini nasıl kurtaracaklarını bilemezler.  Bu çok kolaydır ama nefsimiz hiçbir zaman  birini takip etmek istemez. Nefsimizin karakteri kibirli olmaktır. Kibir başkasını takip etmek istemez. Kibirli kimse ile şeytan aynı seviyededir. Ve bu yüzyılın insanları şeytanın metotlarıyla aldatılmışlardır. Her seviyedeki çalışmalarla onların kibirleri daha da artmıştır. Her unvan insanlara daha da kibir vermektedir. Bu hayat sistemi kibirlilik üzerine kurulmuştur. Herkesin istediği daha fazlasıdır. Bu hayattan daha fazla bir şey almak için çalışıyorlar. Az şeylerle mutlu değiller. Bir şey değil her şey istiyorlar. Hiç kimse ilk seviyede kalmak istemiyor. Onların istediği en yüksek seviye; Bir numara olmak istiyorlar. Hiç kimse iki numara olmayı kabul etmiyor. Bundan dolayı huzur ve rahat insanlardan alınmıştır. Çok az insan huzur ve tatmin içindedir. Hayatları boyunca onların varmak istedikleri ,devamlı hayatın mutluluğudur. Herkesin istediğiyse maddi dünyanın huzurudur. Bu ruhani dünyayı çok az insan bilmektedir ki,tatmin olmak maddiyatla değildir. Tatminkarlık sadece ruhani bir durumdur. Eğer bunu bilmezsen hiçbir metotla seni huzura kavuşturmak mümkün olmaz. Tatminkarlığın tam tersidir,her adım onları daha zorluklara daha dertlere sokar,huzur vermez. Tatminlik ruhani bir değere sahiptir. Ruhani kuvvete sahip insanları bulduğunda O sana huzuru verdirir. Kur’an-ı Kerim Arapça’dır. Kur’an-ı Kerim’in içinde Allah; insanoğlunun ihtiyacı olan her şeyi vermiştir. Asırlar boyunca  ve her yerde lazım olan her şeyi Allah c.c. vermiştir. Geçmiş milletler hakkında,onlara ne olduğunu,onların ruhani gelişmeleri hakkında haber vermiştir. Allah c.c. bir bir millet hakkında bilgi verirse bizim için de geçerli bir emirdir. Takip etmeliyiz. Kur’an-ı Kerim’de bu Ayeti Kerimede bize bildirildi ki;

     “Musa a.s.’ın arkasından giden İsrail oğullarının ordularının önünde bir kutsal sandık gitmekteydi. Askerlerin önüne bir kutsal sandık konulmuştu. Onların kalpleri o zaman huzurluydu,karışık değildi”

   Kim bu kutsal sandığı takip ederse orduya huzur verilirdi. Cenab-ı Allah  takip etmeleri için mübarek bir sandık yaptı,onun içinde Musa a.s.’dan ve Harun a.s.’dan kutsal emanetler koydu. Vahabiler Efendimizin kutsallığını inkar ediyorlar ki buna şirk denir. Araplar bunu anlamıyorlar. Arapların diğer insanlardan daha iyi anlamaları gerekir. Musa a.s. ve Harun a.s.’dan kutsal emanetler huzur veriyor da,Medine’deki Efendimizin mübarek vücudu nasıl huzur vermez?

   —Gelme,ziyaret etme!

   Diyorlar,nasıl olur? Cenab-ı Allah bu kutsal emanetlerin bulunduğu sandığı İsrail oğullarının önüne takip etsinler diye koymuştur. Efendimizin mübarek vücudu Medine’de yatmaktadır ve onu ziyaret edenlere “şirk!”diyorlar. bu münafıklıktan başka bir şey değildir. Bu noktanın anlaşılması lazım,çok önemli bir noktadır. Bu kutsal sandığın içinde peygamberlerin eşyaları olduğu halde huzur veriyorsa peki Efendimizin emaneti şeyhlerdir,buna nasıl şirk diyorsunuz? Şeyhler Peygamberin varisleridir. Sandığın içinde maddi bir şeyler olduğu halde huzur vermektedir. Şeyhinin cübbesini,şeyhinin türbanını,şeyhinin saçlarını bulundurmak istiyorsa buna şirk denemez. Bu tam mutlak bir cevaptır ve onların batılını yok eder. Bunlar Efendimizin emanetiydi. Onların sakalına,asasına,cübbesine nasıl şirk dersiniz? Onlar Müslümanların imanını yıkıyorlar. (İngilizceden Türkçeye çeviri)

