Tevhid Sarayı_9

Posted on 27 Aralık 2010

0


 

MANEVİYATA MUHTACIZ

   Bismillahirrahmanirrahim.Her kimde manevi üstünlük varsa dünyada ve Ahirette şereflidir.  Dünkü gündeki manevi gücümüz maalesef bugün yoktur. Parayla ve maddi güçle ayakta durmaya çalışıyoruz. Manevi sıkıntılarımız artmaktadır. Kimsede sormuyor;

   —Bu cemaatin dünü nasıldı?daha mı kötüydü daha  mı iyiydi?

   En azından geçen seneyi kıyasladığımızda geçen sene mi daha iyiydi bu sene mi? Tabi ki geçen sene.  Doktorların hastaya bakıp;

   —Nedir bunun sorunu?

   Diye sorduğu gibi,bu cemaatin de bir araya gelip akıl sorduğu yok.  Çöküntü manevi çöküntüdendir. Kimsede memnunluk yok.  Çünkü maneviyat ve şükür yok. Şükür oldu mu işin bitti.  Bu cemaat gökyüzünün emrini saymıyor hafife alıyor. Onun için ayağa kalkamaz. Polisin koyduğu trafik kanunlarına saygı gösterirler.

  —Gökyüzünün emri sayılmayacak mı bu memlekette?

Maalesef manevi değerlerimizi sıfırladık. Takviyeye ihtiyaç vardır. Cenab-ı Hak bu memleketi istavrozdan kurtardı,bize ilahi lütuf eyledi. Neyi bekliyor bu insanlar? Allah c.c.;

   “Başka kullarımı,başka kullarıma musallat ederim,ta ki onlar gelirler keserler,küçük aciz demezler hepsinin işini bitirirler.”

   Cenab-ı Hak’kın emri geldiği vakitte;

  “Sizi birbirinizle terbiye ederim”

  Buyuruyor. Müşrik orduları Efendimizin Ashabının üzerine yürüdüler. Sahabeler Efendimizle karşılaştıklarında;

   ”Medet bizde,iman bizde,biz üstünüz,bunların haklarından geliriz”

dediler. Müşrikler silah ve asker çokluğuyla kazanacaklarını zannettiler. Allah c.c. onların kalbine korku verdi ve hücuma getirildiler.

   —Allah bize kazandırdı

  Diyemiyorsunuz. Deseniz alnınız secdeye gidecek. Maneviyata muhtacız. Sen Allah’a kulluğunu ikrar etmezsen,

   –Kendisine ibadete layık yalnız Sensin,Sana secde ederiz

  Deyinceye kadar gökyüzünden sana cevap gelmez. İslam dininin arkasına düşülmesin. Gökyüzünün iradesi yere karşı geldiğinde durulmaz.  Kum fırtınası çıkmış; bunu gönderen taşı da savurur,isterse taşı buz gibi,isterse ateş gibi gönderir. belki harareti de yüzlerce dereceyi bulur. Allah’ın emrini sayacaksın! Yapmadığın takdirde gelen seneye halimiz perişandır. Gafletten uyanalım,sağımıza solumuza  bakıp,bize ne gerektiğini bilelim.  Çoluk çocuğa dini,imanı,Rabbimizi öğretelim. İlle de maneviyat!Efendimiz s.a.v.,ümmetlerine
   “Manevi güç kazanınız”

Diye vasiyet etti.

                

ALLAH DOSTLARI

     İman ve İslam. Nur deryaları da var ,zulmet denizleri de var. Dünyadan çıkan adam:onun ruhaniyeti ya nur denizlerine ya da zulmet denizinin içine girer. Nur denizinin içine giren kimse bahtiyardır,saadet sahibidir. Nur denizine giren adam oradan çıkmak istemez. Zulmet denizine düşen,karanlık dünyalara giren kimse; Zifiri karanlıklara giren kimse hiçbir şey olmasa bile karanlığın korkusu içine girer. Bir lahza bile yalnız bırakmayacak bir karanlık. Çeşit türlü zulmet bulunan bir yere girer ve oradan kaçmak ister. Herkes bu dünyadan çıkacak. Lakin hangi kapıdan seni çağıracaklarını düşün.

    —Aydınlıktan mı?karanlık kapısından mı?

    —Ey insanoğlu kendin için ne ettin?ne işledin? 

    O gün o dünyada kalabalıklardan kimse yoktur. Zulmet denizine giren adam tek başınadır ve ona ünsiyet verecek kimse yoktur. İnsan nasıl yılanı akrebi gördüğü vakitte korkar soğukluk gelirse,o karanlıklar dünyasına düşen kimse her an akrep ve yılan sıfatının 70 defa fazlasını yaşayacaktır. Çok kısa dünya hayatında dünyada ne için bulunduğunun farkına varamayan kimseye yazıklar olsun!kendi kendine;

   —Bana yüz bin kere yazıklar olsun

   Diyecektir. Ama ona üns verecek hiçbir şey yoktur. Ancak her an zehirli bir yılanın ısırması ve ya bir akrebin kuyruğunun vurduğu gibi her an ona vurulacaktır. Dünyada güç topla!Cenab-ı Hak’ka yakınlık ara. Cenab-ı Hak’ka yakınlık Efendimize yakınlıktır. Efendimize de onun yakınlarını bulduğun vakit yakınlık bulursun.

   —Efendimizin yakınları kimlerdir?

    Efendimizi tutanlar,sayanlar,onun yoluna baş koyanlar yakınlarıdır. Onları arayıp bulursa,onların yakınları Efendimizin yakınları olur. Efendimizin yakınları Allah c.c.’nün dostları olur. Hiçbir şey olmazsa Allah c.c.’nün dostlarını ara bul. Onları bulanlar kurtulacaktır. Bin yılın toplamına millenium  deniyor,kaç millenium geçti.7 si bitti 8 i geliyor. Bunun yarısı dünyaya aittir,yarısı ahirete aittir. Bazı dört köşe kafalı,geri zekalı,mankafalı,mongol tipli iki ayaklı insanlar kendi akıllarınca;

   —Şeyh Efendi tarih söyledi de tutmadı!