FUTBOLUN DEĞERİ

       Medet Ya Seyyidi,Ya Sultan Evliya,Destur. Bu bir talimdir. Bir kişi hazırlanır. Biz geri dönmek için hazırız. Nereden geldiysek oraya dönmemiz lazımdır. Hiç kimse buraya devamlı olarak kalmak için gelmemiştir. Geri dönmek herkes içindir. Ne zaman döneceğimiz saptanmıştır. Normal insanlar için ne zaman,hangi yaşta dünyadan ayrılacaklarını bilmek zordur. Nerede olacaklarını bilmeleri ve taşımaları zordur. Ve bizler son günümüze adım adım yaklaşmaktayız. Son gün herkes için olacaktır. Son gün o kimseler için mutluluk,bazıları içinse üzüntü olur. Kim Allah’ın emirlerini takip ederse o gün onun için mutluluk olur. Ancak inanmayanlar bu dünyayı terk edeceklerini düşünmezler. Fakat ölümden sonra bilinmeyen şeyler vardır. Bu inananlar için gerçektir. Bu hayattan sonra başka bir hayat vardır. Bizim varlığımız ruhlarımızda devam edecektir. Kim  dünya için çalışırsa üzülüp pişman olacaktır.

   —Keşke ilahi hizmetten bir şey yapabilseydik,biz hayatımızı israf etmişiz

   Diyeceklerdir. Yaratıcı vardır. Şerefli bir hizmet vardır.  Kimse Allah için çalışmıyor. Allah için çalıştıysan;

   —Hoş geldin! Biz senden razıyız

   Derler. Öyle kimseler olursunuz ki şerefinizden dolayı üzerinize rahmet yağar. Allah için olan,ilahi kulluk için yaşayan kimseler,onlar sonsuza kadar mutlu olacaklardır. Bir kimse Allah için çalışırsa red olmaz. Milyonlarcası gelip;

   —Biz Sana çalışmaya geliyoruz

   Dediklerinde;  

   —Hoş geldiniz,şerefle!

   Der. Fakat 20.yy.’ın insanları akıllarını şeytana kiralamışlar. Kafalarında hiçbir şey yok,futbol ve çok önemli aktüalite haberleri var. Akılsız insanlar bir top arkasından koşturuyor ve yüz binlerce boş kafalı insan da bunu takip ediyor. 20.yy, ademoğullarının aktüalitesidir. Herkes için en önemli şey futbol. Yaşayan insanlar için bir başka önemli şey yok. Kafalarının idrak seviyelerini futbol topunun üstüne çıkaramadılar. Bu hayatlarının en son noktası,bundan sonrasını da istemiyorlar zaten. Orada durdular. Başka bir şeyle ilgilenmiyorlar. Futbol ile meşgul olup,onun ötesinde başka bir şey düşünmeyen insanlar. Onlar futbol için mi yaratıldılar?Böyle mi düşünüyorsun?Futbol için çalışacaklar neredeyse. Yukarıya şut attıkları zaman bakıyorlar top yere düştüğünde oradalar. Futbol insanların değerini aşağı indirir. Seviye sıfır,bundan başka bir şey değil. 20 yy. insanı Allah için ilahi hizmetleri ve kulluk haklarını düşünmediler. Sadece kendilerini hapsettiler. Fiziksel olarak futbol ve diğer oyunlarla hapsettiler. Onun için yaşadılar,onun için öldüler,onun için gömüldüler. Futbol,insanın ilahi değerini sıfırlar ve sıfırın altına düşürür. Başka bir şeye de ilgi göstermezler. Bunlar nasıl mutlu olabilirler? Olamazlar. Çünkü ayakların altındaki bir topu hangisi şutlarsa insanlar bağırıyorlar. Topun arkasından uçmak istiyorlar. Milyonlarca dolar ve mark harcanmaktadır. Hayatlarını israf ettikleri gibi fiziksel varlıklarını da yoruyorlar. Anlayışları da küçülüyor ve sadece futbol hakkında düşünüyorlar. Onların rüyaları da futbol hakkında. İnanan  kişi olarak çalışman gereken kendini meşgul etmemen,Allah için,Allah’ın kulluğuyla meşgul etmen gerekir. Onların kalpleri futbol ile meşgul ise inanan kişinin fiziksel ve ruhani varlığı için yaptığı her iş Allah için olmalıdır. Öğrenmen lazım;onlar nasıl kalplerini topun arkasından koşturuyorsa,sende Allah’ın peşinden koşturabilirsin. Bunu yapınca görünmeyen varlıklar seni alır ve ilahi huzura götürür. Bunun için çalış. Allah c.c. bize aslanlarını göndersin. Aslanlar en şerefli hayvanlardır. En şerefli insan Allah’ın rızasının peşinden koşandır. Sonsuz hükümdarlık O’na aittir. Sonsuz yaratıklar. Her yaratık daha fazla güzel. Onlardan biri ol.(İngilizceden Türkçeye çeviri)

EN   TEHLİKELİ   VARLIK

       Nefis çok tehlikelidir. Güvenme ve inanma. Seni her zaman aldatmaya çalışır. Nefis,şeytanın emrine tabi olduğundan oda şeytandır. Korkunç bir şey devamlı bizimle beraberdir. Herhangi bir emre karşı emreder. Eğer dinlemezsen ve itaat etmezsen korkunçlaşır. Bundan dolayı nefsin saldırılarından kurtulmak için devamlı hazır bulunmalısın.  Onun arzularına cevap vermemek için çalışmalısın. Nefis fiziksel varlığımızın arzularını tatmin etmek ister. Ruhaniyetimize benzemez. Varlığımızın arzuları aynıdır. Nefsimizin istediği aynı zamanda vücudumuzun arzularıdır. Nefsi terk etmek için fiziksel arzuları terk etmek gerekir. Nefsin arzuları sonsuzdur. Fiziksek varlığımızın nefsin arzularını tatmin etmesi mümkün değil. Nefis fiziksel varlığı itaat etmeye zorlar. Nefis bir okyanus arzu eder ama fiziksel varlığımızın istediği bir bardak sudur. Sen susadığın zaman nefsin önüne bütün kaynakları koyar fakat bu su kaynaklarından ancak 2-3 bardak içebilirsin ve doyarsın. Kim nefsini takip ederse hiçbir zaman dinlenmeye fırsat bulamaz;

   —Onu al,bunu al

   Der. Bütün maddi şeyler nefsin arzuları içindir. Fakat ondan kullandığımız nedir? milyarlarca doların olsa da nefis seni ;

   —Daha fazlaya ulaşman lazım,çünkü maddi dünya arttıkça ben memnun olurum

   Diye zorlar. Bundan dolayı nefis;en korkunç,en zor ve en tehlikeli varlıktır. Nefsimize karşı uyanık olmak lazım. Nefsin hiçbir hedefi yoktur sadece dünyalıktan daha çok ele geçirmeye çalışır.  Bu saçmalıktan başka bir şey değildir. Çünkü senin maddi varlığın ölecektir. Maddi hazinelerin arkasından niye koşmaktasın?Bu dünyadan sadece ihtiyacın kadar olanını al,ihtiyacın olmayanı bırak.  Fakat bizim nefsimiz arzularıyla daha da fazla istediğinden dolayı ölüme götürür. Bize ilahi hazinelerden daha fazla almamız emredildi. İlahi hazinelerden kazandıkların daimidir,sonsuza kadar ebedi ve ezeli olarak sana aittir. Daha fazla maddiyat mahveder ve onları ağır yük altında öldürür. Nefsinden uyanık olmanın manası; nefis hiçbir zaman ruhumuza yol vermez. İlahi hazinelere varmaya müsaade etmez. İnsanları köle yapar. İlahi alemin kulu olmak yerine maddi alemin kölesi oldular. Bütün dünyanın yaşadığı esas ekonomik kriz üzerine konuşuyorlar,herkes mark,dolar üzerine konuşuyor. Nefsimizin şeytanla beraber bize öğrettikleri budur. Allah c.c. bize ilahi alem için arzu ve şeref versin,dünya için değil.(İngilizceden Türkçeye çeviri)