   Diyorlar. Cenab-ı Hak,Efendimize kitabında 1500 sene evvel ;

   “Kıyamet yakındır”

   Diyor. Cenab-ı Hak’kın sünneti kıyameti yakın göstermektir. Kıyamete,Mehdi’ye daha çok var demek yanlıştır.

   —Daha güneş kaç sene daha yanacak?Yana yana külleri mi dökülecek?

   —Güneş yanıyor,yanan bir maddedir 

    Diyorlar,lakin yavur kafası hikmeti anlamıyor. Güneş yansaydı külleri dökülürdü!Lakin Allah’ın hikmeti,nur verecektir. Gece gündüzü takip ediyor,günler günleri takip edip Kıyamet günü gelip dayanacak. Müminler uyanık olsun diye,gelecek sene diyebilirim;vapur geliyor,vapurun gelmesine 10 saat var,öbürü der 5 saat var,diğerleri bekler ve hazırlıklı olanlar kazanır. Lakin kabak kafalılar çok bilir. Zebur’u ezbere bilirler,hikmetini bilmezler. Bu evliyanın hikmetidir;uzakta olanı yakın gösterip uyandırmak için. Allah ile kavuşacağı divanda hazırlıklı olsun diye. Biz her şeye iman ettik peygamberlerin sözüne de iman ettik. Ahir zaman Peygamberi;

       “Dünyanın hakimiyeti kafirlerin elinde olacak”

   Diye haber verdi,bildirdi. Deccal gelecek tüm kafirleri elinde toplayacak. İsa a.s. gelince Deccal ile kılıç dövüşü yapacaktır. İnanacaksın! İnanmazsan imansız atarlar seni. Zulmet denizi asit denizine benzemez daha kötü. Sakin ol,sana biri bir şey derse

   —La havle velakuvvete illabillahil aliyyulazim

Çek .Onu çekince sana zulmedene el kaldırma. Elini dilini gözet,

   —Ya Rabbi,sana havale ettim De, bu yeter.

 

 

MÜSLÜMANLIK

    Cenab-ı Hak kulları için din olarak İslam’ı seçti. İslam’ı seçip ahir zaman Peygamberini insanlara gönderdi. Emirlerini tutarsın ve ya tutmazsın. Cenab-ı Allah Habibine buyurdu;

   “Ey Habibim,sen Ben’im emrimi bildirdin. Lakin onların başlarında durma,isteyen emri tutsun isteyen tutmasın. Sen tebliğ edersin,isteyen alır,isteyen almaz.”

   Bu insanların çeneleri bağlanacaktır. Çoğunun da çenelerinin bağlanması kısmet olmaz. Cenab-ı Allah hepimizi muhakeme edecektir. Binaenaleyh 1500 senedir peygamberini göndermiş ve İslam’ı takdir etmiştir. Hüküm olarak en güzel yoldur. Buraya kadar yetiştik. Bu dini getiren Peygamberin doğduğu mübarek geceden itibaren şeytan seferber oldu. Şeytan insanların Allah’a kulluk etmesini istemez. Şeytan;

   —Bunların yüzünden Cenab-ı Hak beni cennetinden kovdu,arkama düşsünler benimle birlikte ahirette yansınlar.

Cenab-ı Allah;

       “Sana izin veriyorum,lakin insanoğluna  irade ve akıl verdim. Baksınlar görsünler,aklını ve iradesini kullanamayıp senin peşinden koşanlar da seninle beraber yansınlar.”

      Allah’ın bir tek dünyası var zannetme. Saltanatına azametine bu büyüklükle sahipse çok az. Allah’ın kullarının hesabını kimse bilemez. Rabbül Alemin dendiği zaman;Alemlerin Rabbi’dir. Çokluğunun hududunu bilemezsin ve bulamazsın. Bu asi gelen bir avuç insanların,şeytanı dinledikleri için cehenneme girmeleri güzel bir şey değildir. Bu güne kadar kimse çıkıp da;

   —İslam’da bir eksiklik var!

   Diye söyleyemedi. Çünkü Allah’ın emrinin yanında kendi emrini söyleyecek kimse yok. Senin aklın bir noktadır. Cenab-ı Allah’ın ki nihayetsizdir. Şimdiki insanlar;

   —Biz biliriz

   Diyorlar. Onların iradelerini görelim bakalım ne yapacaklar. Zararını yine onlar çeker. Bununla beraber biz ahir zamandayız. Herkes;

    —Biz Müslümanlığı kabul etmeyiz 

   Diyor. Bu ahir zamanın bütün pisliğini Müslümanlar üzerine yüklemek olmaz. Allah’a havale ederiz. O zaman Allah’ın mahkemesinin hükmü kesindir. Bu peygamber makamındaki yapılan zulmü Allah’a havale ederim. Dillerini,kalemlerini,kendilerini tutsunlar,yoksa dünya boş değildir. Gök kapıları açılıp da                                             

   —La havle vela kuvvete illa billahil aliyyul azim

   Çekenlerin duası geri çevrilmez. Dikkat edin. Müslümanlara kötülük atmayın. Müslümanlıkta kötülük yoktur. Tertemiz pak dindir. Peygamber Efendimize;

       —–Müslüman nasıl olur? 

  Diye sorduklarında,

       “O kimsedir ki,Müslümanlar onun elinden ve dilinden emniyettedir.”