                          SABRIN MÜKAFATI

   Milyonlarca insan gelmekte ve gitmekte. Caddelerde hep aynı insanlar dolaşıyor zannetme. Bugün geçtikten sonra imkansız geri dönüş yok. Bugün bir gün,yarın başka bir gündür. Bugün 24 saattir,yarın gelecek olan 24 saat ise başkadır. Bu Allah c.c.’nün büyüklüğüne bir işarettir. O hiçbir zaman kopya yapmaz. Yeni gün yeni olaylara gebedir. Yeni ölüm yeni insanlara. Her şey yarın için değişecektir. Öbür gün tam bir değişiklik. Yaşadığımız olaylar insanları yorar. Görmekten de işitmekten de yorulurlar. Kim zorluklar içinde görür ve işitirse onların yükü ve ağırlığı üzerine gelir. Büyük Şeyh Efendi (Allah rahmet eylesin) bana şöyle söylemişti;

 ” Çok evliyalar gözlerini açamazlar,ayağa kalkamazlar,hatta ibadet bile edemezler. Onların baktıkları gece ve gece yarısıdır. Yorulurlar ve uykuya düşerler. Şeytan onları lanetlenmiş işleri için aldatamaz.”

   Şeytan ve onun işleri lanetlenmiştir. Kim ki şeytanın işlerinden alırsa onlarda lanetlenir.  Eğer bile kimse lanetlenirse hiçbir şey ona fayda veremez. Kimse onu destekleyemez ve yardım edemez. Onu hiç kimse taşıyamaz.  Eğer bu milletlere gelirse milletler ortadan kalkar. Eğer lanetlenme batıl inançlar üzerine gelirse onlarda yok olacaktır. Sadece Müslümanlar kalır,onlara lanet yoktur. Kim rahmet edilen kişileri takip ederse onlara hiçbir zaman lanet gelmez,rahmet yağar. Rahmet edilen kimselerin hayattaki ümitleri zevkleri  huzur  doludur. İnsanlar;

   —Çalışmalıyız

   Diyorlar.

   —Ne için,kimin için?

   Eğer kendin için çalışırsan öleceksin,sana bir yarar sağlamaz. Niye yoruluyorlar? Bu hayat için çalışan herkes lanetlenmiştir. Lanetlerinin esas sebebi dertlerinin de esas sebebidir. Eğer insanlar tatmin olmazlarsa daha çok problem yaparlar.  Şimdiki insanların % 99’u kendi hayatlarından memnun değildir. Memnun değillerse zaten üzerlerine lanet gelir. Bal toplayıcıları vardır. Bazen arıların sokmasına tahammül eder. Çünkü arı gün boyunca bal toplar ve topladıklarının alınmasından memnun olmaz. Adam;

   —Önemli değil,sonunda bitecek ve bende bal yiyeceğim

   Der. Dünya üzerindeki insanların gayeleri nedir?Birçoğu problemler meydana getirmişlerdir. Onların üzerine saldırdıklarında bağırıp,ağlayıp,dert yanarlar.

   —Bir dert taşımak zorundayız

   Derler. Arı kadar akla sahip olsalar;

   —Arı taşıyıcısı,niçin bu arıların saldırılarına katlanıyorsun?

   Diye sorarlar. O da cevap verirdi;

   —Çünkü sonunda balı yiyeceğim.

   Dünya üzerindekiler niçin kavga ediyorlar?Niçin birbirini öldürüyorlar? Onlar için ağır bir yük yoksa niçin bu dertleri ve ağır yükleri taşıyorlar? Meczup olmaları lazım. Kim sonsuz bir hayata inanırsa bizim söylediğimiz bütün dertlere sabırlı olur ve sonsuz hayatlarında Allah tarafından sonsuzlukla mükafatlandırılırlar. Bir kimse taşır ve sabrederse bu mükemmelliktir. Cenab-ı Allah’ın rızası için sabırlıdır ve Allah’tan rahmet ve sonsuz hayatı ümit eder. Hiçbir şeye inanmayan bu insanlar çok delidir. Bütün hayatları sefaletle geçer. Hiçbir şey ümit etmezler. Öldükleri zaman da bu ıstırap her gün onları buğdayı nasıl ezerlerse yoğurur ezer. Günler,haftalar,yüzyıllar insanları yoğurmakta ve öğütmektedir. Bu ümitsiz insanlar,akılsız ve zavallıdır. İnsanların belki %99’u ümitsizdir,bu da onları değirmenin buğdayı ezdiği gibi ezer. . Belki ezilmenin verdiği ıstıraplar gelmekte ama bu hayattaki ıstıraplardan sonra mutlu sonsuz bir hayat gelmekte olduğu için inananlar mutludur. Kalplerinde ümit olmayanlar ise en ağır yükü taşımaktalar. Bu milletler için üzüntü kaynağıdır.(İngilizceden Türkçeye çeviridir)

 

İLAHİ  ALEM

   Şeyhle sohbet bizim ruhlarımızı besler. Ruhlarımız da fiziksel varlıklarımızdan daha önemlidir.  Ruhlarımız ilahi alemden yiyeceğini alır. Fiziksel varlığımız dünyadan yiyeceğini alır. Kim ilahi aleme değer verirse;ilahi alemden gelen dünyadan gelenden daha hayırlıdır.  İlahi alemden gelen bizim içimizi aydınlatan ilahi nurlardır.  Dünyadan gelen şeyler karanlığa aittir.  Dünyadaki beslenme sizin fiziksel varlığınıza biraz destek verir ve çabuk biter,ama ilahi beslenmenin hiç sonu gelmez. Kim ilahi beslenmeye sahipse onların yaşları fiziksel varlığına ait olmasına rağmen hiçbir zaman yorulmadığı gibi daha da kuvvet kazanır. Çünkü ilahi güç sana mükemmellik verir. Fakat dünyaya ait beslenme geçici beslenmedir. Fiziksel varlık için her öğün yemen lazım ve sonra yine ihtiyaç duyarsın. İlahi beslenme olarak aldığın şeyler kalıcıdırlar. Daha büyür,gelişir ve sana daha çok güç verir. Bizim yollarımız ilahi aleme doğrudur. Ruhani kuvvetine göre ilahi aleme yükselirsin. Herkes için önemli olan daha fazla güç istemek ve ruhaniyetlerini kurtarmaktır. Nefsinin hapishanesinden kendisini kurtarması gerekir. Nefis ruha saldırı ve ilahi destek almasına mani olur.  İlahi aleme yükselmesini istemez.  İhtiyacımız olan her durumda daha çok destek ve yardım istemektir. İlahi yardım ruhaniyetimiz içindir.  Ruhaniyetimiz de kuvveti sadece sohbette alır. Bizim meclisimizin değeri sadece meclise katılan insanların niyetlerine göredir. Eğer gerçekten bir destek istiyorlarsa onu alırlar.  Bu sohbete katılmak için doğudan ve batıdan çok kimse geliyor. Bu ruhlarımızın arzusudur. Ruhlar saftır. Saflık ruhlarımıza ait bir şeydir. Nefisle arkadaşlık ederlerse,nefis ruhlarımızı kirletir. O zaman bir temizliğe ihtiyaç vardır. Temizlik de sohbettedir. Sohbet kısa olabilir,uzun da olabilir. Onu almamız lazım.  Hiç olmazsa haftada bir kez meclise sahip olmamız lazımdır. O da peygamberlerin yolunu,özellikle en son peygamberimizin yolunu takip etmelidir. Özellikle takip için öyle bir seviyede olmalıdır ki,insanlar ona baktığında rahatlık ve huzur içinde olmalıdır. Eğer bir mecliste huzursuzsan senin için faydasızdır. Sana gerçek kuvveti veremez.  İnsanlar, hastalar için kan veriyorlar. Kanın grubu uymuyorsa dener. Sınıflandırılmış kan grubu gibi bir çok meclisler vardır.  Bak,eğer senin ruhunun grubu bu kişinin ruhuna uymuyorsa başka meclis ara;