    Müslümanın elinden ve dilinden kimseye zarar gelmez. Elinle de dilinle de kimseye zulüm olmaz. Elinin tuttuğu sopa,bıçak,bomba neyse kimseye eza veremezsin. Sana müslümanlarla ilgili kötü bir haber gelirse “Estağfirullah”çek. İslam’a kim dil uzatırsa dili kesilir. Bir illet verilir,onun dilini kese kese bitirirler. Müslümanlık nedir bilesin; Müslümanlık,iyiliği emreder. Kötülük neredeyse yavurluk oradadır. Müslümanların takva sahipleriyle eskiden alay ederlerdi.  Müslüman gereksiz yere karıncaya bile dokunmaz. Cenab-ı Allah’ın yarattığı her yaratığın yaşamaya hakkı vardır. Ama sen dil uzatırsan,Cenab-ı Allah yatağını içine bir yılan ve ya akrebi bulur sokar. Bundan dolayı ayakkabını silkelemek ve yatağa bakmak sünnettir. Ama Müslümana dil uzatan insanlara mahlukat düşman olur. Birine; 

   —Ölümün denizden olacak 

  Diye haber verildiğinde,denizin ortasına kale yaptırmış ama zehirli örümcek tabağın içinde gelip onun ölümüne sebep olmuş.

    Müslümanlık her yaşayan mahlukatın hayat hakkını kabul eden dindir. Sen müstahaksan,Cenab-ı Allah sana musallat olur ve öldürtür. Dikkat edin acz içindeyiz. Allah’la muharebeye kalkmasınlar. Din Allah’ın dır,bizim hiçbir şeyimiz yok. Her kim İslam’la karşı karşıya gelirse Allah’la karşılaşır. Bu zamanda çok fitne vardır. Şeytanı sevindirmeyin. Her gün yeni işitilmeyen şeyler okuyor onlara karşı dikkatli olun.

                                               

HUZURA ULAŞMAK

   Her zaman sohbetlere devam etmeye dikkat etmek gerekir. Yeme içme için konuşmaya ve insanları teşvike gerek yok. Çünkü yaşayanlar yiyip içmedikleri zaman bir çeşit ağrı hissederler. Bundan dolayı fiziksel varlıkları yeme ve içmeye koşmaktadır. Açlık ve susuzluk onlar tarafından duyulur. Bir kimse eğer aç ise açlık ağrı verir ve yemek bulmak için etrafına bakar. Fiziksel varlığı bunu hissettiğinden kendini doyurmaya çalışır. Huzursuzluktan huzura ulaşmak amaçtır. Bizim hayvan tarafımız tamamdır. Bir şey söylemeye gerek duymadan yemeye içmeye koşarız. Fakat ruhani varlığımız ilahi aleme aittir. Dünyaya ait değildir. Bundan dolayı ruhani varlığımız hiçbir zaman yeme içmeyle tatmin olmaz. Ruhun istediği maddi dünyadan değil,ruhani alemdendir. Peygamberler insanları teşvik etmek ve ruhlarını beslemek  için gelmişlerdir,çünkü fiziksel varlığımız her zaman öne çıkar ve perdeleyip engeller.

   —Ben yemeliyim,ben içmeliyim,ben zevk elmalıyım

    Der. Bizim hayvan tarafımız geldiğinde ve ruhani varlığımızın önünü kapattığında  genellikle bundan mutlu olunur. Fiziksel varlığının isteklerini tatmin ettiğin için mutlu olduğundan her şeyin tamam olduğunu düşünürsün. Bundan dolayı Allah c.c.,orucu emretmiştir. Oruç tuttuğun zaman senin fiziksel arzuların ve ruhani arzularında ayağa kalkarlar ve istemeye başlarlar. Dolayısıyla senin fiziksel arzuların yemeden ve içmeden zayıf kalır. Ruhani varlık oruçla kuvvet bulduğundan; fiziksel ve ruhani varlık arasında kavga başlar. Eğer sen bu dengeyi muhafaza edersen fiziksel ve ruhani arzular arasındaki dengeyi muhafaza edersin. Bütün manevi liderler kendilerini takip eden insanlar üzerinde bu dengeyi kurmaya çalışırlar. Senin gerçek varlığın karışıktır. Senin karakterin ortaya çıkar.

      Su; H20’dan meydana gelir. Eğer suya su olarak ayrı bakarsanız su ve hidrojeni ayrı ayrı göremezsiniz. Ayrı olarak tutarsan da suyun gerçek karakteri bulunmaz. Oksijen ve hidrojen atomları ayrı olup yeni bir birleşme formülü bir araya gelmedikten sonra su olması mümkün değildir. Oksijen ve hidrojen arasında balans olursa su karakterini kazanırlar. Allah c.c. der ki; 

      “Her şey arasında denge kurdum”

      Bu denge içinde her şeyin kendi kişilikleri içinde gözükür. Hidrojenin miktarı 3 olsa,3+3 olarak birleşseler su karakteri olmayacak ve başka bir karaktere bürünecektir. Balans,denge;her şeye Allah dengeyi koymuştur. Dengesiz varlıkta hiçbir şey olamaz. Filozoflar teslim olup;

   —Bir varlık,varlıktaki dengeyi kurar,iki olamaz

   Demişlerdir. Nizam-ı alem,denge her şey için. Dünyanın dengesi;her şeyde dengeyi bulursun. Şimdi yaratıkları öldürmek için çeşitli zehirli maddeler icat ediyorlar.