   —Hasta kişi kan almalıdır

  Derler. Ama “kan”ismi yeterli değil,her kan aynı değil,değişiktir. Aynısını bulmak neredeyse imkansızdır. Aşağı yukarı aynıdır. Başparmağın ölçüsü,hiçbir zaman aynısını bulamazsın. Herkesin kanının da aynı olduğunu düşünme. Herkesin içindeki tektir.% 100 olarak uygun olması imkansız. Allah hiçbir zaman kopya yapmaz.  Cenab-ı Allah yaratır. Herkes bir tektir. Herkesin yaratılışı tektir. İkinci bir tanesi asla olamaz.  Cenab-ı Allah hakkında bir fabrika yaratıp yaptığını düşünme. Her şey içinde her şey tektir. Manası;onun gibi bir şeyi daha önce yaratmamıştır. Başka bir kimseyi de onun gibi yaratmamıştır. Onun yaratılışı yeni modeldir. Hiçbir zaman daha önce yaratılmamıştır. Ruhani gelişme için bakmanız lazım. Hangisi sana daha rahatlık veriyorsa onu takip et. Onunla beraber ol. Bu senin için kafidir.  Efendimiz s.a.v.’e varmak için kafidir. O seni Efendimizin okyanusuna taşır. Onun deryası senin için ve her şey için kafidir. Verebileceği mükemmelliği sana verecektir. Levh-i Mahfuz’da yazılan sohbet önemlidir. Sana benzer bir arkadaş bulursan o meclisi muhafaza et. . sonunda bu seni Efendimizin deryasına ulaştırır. Kıyamet günü huzura çıkmak için bütün ümmetin ruhlarını hazırlar. Bu önemli bir noktadır. Efendimize ulaşmak için yollar aramalıdır. Eğer bir kimse Efendimize ulaşacak yolu bulamazsa hangi istikamete gideceğini bilmeyen gemiye benzer.  İslam’da tarikatın önemi bundan dolayıdır. Bu bilinmezse herkes Efendimize giden yolları kaybeder. En önemli düşmen şeytan,kişilerin tarikatı takip etmemelerini sağlar. Şeytan her yerde merkezlerini kurdu ve tarikata karşı propaganda yapmakta;

   —Tarikat yoktur!

   Diyor. Her yerde tarikatları kabul etmemek için savaşıyorlar. Onlara göre;Allah’ın huzuruna varmak için hiç yol yoktur. Şeriat ne söylüyorsa tarikatta onu söyler.  Tarikat toplar ilahi aleme taşır. 200,300 kişi alır uçurur. Tarikatı şeriat için muhafaza edersen,tarikatlar vasıtadır. Onlar hiç yükselemezler olduğu yerde kalırlar. Yıllarca uçağın kalkış yerini gezsen,uçamazsın. Tarikat uçak gibidir. İnsanları alır ilahi aleme uçurur.(İngilizceden Türkçeye çeviri)

HAKİKATE  GİDEN  YOL

   Efendimiz s.a.v.  işaretler yaklaştığı zaman ne olacağını söyledi. Onun ümmeti 73 çeşit fırkaya ayrılacaktır. Bir tanesinin haricinde diğerlerinin hepsi yanlış yolda olacaklar. Hepsi ayrılıp yollara sapacaklar,sadece bir yol hakikati gösterecektir. Doğru yol için sayısız istikamet vardır. Lakin hakikatin bir istikameti vardır.  Bu yüzyılın başından itibaren 80 yıldır,Efendimizin belirttiği gibi şeytan onların öğretmenidir. .onlar kendi iradelerine göre takip etsinler diye şeytan çok çeşitli istikametler yapmakta. Maddi varlıklarının arzularına göre takip etsinler diye,çok çeşitli insan grupları vardır. Bu insanlar şeytanın temsilcileridir. Efendimiz s.a.v.’,in takipçisi değildir.  Bir kimse ayağa kalkıp;

   —Ana yolu takip etmek istemiyorum,insanoğlu için kolay bir yol yapmak istiyorum

   Derse şeytana taraftardır. Hakikate giden yol birdir. Hakikat birdir. Hakikate giden iki yol bulamazsın.  Bazı insanların hobileri vardır. Bazılarının istediği bir numara olmaktır.  Başka birinin emri altına girmek istemez.  Serbest olmak ister. Bu bizim nefsimizin çok kuvvetli bir iradesidir. Allah c.c.,Adem a.s.’ı yarattığı zaman yalnızca şeytan secde etmedi. Eğer secde ederse onun emri altına gireceğini biliyordu. Nefis şeytanın temsilcisidir. Kim nefsini kontrol etmek isterse şeytan ona hiçbir şekilde saldıramaz ve arkasından takip ettirmeye zorlayamaz. Şeytan hiçbir zaman ikinci olmak istemedi. Her zaman birinci olmak istedi.  Meleklerin arasında bilgi sırasına göre birinciydi. Meleklere bile öğretiyordu ve;