    —Bu hayvanlar zararlı,onları öldürmeliyiz

   Deyip katliamlar yapıyorlar. 50-60 yıl önce ben küçükken var olup da bugün soyu tükenmiş  bir çok yaratık vardır. İnsanların akıllarındaki tehlikeli bir hareket,insanlar arasındaki harmoniyi kaldırır. Çünkü Alemlerin Rabbi her şeyi yaratmıştır. Dünya üzerinde iki karıncanın arka arkaya koşmasının arasında bile denge vardır. Aklımızın taşıyamayacağı çok hassas bir denge vardır ve senin fiziksel varlığınla ruhani varlığın arasında denge olması gerekir. Bu denge içinde senin kişiliğin görünür. Senin kişiliğin maddiyatınla ve ya maneviyatınla değil,bunların ikisi bir araya geldiği zaman gerçekleşir ve buna göre kişiliğin ortaya çıkar. Bu çok önemli bir noktadır.  İradede; Rabbinin halifesi olarak sana verildi. Bu. İradeni denge içinde kullanmalısın. Ruhani ve fiziksel varlık arasındaki eşitlik olmalıdır. Bunu kullanabilirsen mükemmel bir kul olursun. Eğer değilse ilahi hizmetli kulların içine giremezsin.

    Bu dengeyi nasıl kurabilmeleri gerektiği noktasını öğretmek için ilahi alemden peygamberler gelmiştir. İnsanlar ilahi hizmeti yapabilsinler diye peygamberler  insanlara doğru yolu göstermişlerdir . Eğer bu hizmeti yapamazsan gerçek kişiliğini kaybeder ve düşersin. Sohbet;senin dengeni ve nefsini koruyabilmeni öğrenmen içindir. Çünkü nefis her zaman bir numara olmak ister, kendini öne koyar;

   —Ben birinciyim

   Der. O hedefe ulaşmak için metot ta değişik olur. Şeriatta ilahi emirler farklıdır,tatbikatta ise aynı nokta üzerindedir. Kabe’ye gelenlerden bazısı kuzeyden,bazısı doğudan,bazısı batıdan,bazısı uçakla,bazısı deveyle gelir. Bundan dolayı şeriat,hayatın şartlarına göre değişik olur. Hatta son,şeriatta son olarak, iman tatbiki değişik yollardadır. Tatbikat ruhaniyete ihtiyaç duyar ve ruhani insanlara ihtiyaç duyar. Onlar da değişik yollara ihtiyaç duyarlar. İnsanların anlayışlarına ve kapasitelerine göre değişir. Bundan dolayı;

    —Nakşibendi Tarikatı değişiktir

   Diyoruz. Diğer tarikatlar da insanları dengeyi sağlamak için hazırlarlar. İslam bütün insanlara muhteşem mükemmelliği ve dengeyi sunar. Ruhani ve fiziksel varlık arasındaki dengeyi ilahi huzura getirir. Şah-ı Nakşibendi h.z.,onun sohbetini işitmen ve duyman ve muhafaza etmelisin. (İngilizceden Türkçeye çeviri)      

                            

İYİLİK YAPMAK

   İnsanın nefsi ,şeytanın dişisidir. Kadınla erkek buluştu mu şeytan gelir. Nefsine sahip olamayan kimse şeytana yataklık yapar. Üzerine şer yağar. İnsan kötülük yapmak için gelmemiştir. Hayvan ısırır,teper,mazurdur yani özrü vardır;

   Sen benim hayvan olduğunu bildiğin halde niçin beni dürtükledin?sende akıl var bende yok!

   Kıyamet gününde hayvan ve insanın muhakemesi vardır. Onun  için hayvan birini öldürürse kanun tutmaz. Kanun insan içindir. Hayvanlar ziyan işlese çobanı mahkemeye çekerler. İnsanlar iyilik yapmak için yaratılmıştır. Kötülük yaptığı zaman insanlıktan çıkar.  Zamanın birinde bir çocuğu köpek ısırmış. Gece olunca çocuk inlemeye başlamış. Babası;

   —Oğlum neden köpeği ısırmadın?

   —Ey baba ben köpek değilim ki,

  Demiş. İbret alan adama bu  hikaye yetişir.  Bu kadar ulemalar,evliyalar  insanlığı öğretmek için gelmiştir.  Ancak şimdiki zamanda herkes insanlaşmaya değil canavarlaşmaya çalışıyor. Nereye bakarsanız daha da

vahşileştirmeye sevk eden şeylerin arkasına düşülmüş. İnsanlığını yitiren seviyesiz kişilerin seviyesine sen düşmeyeceksin. İnsanlar,izzeti nefis derler. Allah;

        “İnsanın nefsinin boş gururu onu günah işlemeye sevk etti.”

   Diyor. Bu zamanın insanına güzel söylesen ters anlar,sözü bilhassa nasihati kabul etmez. Nasihat edeyim deme sana küfür eder,dövüşür.

   —Benim nasihate ihtiyacım mı var?

Der. Deveye demişler ki;

  —Nereden geliyorsun?

 —Hamamdan geliyorum

 —Ayaklarındaki çamurdan belli!

  Demişler. Mandalar her sabah göl ve ya çirkef deryasına girerler. Camışlar suyu çok sevdiklerinden her gün katarlarla çamura girmek için giderler

   —Banyodan geliyoruz duşumuz eksik,belki milleniumda bize insanlar onu da yapar!

Diyebilirler. 20.asrın insanları hakikati kabul etmez,Ebu cahil tohumudurlar. Peygamber s.a.v.’i de kabul etmezler. Peygamber Efendimiz zamanında arpa dikende vardı,şimdi de devam ediyor. İnsan içinde kıymetlisi de vardı,kıymetsizi de vardı. Nesli tükenmedi. Efendimizin s.a.v’in zamanından Ebu cahil tohumu devam etti ve hesaba gelmez derecede çoğaldı. Nefis:insanın nefsi şeytanla buluştu mu dişi şeytan doğar. Allah’ın rahmetini isteyen;

   Aman Ya Rabbi,beni nefsin eline bırakma

   Derse,Allah c.c.,onu gözetir. Ama rahmetini istemeyip kendi kendine kurtulmak isteyen kimse bataklığın içinde çırpındıkça daha da batar. Her zıpladığında daha derine girer. Onun için Efendimiz;

   “Allah nefsin içine düşürmesin”

    Diye münacatta bulundular. Bir anda imansız gidersin. Bir anda yolunu değiştirir. Nefis doğru yürümeye fırsat bırakmaz. Nefis şeytanın hemen arkasından gider. İstediğin kadar kabrini kıbleye döndür,şeytana uyan  kıbleye döner mi? 