   —Ben bir numarayım ama Allah ,Ademi yarattı,beni kontrolü altına alacak,ben şimdi onu takip etmek zorunda kalacağım. Memnun değilim

   Dedi ve secde etmedi. Bu kadın ve ya erkek herkesin içinde vardır. Kadınlarda ;

  —Erkeklerin sahip olduğu haklara sahibiz

  Diyorlar. Neden herkes aile içindeki alışkanlıklarına eski geleneklerdeki gibi devam etmiyor?Çünkü şeytanın kontrolü atındadır. Şeytan onu;“eşit haklara sahip olmak lazım”diye zorlar. Aile bir erkek ve bir kadından oluşur. Kavga kadınla erkek arasında,ailede olur. Eğer herkes ;

 —Bir numara olayım,eşit haklara sahip olalım

  Derse ne olur?Bundan dolayı şeytan,insanoğlunun Allah’a itiraz etmeleri için çok geniş imkanlara sahip olmuştur. Bizlerdeki kıskançlık ve kavga etmek insanoğlunun en kötü karakterlerinden birisidir. Adem a..s yaratıldığı zaman şeytan;

   —Ademoğlunu tanımam. Eğer Cenab-ı Allah onu öyle bir pozisyona getirir de emrederse ben onun emirlerini kabul etmem.  Ben emir eder pozisyona gelirsem,insanoğlunun varlıkta kalması için hiç imkan bırakmam.

   Bu şeytan gerçeğidir. İnsanlar Efendimiz zamanından uzaklaştıkça bu kıskançlık daha da büyüdü.  Ne zaman İslam doğuda ve batı da yayıldı,şeytan kuvvetini Müslümanlar için kullandı. Onları şeytanın takipçileri yaptı. İnsanlar eski  yolları ve şeytan yolunu kullansınlar diye bir yol buldu. Vahabi hareketi o gruptan bir tanesidir.  Onlar yüzyıl kadar önce de ortaya çıktılar,sultan onları kaldırdı ama 19.yy başlarında sultanın gücü bittiğinde ve halife kalmadığı zaman bu grup yine ayağa kalktı. bu hareket Efendimiz s.a.v.  zamanından bu güne kadar devam etti ve devam edecektir. Bazı politik gruplar,insanlar tarafından desteklenmek için oluştu. Onlar için ilgi kaynağı oldu ve onlar için güç kaynağı da olacağını düşündüler. Efendimiz s.a.v tarafından lanetlenmiş olan Arap milliyetçiliği Efendimizin ümmetini parçalamıştır ve ümmete zarar vermektedir. Arapların istediği 20.yy’ın başından halifeden bağımsız olarak Arap krallığını kurmaktı ve bu yüzden sultana karşı ayaklandılar. O sultan Efendimizin takipçisi bir halifeydi. Savaştılar ve Avrupalı Hristiyanlar, Müslümanlığın halifeliğini aldılar. Biz böyle bir zamanda yaşamaktayız. Onlar şeriatı,Kuran’ı ve Efendimiz s.a.v.’in yolunu takip etmiyorlar. Çok tehlikeli bir zamanda yaşamaktayız. İslam’ın bütün düşmanları ayağa kalkmışlar. Biz ise kontrol oluşturmak istiyoruz. O zaman İslam’ın hakikati en kısa zamanda parlayan bir yıldız olacaktır. İlahi kanunları kullanmak istemiyorlar ve bundan dolayı güm be gün geri gidiyorlar. Vahabilerin düşündüğü politika budur. Fakat “Ehli Sünnet Vel Cemaat“;onlar kurtulacaktır. Müslümanlar için doğru yol budur ve şeriatın gücünü bulurlar.(İngilizceden Türkçeye çeviri)

Reklamlar
Posted in: sohbet