  Allah’a teslim olan zatın birisi,kabre yatırılırken;

   —Oğlum benim yüzümü kıbleye döndüren döndürmüştür,senin döndürmenle değil.

  Demiş.

   “Yunus öldü diye sala verirler,ölen hayvan imiş,insan değilmiş.”

   Ölen hakikaten insan olan o zat söylemişti ki;

    —Bizim yüzümüzü döndüren döndürmüştür,senin döndürmen kar etmez

   O da ne zaman döndürürse! Gönül kıblesinde sen nereye bakıyordun?Oraya!Korkma!

 

HİKAYE

   Haccac,büyük Ashab-ı Kiramdan bir kimseyi şehit etmiş,onun boynunu vurdururken  yüzü gülüyormuş . Haccac;

   —Niye güldün?

Diye sorunca,

   —Allah’ın bu derece yaklaştığını gördüm

  Demiş. Haccac nalları diktiği vakit birinin rüyasına girmiş ve;

   —Haksız yere boynunu vurdurduğum insanlar için bir kere,Ashabı Kiramdan o kimsenin boynu için 70 kere boynum vuruldu

  Demiş.

  Küçük günah yoktur. Cesaret etme. Asi gelme. Bile bile günah işleme. İslam ulemalarına Allah rahmet kapılarını açsın. Onların mesuliyetleri çoktur. Bizim hocalar şimdi tütün de içer ;

   —Küçük günah

  Derler. Küçük günah üç kereden sonra büyük günah olur. Büyük günah istiğfardan sonra tekrarlanırsa olmaz.

   Bir çocuk ağlıyormuş;

   —Ne diye ağlıyorsun?

Diye sormuşlar.

   —Cehennem azabından korkuyorum

   —Sen küçüksün yanmazsın

   —Ama annem ateş yakarken gördüm altta ince odunlar büyük odunları yakıyordu,be ne yaparım?

    Bizim aldığımız dereceyi geçmiş ümmetler almamıştı. Eski hükümetler,dine dil uzatanın dilini de kafasını da keserlerdi. Rahat tutarlardı,tevfik ve muhafaza vardı. Lakin bu,günümüzde iş aksine döndü. İslam’a göz açtırtmıyorlar. Sen İslam’ın heybetine bak. Biz de ne var ki,kırık sopa. Zahir gücümüzde yok,zibidiliğimizden kuvvetimiz de yok. Ama ordular donanmalar İslam’ı hedefe koyup da;

   —Onu vuracağız

   Demiyorlar. Sen İslam’daki heybete bak!

    

SOHBET

 Şah-ı Nakşibendi Hz’leri buyurmuştur;

Bizim tarikatımızda esas sohbettir,kim sohbetteyse Allah’ın rahmeti onun üzerinedir”

   En büyük kul ve en son peygamber Hz. Muhammed s.a.v.’dir. kim Allah rızası için bir araya geliyorsa Allah onlara rahmet eder. Gayret et ve en azından bu maksat için Allah’la birlikte ol. Bir mürit ve ya Allah’ın sevgili kullarıyla beraber olmaya çalış. Bir toplantıyı Allah’ın şerefini ve şanını yüceltmek için yap. Bu görüşme içerisinde Allah’ın azameti hakkında konuştuğunuz vakit Allah sizi ödüllendirecektir. Şeref kazanmak isterseniz,şeref;Allah’ın huzuru demektir. Cahil insanlar  hayatlarındaki parayla,mücevherlerle,parlak elbiselerle,   parayla,    arabayla büyük, şirketlerle,büyük binalarla rütbe ve şeref kazanılır zannederler.  Onlar için en son ulaşacakları nokta, başbakanlık ,milletvekilliği,general ve ya mareşalliktir. Bu hayat içerisinde ulaşılabilecek en son noktadır ve buna da ancak hayatın son zamanlarında belki ulaşabilir. Bütün fiziksel arzuların kaybolduğu zaman o mevkiye gelir. Hemen hemen bu dünyayı terk edeceği zaman elde edebilir. Gençlikteyken bu emellere ulaşılamaz. Ancak onun fiziksel arzuları sıfırlandığı zaman belki bu rütbeye ulaşacaktır. Adamın dişleri varken eline ceviz geçmez,dişleri döküldüğü zaman eline ceviz geçer. Buna benzer bu. Kendisi bittiği zaman,hisleri aşağı gittiğinde o zaman şeref  ulaşır.  Bu şeref kendini öyle bir yaşta bulur ki,o şeref kendine zevk vermez. Zevkleri tadamaz haldedir. Bu insanların çoğunluğu da bu rütbelere ulaşmadan ölür. Öldüğü zamanda dünyevi şerefler elinden çıkar. Sen sana ebedi verilecek olan şerefleri ara! Sonsuz olan şeref;Allah seni bu şekil şerefle şereflendiriyor. Bu şansını kaybetme,Allah’tan daha fazla şeref alma şansını kaçırma. Bu Allah tarafından  bir fırsattır. Onun için birisiyle buluştuğunuz zaman Allah rızası için birleşin.

   —Esselamu Aleykum

   Deyin,

  Şah-ı Nakşibendi’nin sözü;

   “Allah’ım bizim hakiki varlıklarımızı nurlarınla nurlandır,”

  Akılsız insanlar, Nakşibendileri dünyanın peşinden koştuklarını zannederler. Dünya ölü,leş bir köpektir ve arkasından koşturanlar da köpektir. Hakiki İslam sonsuzlukla alakalıdır,bu pis dünya hayatı için değil. Akılsız insanlar dünyanın peşinden koşmaktadırlar. Lüzumsuz işler peşinde koşturuyorlar. İnsanlar dünyada rütbe kazanıyorlar ama ne için kazandıklarını bilmiyorlar. Hakiki Nakşibendilerin peşinde dünya koşar. Aslan; ölmüş hayvanların peşinden koşmaz,avlanır,öyle yer. Dünya;ölmüş bir hayvan leşidir,çakaldır. Biz şereflendik,çünkü Allah bize sonsuzluğu,cennetleri,huzuru söz verdi. Biz leş dünyayı istemiyoruz.  Fakat agresif dünya insanları,dünya hazineleri peşinde koşuyorlar. Onca krallar hazineler topladı,bırakıp gittiler. Allah için buluş. Allah için yaşa,Allah için öl!başka bir şey yok. Kısa bir süre sonra her şeyi bırakıp zulmet dolu bir mezarın içine girilecektir. Bizler müritler olarak bir araya gelip      

  ”Lailahe illallah”

   Dediğimizde,Allah’ın birliğine şahadet etmiş oluruz ve Efendimiz Habibullah’ın da peygamberliğini kabul etmiş oluruz.

   “La ilahe illallah Muhammeden Resulullah”

   Demesi bir insan için yeterlidir. Ona şeref olarak yeter ve sonsuz hayatı kazanmasına neden olur. Büyük Şeyhimizin vasiyeti üzerine belki yarım saat buluşuruz,zikir yaparız ve üstatlarımızın bize verdiği neyse onu söyleriz. Bu bir şereftir. Dünyanın doğusundan batısına nereye gitseniz bu şerefi bulursunuz. Allah zayıf kullarını desteklesin. (İngilizceden Türkçeye çeviri)

                                                   

ŞEYTANIN FISILTISI

   Şeytan:hiçbir zaman hiçbir insanı boş bırakmaz. İnsanlar içinde şeytanla ilişkisi olmayan hiçbir insanı bulamazsın. Ne kadar insan varsa o kadar şeytan vardır. Hepsi de büyük şeytanın idaresi altındadır. Büyük şeytan, Allah’ın emirlerinden kaçtığı gibi herkese de onlarda kalsın diye bir şeytan yollar. Şeytanın saldırı yapmadığı hiçbir insan bulamazsın. Peygamber Efendimiz;

       “Bana bile bir şeytan vardı ama Allah onun bana teslim olmasını emretti ve onu ben tuttum ve beni dinleyen kul yaptım. Beni kabul etti ve İslam’a girdi. Ey benim ümmetim,şeytanınızı sizi dinlemeye mecbur edebilirsiniz. Allah size zarar vermek istemez”

   Allah sorar ;

   —Niçin şeytan yarattım?

   —Şeytanı yarattım,o herkesin nefsidir.

   Nefis şeytanın fısıltısıdır. Nefsini ve şeytanı yenebilirsen merteben yükselir. Şeytan senin mertebeni alçaltır. Allah insana nefsini hediye olarak verdi. Çünkü insan nefsini kontrol etmeyle güçlenir. İnsanın nefsi olmasaydı melek gibi olurdu. Allah istediğini % 100 başka bir maksatla değişik yarattı ve nefis verdi. Nefis olmasaydı;nefsi olmayan bir insan,nefsi olan insanın eriştiği mertebeye erişemez. Nefsi olan bir insan 7 kat cennete ulaşabilir ,ancak nefsi olmayan bir insan yetişemez. Tarikatların da bu süper gücü kontrol edebilmesine yardım eder. Bu gücü kontrol edemezsen seni öldürebilir. Çok büyük bir güçtür. Şimdi bu yüzyıldaki insanlar;

   —Niçin bize nefis verildi?

   Diye şüphelenirler. Beyazidi Bestami Hz. diyor ki;

      “Nefsin maksadı,Allah’ın huzurunda en aşağı makamdan en yüksek makama çıkabilmek içindir”                         

    Bir uçak ancak seni buradan Almanya’ya götürür,seni yatak odana kadar götürmesini bekleyemezsin. Çünkü geleceği o kadardır. Nefsini kontrol etmek istiyorsan onu at gibi kullanman lazım ve Allah’ın huzuruna çıktığında nefsini hayvan gibi dışarıda bırakırsın ve temiz çıkarsın. Nefsini,şeytanı becerip de kullanabilirsen,seni Allah’ın yanına kadar götürebilir ve oradan onlara;

   —Sen birinci kata dön ve bizi seyret .Diyebilirsin(İngilizceden Türkçeye çeviriler:Sadi Akkök)

AĞIR YÜK

    Bizim asli nefislerimizi kontrol altına alıp düzeltmemizi nasip eylesin Ya Rabbi! Şeyhle sohbet en aşağı seviyeden en yukarı seviyeye taşır. Sohbetlerden anladıklarımızla beraber sohbet kuvvet daha geniş kapasite vermek içindir. Ruhlarımız bundan hoşlandığında fiziksel yapımıza destek verir. Fiziksel yapımızın sadece yemeklerden ve ilaçlardan kuvvet aldığını zannetmeyin. Bunların hepsi pil gibidir. Pil,devamlı ve kalıcı değildir. Devamlı destek ruhlardan gelir. Ruhlardan da fiziksel yapımıza destek gelir ve bu destek devamlıdır. Her zaman mesut ve ümitli olmanız lazım. Eğer kendi ruhunuza dikkat etmezseniz,ruhunuz mesut ve sevinçli olmayacak ve dolayısıyla fiziksel yapınıza destek vermeyecektir. Eski insanların uzun yaşamalarının sebebi buydu. Eskiden şimdiki aletler yoktu,her işlerini elleriyle yaparlardı,. Her şeyi insan gücüyle yapıyorlardı. Bu şekilde daha sağlıklı ve barış içinde yaşıyorlardı. Şimdi ne yapmak istersen bir düğmeye basıyorsun,hazır oluyor. Teknoloji rahat bir hayat hazırlasa da ama ruhlara bir yardımı yoktur. Çünkü vücutlar ruhla beraber anlaşamazlar dolayısıyla vücut kırgın olur. Vücut destek veremediğinden dolayı,günden güne sayısız hastalıklar meydana çıkar. Kendini bunlardan kurtarmaya çalışınca bu defa başka hastalıklar çıkar. Bu bitince başka bir kriz daha başka bir yerden çıkar. Böyle olunca hiçbir güvenlik kalmaz. Allah c.c. diyor ki; 

       “Ey insanlar,kendiniz için barış ve rahatlık istiyorsanız,ruhlarınıza daha fazla zikir yaparak,fiziki gücünüzü ve ruhlarınızın kendine olan güvenini artırabilirsiniz.”

       Fiziksel yapınızın istediği ilaçları almasanız da,eğer ruh yapınız sağlamsa o zaman istediğiniz gibi sağlıklı yaşarsınız. Ama insanlar söylediklerimizin doğru olduğuna inanmıyorlar;

   —Yemeden,içmeden,eğlenmeden nasıl mutlu olabiliriz?

   Diyorlar. Bu hayvanların seviyesidir. Yiyip içmekle,büyük arabalarla büyük evlerle mutlu olabileceklerini zanneden insanlar hayvanların seviyesine inmiştir. Omuzlarında yük taşımayan insanlar;mutluluğa erişmeye çalışan insanlardır. Dünya,bu geçici hayat ve fiziki arzularımız bizim  sırtımıza ağır yüklerdir. Ne kadar fiziki arzulara yol açarsanız bir o kadar artar. Mesela bazı insan kahvehaneye gider bir bardak çay içer ve biraz oturur,eve geri gelir. Bazıları meyhaneye gider,bazılarının elinde daha çok imkan vardır ve daha da lüks olur ki orada daha çok eğlendirecek yollar vardır. O kahvehaneye giden ilk adamla aralarında çok fark vardır. Lükse sahip olan adam belki 500 paundluk hesap öder. Herkesin elinde imkan vardır ama sırtlarına daha çok yük alırlar. Bu yük insanları daha da zayıflatır. Daha başka şansları her zaman bulabilirsiniz. Ama aynı oranda sırtınızdaki yük de artar. Bu yüzden zenginlik insanların sırtına yük olur. Zayıf insanların kendi bulundukları seviyeden yukarı çıkmaları için bir imkan yoktur. Onlar her zaman mesut yaşarlar ve onlar için her zaman güvenlik vardır. Zenginlik ağır bir yüktür. Zenginliği Allah yolunda harcarsan sana yük olmaz. Çok istemek ve pintilik,insanları bulundukları seviyeden aşağı doğru indirir ve acı çekmelerine,daha fazla sefilliğe neden olur. Bu yüzden hayatınızda basit bir insan olmaya çalışın. Kolay bir hayat sırtınıza hafif bir yük olur. Ellerinde valiz taşımazsan  doğrudan doğruya uçaktan çıkarsın. Ama yığınla valizin varsa,gümrükte günlerce beklersin,içini açarlar,kontrol ederler. Adam dışarı çıkana kadar azap çeker.

      2.milenniumdayız ve halen daha pasaport sıkıntısı   vardır. Parayı ödeyip geç. Bu modernliğin en üst noktasıdır. Ama 2. Milleniuma yetiştikleri halde yaptıkları bu hal nemruttan önceki zamanın halidir. Avrupalılar öyle yapıyorlar,EURO kullanıyorlar. Bir müddet sonra parayı da ortadan kaldıracaklar ve insanlar istedikleri gibi hareket edecekler. Gidiş-geliş de herhangi bir sorun olmayacak. Her kes serbest olduğundan,daha fazla kaçakçılık ve mafya olmayacak. Bu aptalca kanunlar mafyayı getirir,zenginleri daha fazla zengin yapar. Gitmek gelmek isteyen serbest,parayı ödeyen geçsin. İster yaşa ister öl! Öldüğün zaman ayaklarını bağlayıp denize atarlar. İnanmak isteyen inanabilir,inanmak istemeyen inanmaz. Maalesef bu hakiki medeniyettir.

       “Ey Allah’ın sevgili kulu;sen onları çağır,gelirlerse mükafatlandırılırlar,reddederlerse ceza onları bu hayatta ve öbür hayatta yakalar!”

    İyi olanlar iyilik işler. Kötü olanlar kendilerine zarar verirler. İşte insanlar böyle sırtlarına yük alırlarsa hiçbir zaman bu hayattan zevk alamayacaklar. Eğer ruhlarını iyi tutarlarsa huzuru da  içlerinde tutarlar. Bizim nefsimizi bize hükmeden olmaktan kurtar,biz ona hükmedelim,sana kulluk yapalım Ya Rabbi!

DUALAR

     Mutlak sultansın, istediğin gibi hükmedersin,kimse Sana;

   — Ne yaptın?

   Diyemez. Bize hidayet buyur. Bizi; nefsin peşinde olmaktan,kölesi olmaktan, dünyanın kölesi olmaktan kurtar,halis kulunu şereflendir. Zayıfız.  Cenab-ı Allah ’tan afuv talep ederiz. Hakiki tövbeyi nasip etsin. Kulluk şerefiyle şereflendirsin. Bizi ne halkın önünde ne de kendi huzurunda rüsva etmesin. Bizim tatsız amellerimizi,çirkin hallerimizi gösterip,bizi ne dünyada ne Ahirette rezil etmesin. Heybetli Müslümanlar olalım.

     Ya Rabbi,yeryüzünde şeytanın saltanatını yıkacak kulunu gönder.

     Allah bize imdat buyurup,salih kullarının heybetini izhar eylesin.   Bizi huzurundan tart etme Ya Rabbi,İslam’ın padişahını,senin şeriatının padişahını gönder. Gençlerin hürmetine rahmet kapılarını,cennet kapılarını aç,Ahiretlerimizi hayır eyle,düşmanın kalbine korku Sal,İslam’a karşı kalpleri değiştir Ya Rabbi,İslam’a karşı iken İslam la beraber olsun. Küfür aşağıya düşsün,Ya Kerim,keremine göre yardım eyle. İslam’ın başını yukarı kaldıracak tecelliyi gönderip,İslam’ın başını yukarı kaldır Ya Rabbi. Müslümanlığa el değdirmeyecek sultanı gönder,İslam’ın saffet,haşmet ve azametini göstert. Bütün dünyanın sultanını,İslam’ın sultanını gönder.

      Allah biz bu ahir zamanın fitnelerinden muhafaza edip imanımızı da hakiki iman derecesine hakiki lütfüyle yetiştirsin,inananlardan olalım,Allah’ın yoluna hizmet ve kendisine kulluk şerefiyle Cenab-ı Allah bizi şereflendirsin. Bizi kulluğuna kabul eyle,bizi kulluğundan atma,hakiki ümmetlerinden eyle,sahibin askerinden,cennet askerinden,Cemalullah’ı seyredenlerden eyle Ya Rabbi. Bu yüzyılın başında,bizlere fiziksel varlığımızı,bizi ruhani kanatlara kavuşturacak insanları gönder. En övülen,sevilen,sayılan kulun olan Efendimiz’den ve bizi de kulluğundan ayırma. Allah iyi kullarını takip etme imkanı versin ve Cenab-ı Allah’ın rızasına hazırlanmamızı nasip etsin. Aman Ya Rabbi,bizi kötülerin eline bırakma. İslam’ın Sultanını,padişahını gönder,insanlığı hakaretten kurtarsın. Allah bize yolundaki insanlardan,kendi krallığından sadık kişileri göndersin. Sonsuz Sultan,onun hükümdarlığı sonsuza aittir. Allah bize güç versin ki,Peygamberlerin ve enbiyaların yolunu takip edelim. Allah bizi affeylesin. Bizi şeytanın saltanatına bırakmasın. Rahmetini esirgemesin. Allah zayıf kullarını desteklesin. Bizim nefsimizi bize hükmeden olmaktan kurtar,biz ona hükmedelim,sana kulluk yapalım. Efendimi s.a.v.’den, feyiz,kulluk,iyi ve güzel şeyler nasip et Ya Rabbi. Sen Sultansın,senin kulluğundayız Ya Allah,bizi senin kulluğuna yürütecek kullarını nasip et,bizi senin kulluğundan uzaklaştıranlardan tart eyle. Karanlık dünyadan,dünyayı karartanlardan kurtar. Allah c.c. bizi ilahi intikamlardan korusun. Ezeli,ebedisin,varlık sahibi sensin,İslam’ı takviye edecek orduları gönder Ya Rabbi.

        Allah bize dünya için değil,ilahi alem için arzu versin,şeref versin. Rahmet üzerimizde olsun. Allah,Şam’a şeref ve nur,bize de Şam’da yaşama ve ölme şansı versin. Muhammed s.a.v. ve torunları Hasan ve Hüseyin’in üzerine rahmet ve bize de rahmet versin. Onlar derviş insanlar ki her zaman hürmet ve rahmet ile doludurlar. Şeref ve rahmet. Cenab-ı Allah’ın sonsuz rahmet denizlerinden bize de gelsin. Allah bizi affetsin,O’nun için yaşamayı,yapmayı,O’nun için ölmeyi,O’na ulaşmayı nasip etsin. Allah’ın bize kolay bir yol yap,ilahi huzura varalım. İlahi aleme ulaşmak için daha güç ver. Gönderilmeyen nurları,nur sahiplerini bize gönder,ilahi saltanatı kuracak,yeryüzünde şeytanın saltanatını bitirecek kimseyi gönder,bizi hakikat dönemine yetiştir,hakikati görenlerden olalım. Allah bize kendi ilahi lütuflarını ihsan eylesin. Meşayıhın huzurunda yüz aklığıyla duralım,İslam’ı uyandır,İslam’ı ayağa kaldır,İslam’ın düşmanlarını tüket,İslam’a düşman olan ne kadar kimseler varsa onları da senin kahrına havale eyledim. Her türlü keferenin haklarından gelinmesi için Ya Rabbi,ilahi iradenle Cünudullahtan birer fırka,onları tüketmeye bir fırka yetişir,mübarek ayların hürmeti için Anadolu’da şarkta ve garpta sıkıntıya düşen müslümanların imdadına yetişecekleri gönder. Ya Rabbi. Habibin Ekrem’in hürmeti için,selametlik dairesi çevirip bizi o dairenin içerisinde bizleri mahfuz kıl. Sıkıntıyı bizim üzerimize verme, bizi selamete çıkaracak kullarını bize gönder,Manevi güç sahiplerini bize gönder. Cenab-ı Allah bize mübarek gecelerdeki ilahi feyizleri nasip eylesin. Halimizi iyiye tedbil eylesin. İslam’ın alemini kendinde toplasın. Maalesef bugün İslam alemi pek dağınıktır,parçalanmıştır,müslümanlık kendi ülkesinde mahkum edilmiştir. Maalesef müslümanlar kendi ülkelerinde aşağılandırılmıştır,Maalesef İslam’a tazim ,hürmet,saygı kalmamıştır,geri ver Ya Rabbi. Bizi bizden olmayanların eline bırakma.

Reklamlar
Posted in: sohbet